Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Cyberpunk ölmedi: Değiştirilmiş Karbon ve öncülleri




Toplam oy: 46

Zifiri karanlık bir gelecek tasviri, yozlaşma içindeki kaotik şehirler, teknolojinin yetişilemez hızıyla, insan olmaya, hakikate, dünyadaki varoluşumuza dair tüm tanımların sürekli yeni baştan yazıldığı kaygan bir zemin... Richard K. Morgan’ın romanından uyarlanan Netflix dizisi Değiştirilmiş Karbon (Altered Carbon) cyberpunk türüyle birlikte anılan tüm bu özellikleri bünyesinde taşıyan bir bilimkurgu örneği. Devasa bir bütçeyle ve geniş bir tanıtım kampanyasıyla yola çıkan dizi pek çok izleyiciyi tatmin edemese de, uzunca bir süredir uykuda gözüken cyberpunk türünü yeniden gündeme taşımak açısından başarılı oldu.

 


Değiştirilmiş Karbon'dan bir kare

Değiştirilmiş Karbon’un köklerinden biri elbette 1984 tarihli Ridley Scott filmi Blade Runner'a uzanıyor. Philip K. Dick'in Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi? romanından uyarlanan bu efsanevi bilimkurgu, cyberpunk şehrinin görsel olarak tasarlanmasında her zaman bir referans kaynağı oldu. Değiştirilmiş Karbon'un şehri de, Blade Runner'da kurulan çürümüş, çok uluslu şirketler tarafından bir reklam panosuna dönüştürülmüş, insani dokunuştan uzak şehri akla getiriyor hemen.

 

Blade Runner'dan bir kare

Bilincin başka bir bedene aktarılıp yaşamaya devam ettiği bir gelecekte geçen Değiştirilmiş Karbon, cyberpunk’ın kurucu eserlerinden kabul edilen William Gibson romanı Neuromancer’a da çok şey borçlu elbette. Kendini sibernetik bir ağa bağlayarak her yanı çürümüş sistemden kaçmayı hedefleyen, bu sanal alemin olanaklarıyla düzen dışı bir kimlik yaratan siber korsanlarla bizi tanıştıran Neuromancer, kurumsal olan her şeyi reddeden tavrıyla da punk geleneğinin temsilcisiydi.

 

 

Değiştirilmiş Karbon'u beğenseniz de beğenmeseniz de, bedenlerin nerede başlayıp nerede bittiğinin belirsizleştiği, beden dediğimiz şey ile bilinç ve ruh dediğimiz şeyler arasındaki ilişkinin sorgulandığı bu cyberpunk evreninin, yakın geleceğimize dair pek çok tartışmayı alevlendirebileceği kesin.

 

Cyberpunk türünün şekillenmesinde etkili olan başlıca romanlardan siber alem üzerine kalem oynatan filozoflara uzanan bu kapsamlı okuma listesi de tartışmaya giriş için güzel bir kapı aralıyor.

 

 

1. Kont Sıfır

 

 

 

2. Mona Lisa Aşırı Yükleme

 

 

3. Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?

 

 

 

4. Siborg Manifestosu

 

 

5. Başka yer

 

 

 

6. Bilimkurgu Sinemasında Cyberpunk

 

 

7. Sibernetik Yaratıcılık

 

 

 

8. Siber-Marx

 

 

 

9. Kızıl Dünyalar

 

 

 

10. Gökdelen

 

 

 

11. Sibernetik - Dünü Bugünü Yarını

 

 

 

12. Matrix

 

 

13. Matrix ve Felsefe

 

 

 

14. Simülakrlar ve Simülasyon

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Tamamı “uydurma” sözcüklerden oluşan The Dictionary of Obscure Sorrows’u (Müphem Kederler Sözlüğü) duymuşsunuzdur belki.

Kurtadam edebiyatının mazisi zengin, özellikle de öykü türünde. Çağdaş kurtadam romanları ise, 1990’ların sonu ve 2000’lerin başından beri ne yazık ki vampir edebiyatıyla aynı kaderi paylaşıyor. Paranormal aşk romanları ile erotik şehir fantazyaları, vampir, kurtadam ve hatta zombi gibi canavarları iliğine kadar kuruttu!

New York Halk Kütüphanesi’nin namını duymak için kenti ziyaret etmeye gerek yok. Burası tüm dünyadaki en aktif kütüphanelerden biri.  1940 yılında Albert Berg tarafından kuruma bağışlanan Berg Koleksiyonu’nu kütüphanedeki diğer koleksiyonlardan ayıran bazı özellikler var. Öncelikle bu bölümü yalnızca randevu alarak ziyaret edebiliyorsunuz.

Yaratıcılık üzerine sık sık yazan Oliver Sacks, The River of Consciousness adlı kitabında şöyle der: “Yaratıcılık yalnızca bilinçli bir idmanı değil, bilinçdışı bir hazırlanma sürecini de kapsar. Bu bir kuluçka dönemidir. Size ilham veren, sizi etkileyen unsurları özümsemek ve onları yeni bir nizam dahilinde sentezlemek için bilinçdışı mekanizmalar elzemdir.”

Klasikleri okumamak için sıralanan bahanelerden ilki hacimleriyle, "bitmek bilmeyen sayfalarıyla" ilgili olur genelde.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.