Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Şahane Bir Kitap Arşivi

En çok okunanlar  

Şahane Bir Kitap


“Aşk bazen insandan çok evveli”

Şair durmuş durmuş durmuş hiç kıpırdamadan öylece, sonra sokmuş elini içine, yüreğinden bir kehanet koparıp atmış ortaya kanlı kanlı ve basıp gitmiş sessizce. Ardında acı bir çığlık kalmış. O çığlık işte meğer, armağanmış. Çığlık çığlığa ve kanlı bir kehanet olabilir evet bazen şiir. Doğum anlarına rastgelir, doğumun öncesinden seslenir.


Bu polisiye niye şahane?

“İçinde polisin olduğu bir roman türünü niye bu kadar çok seviyorum ki,” diye düşündüm kendi kendime. Henüz Katilin Şahidi’nin sayfalarını çevirmeye başlamamıştım.


Şehrinizi nasıl “asi” tutarsınız?

David Harvey 2011 Londra ayaklanması sırasında bakın ne demiş: “Şansımız varsa,  komisyonlar kurulacak, raporlar hazırlanacak… Şansımız varsa, diyorum çünkü İngiltere’nin halihazırdaki başbakanının ‘vahşi’ dürtüleri, bir yandan ahlaki pusulanın şaştığından, adab-ı muaşeretin yerle bir olduğundan, başıboş gençler arasında aile değerleri ve disiplinin maalesef erozyona uğradığından dem vurur


Görmüş ama gözlem yapmamış bir çağın kahramanı Holmes

“Dr. Watson size yazmaz; alazlı bir şömine ateşinin karşısından Kral VII. Edward dönemine has bir nezaketle sizinle konuşur. Sesinde sınırlar ve yapmacıklık yoktur. (…) İnce duygular Dr. Watson’ın kafasını karıştırır. Sanattan anlamaz. Yine de tıpkı yaratıcısı gibi gelmiş geçmiş en büyük öykü anlatıcılarından biridir. Sahneyi Holmes’a bıraktığı nadir anlarda Watson’ın geri dönmesini bekleriz.


Alem buysa, mel’un benim!

Bir deliyle başlamıştı her şey hatırlarsanız, roman sanatının kabul edilen ilk örneği Don Quixote’da bir deliden bir kahraman yaratıyordu Cervantes: Ve sanki karanlık bir sanata, karanlık bir yazgı verip, yollarına gölgeler düşürüyordu… İşte o gün bugündür, kim saparsa aydınlık, ışıklı yollardan, Cervantes’in kurguladığı yazgıda bir yazar, bir deli, bir kahraman oluyordu.


Son diye bir şey yoksa, her şey sadece başlangıçtan ibarettir

“Ancak sözcüğü, sandalyenin altına gizlenmiş afacan bir çocuk gibidir. Henüz görmediğiniz sözcüklere mürekkep sevk eder. Ve sözcükler, kağıdın üzerinde akar, sınırı aşar gider. Son diye bir şey yok. Öyle düşünüyorsanız, doğaya kanmışsınız demektir. Sadece başlangıçlar vardır. İşte bu da o başlangıçlardan biri.”

 

 

 


Oysa aşk, kendine benzemeyeni sevmek değil miydi?

Bu haftanın ŞahaneBirKitap'ı aynı zamanda güzel de bir edebiyat haberi: Bir öykü kitabına ve genç bir yazara dair… Sinan Sülün ve onun Karahindiba'sı, okunmuyor dediğimiz Türk öykücülüğünde arka arkaya üç baskı yaparak yüzümüzü güldürdü.


Eli sopalı insanlığın kuş duası

Heba… Hiçbir işe yaramadan yok olmak, boşa gitmek… Arapçada eskimiş anlamında… Yani bir süreç işi, heba. ‘Ziyan’da olduğu gibi bir anlık bir şey değil, boşluğa, dalgınlığa gelecek gibi hiç değil.


Şiirden taşan canavar, bize ne yapar?

VII. ile X. yüzyıl arasında bir yerlerde, bugün eski İngilizce ya da Anglo-saksonca denen dille yazılmış bir büyük şiir, bir büyük efsane, bir büyük canavar öyküsü Beowulf. Lirik, kültürel, psinalitik, mitik… Onu yıllar boyunca araştırmacılar, akademisyenler okuyup inceleyip dururlar ama iş edebiyatçılara, hele ki J.R.R. Tolkien’e gelince değişir.


Ortalama ile gayet insani olan arasında: Bir Son Duygusu

“Tarih, zafer kazananların yalanlarıdır.” ya da “Yenilenlerin özyanılsamalarıdır.” Peki şuna ne dersiniz: “Tarih, belleğin kusurlarının, belgelemenin yetersizlikleriyle buluştuğu noktada üretilen kesinliktir.”

 

 

 

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.