Agatha Christie’nin yaşamına dair 13 şaşırtıcı bilgi | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Agatha Christie’nin yaşamına dair 13 şaşırtıcı bilgi




Toplam oy: 39

Okumayı 5 yaşında kendi başına öğrendi
Agatha Christie’nin annesi, her ne kadar kendisi bir edebiyat düşkünü olsa da, kızının okumayı erken öğrenmesini istemiyordu. Babasından evde eğitim alan Agatha, ders aralarında hayli sıkılıyordu ve 5 yaşını doldurmadan, okumayı kendi başına öğrendi. Geleceğin kitapkurdunun ayak sesleri...



Bir eczacıydı
Eczacılık sınavını geçen Christie, I. Dünya Savaşı’nın ardından hastaneye bağlı bir revirde çalıştı. Onun zehirli karışımlar hakkındaki muazzam bilgi dağarcığını açıklayan önemli bir bilgi bu! Christie'nin zehirlere olan düşkünlüğü, Kathryn Harkup’ın yazdığı A is for Arsenic: The Poisons of Agatha Christie adlı bir kitaba da konu olmuştu.

 

Görsel: Christie Archive Trust



Yazarlığa şiirle başladı
İlk yayımlanan metni bir şiirdi ve o zaman yalnızca 11 yaşındaydı. Şiir Londra’daki bir gazetede yayımlandı. Ergenlik döneminin sonlarına kadar daha pek çok şiiri, günümüzde şairler için prestijli bir mecra haline gelen Londra merkezli The Poetry Review’da yayımlandı.



Polisiye yazmaya, ablasıyla girdiği bir bahsi kazanmak için başladı
Agatha Christie de Mary Shelley gibi, ilk romanını ablasıyla iddiaya tutuşarak yazdı. Christie’nin ablası Madge, onun, okurun katili fark edemeyeceği türden iyi bir polisiye yazamayacağını iddia ediyordu. Herhalde tarihin en yanlış meydan okumalarından biri! Christie’nin ilk romanı Ölüm Sessiz Geldi (The Mysterious Affair at Styles) 1920 yılında ABD’de, 1921 yılında ise Britanya’da yayımlandı ve eleştirmenlerden tam not aldı. Roman daha sonraki yıllarda radyoya, sahneye ve televizyona uyarlanacaktı.

 



Romanlarındakine benzer gizemli bir olayı kendisi yaşadı

Bir kış akşamı,  Agatha Christie ortadan kayboldu. Terk edilmiş arabası aile evinden kilometrelerce uzakta bulundu. Tüm ülkeye yayılan bir arama seferberliği sonucunda, Christie’nin sahte bir isimle otelde kaldığı öğrenildi. Hafıza kaybı yaşayan Christie kim olduğunu bilmiyordu ve kocası onu almaya geldiğinde onu tanıyamadı. Ünlü yazar, sorunlu evliliğine son noktayı koyacak olan bu olaydan daha sonra kamu önünde hiç söz açmadı. Onun kayboluş hikayesi Ahmet Ümit dahil pek çok polisiye yazarına ilham kaynağı oldu.


İkinci eşiyle Doğu Ekspresi’nde tanıştı
Doğu Ekspresinde Cinayet’i okuyanlar romanın mekanının bir aşk öyküsü için uygun olduğundan şüphe duyuyordur muhtemelen, ancak Christie, ikinci eşi Max Mallowan ile, hayatı boyunca arzu ettiği şeyi, yani Doğu Ekspresi’ne binmeyi gerçekleştirdiği sırada tanıştı. İkisi, Irak’ın güney sınırındaki arkeolojik bir kazı alanında tanıştı.

 

Kenneth Branagh tarafından sinemaya uyarlanan 
2017 tarihli Doğu Ekspresinde Cinayet filminden bir kare

 

Öykülerini sesli olarak kaydeder, başkası onları kağıda dökerdi
Christie’nin arası daktiloyla çok da iyi değildi. Öykülerini, Graham Bell tarafından icat edilmiş olan "dictaphone" adlı küçük bir kayıt cihazına kaydederdi ve onları çoğu kez başkası kağıda dökerdi.



Yılda iki ya da üç kitap yazardı
Onun en çok okuyucuya ulaşan yazarlardan biri olmasına şaşmamalı. Arkasında tamı tamına 66 polisiye roman ve 14 öykü seçkisi bıraktı.

 



Tüm zamanların en çok satan yazarı unvanı ona ait
Guinness Rekorları Kitabı’na bakarsanız, onun romanlarının yaklaşık 2 milyar satışa ulaştığını görebilirsiniz. Bu satışarın 1 milyar kadarı İngilizcede, diğer yarısı ise çeviri romanlarında... Christie’nin kitapları aynı zamanda, tüm dünyada en çok dile çevrilenler arasında İncil ve Shakespeare metinlerinin hemen ardından geliyor.



Dünyanın en uzun süre sahnelenen oyununun yazarı da ta kendisi
Agatha Christie’nin Fare Kapanı (The Mousetrap) adlı cinayet romanı önce küçük bir radyo tiyatrosu olarak başladı, daha sonra tarihin en uzun süre sahnelenen oyununa dönüştü. Oyun, 2012’de dudak uçuklatan bir sayıya, 25 bin performansa ulaştı.

 



Yaşamı boyunca yüzü aşkın defter tuttu

Sürekli fikirlerini bir kenara not ettiği ve etrafında işittiği konuşmaları yazdığı bilinirdi. Yaşamı boyunca tuttuğu söylenen 100 defterden 73 tanesi zamana meydan okudu ve günümüze kadar ulaştı. John Curran’ın 2009’da kaleme aldığı  Fifty Years of Mysteries in the Making adlı kitap bu defterleri derinlemesine inceliyor.



Sörf yapardı
2011’de Guardian’da yayımlanan bir habere göre, Agatha Christie Britanya’da sörf yapmayı öğrenen ilk kişilerden biriydi. Görünüşe göre, polisiyenin kraliçesi aynı zamanda Cape Town ve Honolulu sahillerineki dalgaların hakimiydi. Kimin aklına gelirdi?



Romanlarını tekrar okumaktan çekinmezdi

Çoğu yazar, bir kez yayımlandıktan sonra kendi yazdıklarına göz atmaya bile tahammül edemeklerini söyler size. Artık iş işten geçtikten sonra kendi metinlerine eleştirel bir editör gözüyle bakmanın verdiği acı büyüktür. Ama Christie o yazarlardan değil. Kendi romanlarını tekrar okumasıyla bilinirdi. Gerçi, en sevdiği romanı sorulduğunda aralarından birini seçememek konusuda diğer yazarlarla benzeştiği söylenebilir.

 

 

AB

 

 


 

 

 

Kaynak: Bustle

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kusur: Türkçede herhangi bir konuda yaptığımız yanlışı anlatan ya da hatamızı belirten bir kelime. Toplumsal yaşayışımızda ve bireysel ilişkilerimizde de bu sözcükle daima karşılaşırız. Aslında, günlük yaşamımız içinde sıkça kullandığımız biçimi ise, “Kusura bakma”dır. Bu, negatif bir anlam içeriyor gibi görünse de, ilişkilerde kişiye özel bir alan açar.

James Baldwin yalnızca başarılı bir romancı değil, aynı zamanda bir deneme yazarı ve gözüpek bir insan hakları savunucusuydu. Lithub, Baldwin’in doğumunun 94. yılında, 2 Ağustos günü,  çeşitli yazı ve söyleşilerinden oluşturulmuş getirilmiş bir alıntı derlemesi paylaştı.

İzleyici koltuğunun edilgenliğinden çıkıp sinemayla farklı düzlemlerde ilişki kurmak, yeri geldiğinde yönetmenin zihninde bir filmin nasıl tasarlandığının kapılarını aralamak isteyenler için Türkçede hatırı sayılır bir külliyat oluşmaya başladı.

Nazilerin 1933 yılından itibaren toplu kitap yakma eylemlerine hız verdiği, 1945 yılına dek de bu tarihe geçecek utanç verici pratiği sürdürdüğü biliniyor. Naziler tarafından yakılan tüm kitapların bir listesini hazırlamak imkansız olsa da, 4 bin farklı yapıtın kopyalarının yakıldığı tahmin ediliyor.

Ayşe Acar, ikinci kitabı Yeşil Adam’ın henüz yayımlandığı “Yüzyıl” serisinde, üç bölgeye ayrılmış bir dünyada geçen felsefi bir bilimkurgu öyküsü anlatıyor.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.