Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Bu klasikleri okumamanın bahanesi yok!




Toplam oy: 91

Klasikleri okumamak için sıralanan bahanelerden ilki hacimleriyle, "bitmek bilmeyen sayfalarıyla" ilgili olur genelde. Gündelik hayat zaten giderek kaotik hale gelmişken; okumak çoğu insan için toplu taşımaya, seyahatlere, kahve aralarına, pazar sabahlarına ertelenen bir eyleme dönüşmüşken, hacmiyle korkutan, üstelik okurdan ciddi emek talep eden kitapları bitirmek de büyük bir meseleye dönüşmüş durumda. Kalın ciltli klasikler masadan kaldırılıp tatillere, boş zamanın bolca olduğu zamanlara saklanır çoğu kez, tatiller de “hafif kitaplar”la geçip gidince en başa dönülür...


Huffington Post’un “o kadar kısalar ki okumamak için hiçbir bahaneniz yok” minvalinde hazırladığı listeden yararlanarak oluşturduğumuz bu “kapağını açınca koltuğunuza yapışıp bitirebileceğiniz klasikler” listesi, yukarıda saydığımız ilk bahaneyi bertaraf ediyor. Söz konusu kitapların hem sayfa sayıları hem de okuru avcuna alma güçleri buna uygun.


Sıraladığımız kitapların çoğu okurdan yoğun bir emek talep etmekle birlikte, kapağını açıp bir kez yarattıkları dünyanın içine girdiğinizde, her şeyi askıya alıp içinizi romanı bitirme arzusuyla dolduracak, ancak  ve ancak kelimelerin büyüsüyle ve usta yazarlıkla açıklanabilecek bir güce sahip bu kitaplar.


Elbette bu listeyi uzatmak mümkün ve elbette -sayfa sayısı bir yana- kitap okurken hissedilen sürenin uzunluğu hayli göreceli bir kavram. Ancak bir yolculuk esnasında,  sessiz bir ortamda dinlenirken ya da bir sahilde aşağıdaki kitapların kapağını açıp da bir süreliğine dünyaya dair diğer her şeyi unutan epey fazla okur olduğuna eminiz; zira biz de defalarca aynı şeyi deneyimledik.

 

 

 

 

Dönüşüm

 

 

 

 

 

 



Yürek Burgusu

 

 

 

 

 

 

 

 

Frankenstein

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Northanger Manastırı

 

 

 

 

 

 

 

Kâtip Bartleby

 

 

 

 

 

 

 

 

Genç Werther’in Acıları

 

 

 

 

 

 

 

 

Karanlığın Yüreği

 

 

 

 

 

 

 

Öğrenci Törless’in Bunalımları

 

 

 

 

 

 

 

 

Dorian Gray’in Portresi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yabancı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Satranç

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Baskerville’lerin Köpeği

 

 

 

 

 

 

 

Dr. Jekyll ve Mr. Hyde

 

 

 

 

 

 

 

Bir Noel Şarkısı

 

 

 

 

 

 

 

Büyük Uyku

 

 

 

 

 

 

 

Uyanış

 

 

 

 

 

AB

 

 

 

 


 

 

 

Görseller: Unsplash

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

“Ölüm fazla kesindir; bütün sebepler onun tarafında bulunur.” E. M. Cioran

 

Müslüm filminin başındaki bir sahne, popüler müzik türlerinde yaygın olan şarkıyı yüksek sesle, âdeta bağırarak okuma modasının ve aynı zamanda arabeskin Batı müziğinin ötekisi olarak gösterilmesi durumunun tersine ışık tutuyor gibidir. Öyle ki sanki bu ışık belli olsun diye Müslüm Gürses dinleyicisinin karşısına çıkarken elektrik kesiliyor.

Filmlerinde değişen, kentleşen, modernleşen Japonya’ya dair arka planda sunduğu nefis detaylarla farklı bir sineması var Yasujiro Ozu’nun. “Geç Gelen Bahar” (1949), “Erken Gelen Yaz” (1951) ve “Tokyo Hikâyesi”ni (1953) muhakkak görün isterim. Ama Japon Sineması’nda keşfedilmesi gereken Ozu haricinde de çok nitelikli yönetmenler var. Miyazaki’yi şahane animasyonları vesilesiyle duymuşsunuzdur.

Mizah unsuru çocuklar için vazgeçilmez ve ilgi çekici konuların başında gelir. Okurken kahkaha atmayı sever her çocuk. Tabii bir yazar onu güldürmeyi başarabilirse… Ülkemizde çocuklara kaliteli mizahı edebiyatla harmanlayarak sunan kitap sayısı çok fazla değil. İngiliz yazar David Walliams çocuk kitaplarına mizah katma becerisiyle dünyanın en çok okunan yazarlarından birisi.

Tavuk tandır aldım tepsiye. Pilav üstü az kuru, lahana sarma, yanına çorba, salata ve ayran.” Bu cümleleri bir bilimkurgu hikâyesinden okuma ihtimaliniz nedir? Müfit Özdeş’i okumadıysanız buna ihtimal vermezsiniz elbette. Ancak okuduysanız bu soruyu sormamın ne kadar abes olduğunu en iyi siz takdir edeceksiniz.

 

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.