Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Daha az internet, daha çok kitap




Toplam oy: 136

İnternet bağlantısı hemen hepimizin hayatının ayrılmaz bir parçası artık. Bir yandan sosyal medya kanalları gündelik iletişimimizin ayrılmaz bir parçası haline gelirken internete girme yaşı da gitgide düşüyor. Eskiden tuvalete girerken yanımıza alınan kitapların yerini bile hızla akıllı telefonlar alıyor! İnternette geçirdiğimiz zaman uzadıkça okumaya ayırdığımız zaman da kısalıyor. Artık eskisi kadar kitap okuyamadığından yakınanlar da bir hayli fazla. Fakat elbette bunun da bir çözümü var. İşte internete daha az, kitaplara daha çok vakit ayırabilmeniz için birkaç öneri:

 

 

1. Web tarayıcınızı internette geçirdiğiniz zamanı kısıtlayacak biçimde geliştirin.

 

İnternet öyle bir bağımlılık ki kimi zaman ondan uzaklaşmak için dışarıdan bir desteğe ihtiyaç duyabiliyoruz. Yine de birinin gelip size bilgisayarınızı kapatmanızı söylemesine gerek yok elbette, onun yerine web tarayıcınıza ekleyeceğiniz bir uzantı da aynı işlevi görebilir! Örneğin Chrome kullanıcısı iseniz  Nanny adlı uzantı ile hangi web sitesinde ne kadar zaman geçireceğinizi belirleyebilir ve kendinizi buna uygun bir biçimde "sınırlayabilirsiniz." Tabii bu yalnızca bir örnek, benzerlerini bulmak için web tarayıcınızı biraz kurcalamak yeterli.

 

2. Elinizin altında "online" bir kitap bulundurun.

 

Daha çok okumak isteyenlere en sık sunulan önerilerden biridir el altında birkaç kitap bulundurmak. Fakat bu kitapların basılı olması gibi bir zorunluluk yok elbette! Kitap okumaya başlamak için bilgisayarınızı kapatmanıza gerek yok, bilgisayarınız üzerinden de kitap okuyabilirsiniz. Bilgisayarınızda içeriğini merak ettiğiniz birkaç e-kitabı bulundurun. Daha da iyisi, okuduğunuz kitabı arka planla açık tutun ve işe ara vermek istediğinizde birkaç sayfa okumayı deneyin.

 

 

 

3. Aplikasyonlarınızı ortadan kaldırın.

 

Facebook, Twitter ya da Instagram gibi hemen herkesin kullandığı aplikasyonları telefonunuzdan ya da tabletinizden silmenin pek kolay olmadığının farkındayız. Ama kendinize bir iyilik yapabilir ve onları gözünüzün önünden kaldırabilirsiniz. Bu en sık kullandığınız aplikasyonları telefonunuzun ya da tabletinizin ana ekranındaki son sayfaya koyun, böylelikle telefonu her elinize aldığınızda Facebook'ta durumunuzu güncellemeyi ya da Instagram beğenilerinizi kontrol etmeyi hatırlamazsınız. Bir atasözünün de dediği gibi: Gözden ırak olan gönülden de ırak olur!

 

4. Kitap formatlarınızı çeşitlendirin.

 

Bir çizgi romanı dijital olarak okumak ya da bir kitabın kendisine has o kokusunu içinize çekememek fikri sizi biraz ürkütüyor olabilir. Yine de yeni fikirlere bir şans verin! Otobüste ayakta giderken cep telefonunuzdan bir e-kitap açın ya da market alışverişiniz sırasında bir sesli kitap dinlemeyi deneyin.

 

5. Kendinizi ödüllendirin!

 

Ödüllendirme çoğunlukla çocukları ders çalışmaya teşvik etmek için uygulanan bir yöntem olsa da yetişkinlerde de işe yaramadığını kim söylemiş! Okumakta olduğunuz romanda bir bölümü ya da öykü derlemesindeki bir öyküyü bitirdiğinizde kendinize güzel bir çay ya da kahve hazırlayın, yanında da en sevdiğiniz çikolatadan bir parça mesela... Dikkatinizi dağıtmak için fırsat kollayan onca etkene rağmen okuma ısrarınızı sürdürdünüz madem, bu ödülü de hak ettiniz demektir.

 

 

 


 

 

 

Kaynak: Bookriot

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Sözcüklerin Farklı  Rotası: Deli Bal

Bir dönem fazlasıyla popüler olan anket defterlerinin tarihi hayli gerilere dayanıyor aslında. Ünlü Fransız yazar Marcel Proust henüz 13 yaşındayken de bir hayli popülermiş bu defterler. Öyle ki 13 yaşındaki Proust böyle bir defter satın alıp içindeki İngilizce soruları yanıtladıktan sonra arkadaşı Antoinette Faure’a doğum günü hediyesi olarak vermişti.

Koleksiyoncular, eski yayıncılar ve üreticilerle konuşursanız eğer, benzer yorumlar duyarsınız; Türkiye’de çizgi roman yayıncılığının altın çağının 1955-1975 yılları arasında yaşandığına inanılır. Sonrasında satışların düştüğü, doksanlı yılların başında kaybolma raddesine geldiği anlatılır.

Edebiyat ve felsefe deyince akla ilk olarak dilin kıvraklığı ile düşüncenin keskinliği bir araya gelse de, arka planda sıklıkla aşk hikayesi görürüz. Ustaca ve birikimle yazılan mektuplar oluşturur bu hikayeyi. Lübnan asıllı ressam, şair ve filozof Halil Cibran da aşk mektuplarıyla bilinen isimlerden.

Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. Öyleyse soruyoruz:  Siz Jules Verne'i niçin okuyorsunuz?

 

Söyleşi

Jean-Paul Didierlaurent ile söyleşi:


“Okunmayan kitap, ölü kitaptır. Bu yüzden ortadan kalkması mı gerekir?”

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.