Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Bu klasikleri okumamanın bahanesi yok!




Toplam oy: 70

Klasikleri okumamak için sıralanan bahanelerden ilki hacimleriyle, "bitmek bilmeyen sayfalarıyla" ilgili olur genelde. Gündelik hayat zaten giderek kaotik hale gelmişken; okumak çoğu insan için toplu taşımaya, seyahatlere, kahve aralarına, pazar sabahlarına ertelenen bir eyleme dönüşmüşken, hacmiyle korkutan, üstelik okurdan ciddi emek talep eden kitapları bitirmek de büyük bir meseleye dönüşmüş durumda. Kalın ciltli klasikler masadan kaldırılıp tatillere, boş zamanın bolca olduğu zamanlara saklanır çoğu kez, tatiller de “hafif kitaplar”la geçip gidince en başa dönülür...


Huffington Post’un “o kadar kısalar ki okumamak için hiçbir bahaneniz yok” minvalinde hazırladığı listeden yararlanarak oluşturduğumuz bu “kapağını açınca koltuğunuza yapışıp bitirebileceğiniz klasikler” listesi, yukarıda saydığımız ilk bahaneyi bertaraf ediyor. Söz konusu kitapların hem sayfa sayıları hem de okuru avcuna alma güçleri buna uygun.


Sıraladığımız kitapların çoğu okurdan yoğun bir emek talep etmekle birlikte, kapağını açıp bir kez yarattıkları dünyanın içine girdiğinizde, her şeyi askıya alıp içinizi romanı bitirme arzusuyla dolduracak, ancak  ve ancak kelimelerin büyüsüyle ve usta yazarlıkla açıklanabilecek bir güce sahip bu kitaplar.


Elbette bu listeyi uzatmak mümkün ve elbette -sayfa sayısı bir yana- kitap okurken hissedilen sürenin uzunluğu hayli göreceli bir kavram. Ancak bir yolculuk esnasında,  sessiz bir ortamda dinlenirken ya da bir sahilde aşağıdaki kitapların kapağını açıp da bir süreliğine dünyaya dair diğer her şeyi unutan epey fazla okur olduğuna eminiz; zira biz de defalarca aynı şeyi deneyimledik.

 

 

 

 

Dönüşüm

 

 

 

 

 

 



Yürek Burgusu

 

 

 

 

 

 

 

 

Frankenstein

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Northanger Manastırı

 

 

 

 

 

 

 

Kâtip Bartleby

 

 

 

 

 

 

 

 

Genç Werther’in Acıları

 

 

 

 

 

 

 

 

Karanlığın Yüreği

 

 

 

 

 

 

 

Öğrenci Törless’in Bunalımları

 

 

 

 

 

 

 

 

Dorian Gray’in Portresi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yabancı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Satranç

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Baskerville’lerin Köpeği

 

 

 

 

 

 

 

Dr. Jekyll ve Mr. Hyde

 

 

 

 

 

 

 

Bir Noel Şarkısı

 

 

 

 

 

 

 

Büyük Uyku

 

 

 

 

 

 

 

Uyanış

 

 

 

 

 

AB

 

 

 

 


 

 

 

Görseller: Unsplash

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Hızır’la Kırk Saat, Sezai Karakoç’un kitapları içinde çok ayrı bir yerde duruyor.

 

 

Kapitalizmin üretim-tüketim ilişkilerindeki mutlak hegemonyası insan zihninde habis bir ura dönüşeli çok oldu. Sürekli satın alan, sürekli tüketen dev bir fabrika artık insan. Reklamlar bu dev fabrikanın çarklarını yağlayan birer azı dişi... İnsan satın aldıklarıyla var, satın alabildiği şeyler kadar var.

 

 

 

Adında Titanik olan, Fernando Pessoa’yı, Karl Marks’ı konuşturan, kahramanları Céline, Jean, David gibi isimler taşıyan Avrupalılardan oluşan ve Berlin’de ya da New York’ta geçen “yerli” kitapların sayısının arttığı sizin de dikkatinizi çekti mi?

 

Söyleşi

Gülenay Görekçi

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.