Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Julian Barnes'tan edebiyat üzerine inciler



Vasat
Toplam oy: 970
Julian Barnes
Ayrıntı Yayınları

Son kitabı "The Sense of Ending" ile bu sene dördünce kez aday gösterildiği Man Booker Edebiyat Ödülü'nü kazanan Julian Barnes'ın kendi sözleriyle yazarlık, yazmak, edebiyat ve kitaplar hakkında:

 

 

“Kitaplar “O bunu yaptı çünkü...” der. Yaşam ise “O bunu yaptı” der. Kitaplar şeylerin size açıklandığı yerdi; hayat açıklanmadığı. Bazı insanların kitapları tercih etmesine şaşırmıyorum. Kitaplar yaşamı anlamlandırır. Tek sorun şu ki anlamlardığı yaşamlar diğer insanların yaşamlarıdır, asla kendinizinki değil.” (Flaubert'in Papağanı)



İlk taslak zorluklarla doludur. Doğum yapmak gibi çok acılıdır, falat ondan sonra bebeğe bakmak ve onunla oyun oynamak neşe doludur. (Paris Review dergisindeki söyleşiden)



Edebiyat hakikate dair bir araya toplanmış gerçeklerden daha fazla şey söyleyen büyük, güzel, iyi düzenlenmiş yalanlar üretmek işlemidir. Edebiyat bunun da ötesinde pek çok şeydir; dilden zevk almak ve onunla oynamak gibi. Aynı zamanda hiçbir zaman tanışmayacağınız insanlarla iletişim kurmanın garip şekilde samimi bir şeklidir. (Paris Review dergisindeki söyleşiden)


En büyük yurtseverlik ülkeniz onursuzca, aptalca ve alçakca davrandığında bunu ona söylemektir. (Flaubert'in Papağanı)



“Yazar doğuştan dışlanmış ve duygudaşlığı evrensel biri olmalıdır: Ancak o zaman açık seçik görebilir.” (Flaubert'in Papağanı)



“Kaçılamayacak şey, hikayelerin tümünün içinde geçen şey hafızadır. Kaçak her zaman geri dönmek zorundadır, zihinsel ya da fiziksel olarak, ya da iki şekilde de.” (Guy Maupassant'ın Gezgin Satıcı'sı hakkındaki London Review of Books'taki yazısından)




“Bu kitabı yazarına güvenerek, olayları açıklamasına inanarak okuma ve rahatsız etmeyen bir meltemin sizi taşımasına izin vermek çok kolay.   Maupassant sıklıkla 'doğal bir hikaye anlatıcısı' olarak anılır; bir başka deyişle profesyonel, eğitimli, doğal olmayan bir hikaye anlatıcısı.” (Guy Maupassant'ın Gezgin Satıcı'sı hakkındaki London Review of Books'taki yazısından)



Ne kadar sıklıkla kendi yaşam hikayemizi anlatıyoruz? Bunu yaparken ne kadar sıklıkla düzeltiyor, süslüyor, sinsi kısaltmalar yapıyoruz? Ve hayat daha uzun sürdükçe,  anlatımımıza itiraz edecek daha az insan oluyor etrafta; bize hayatımızın kendi hayatımız olmadığını ve hayatımız hakkında anlattığımız hikayenin zar zor hayatımıza benzediğini hatırlatacak daha az insan. Başkalarına anlattığımız, fakat esasında kendimize anlattığımız hikayenin.” (The Sense of an Ending)


“İnsanlar beni okumaları gerektiğini söylemeyeceğim. O tarz şeyler politikacılar içindir.”


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Günlük yaşantıdaki kurallar çoğu zaman, yazılan eserler için de geçerlidir. Zorla gerçekleşen, kendine biçilen rolden fazlası istenen veya aşırıya kaçan her şey güzelliğini yitirir. Şair Eyyüp Akyüz, son kitabı Eskiden Buralar’da, adeta bu bilginin ışığında şiirlerini uzun tutmadan bitiriyor ve akılda kalan mısraları bize yadigâr kalıyor.

 

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.