Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Dünyanın en sıra dışı yazar konaklama evleri




Toplam oy: 90

Bazen, yazdığınız metinle baş etmenin en iyi yolu, kafanızın içinden, evinizden, hatta ülkeden çıkıp gitmektir. Gideceğiniz yer, İtalya’nın göbeğindeki bir 15. yüzyıl şatosuysa ya da İzlanda'daki bir balıkçı köyüyse eğer, çoğumuzun buna bir itirazı olmaz!

 

Dünyanın farklı bölgelerinde pek çok örneğini bulabileceğiniz bu tür yazar ve sanatçı konaklama evleri, sorumluluklardan, dikkat dağıtıcı her türlü unsurdan arınabileceğiniz, tatil ve işi birleştirebileceğiniz ilham mekanları sağlıyor. Doğanın içinde özgürce düşüncelere dalma, kraliyet ailesi mensubuymuşçasına tasasız bir hayat sürme, yepyeni yetenekler geliştirme fırsatları da cabası. Edebiyat, görsel sanatlar ya da benzeri yaratıcı alanlarda çalışan isimler, böylesi konaklama programlarından (residency) yararlananların başında geliyor. Sanatınızı ya da zanaatınızı konuşturmak için en uygun konaklama evlerinden 11 tanesi aşağıda. Bu türden programlar sizin için yalnızca bir hayalse, pek çok farklı ülkeden yazarlara ev sahipliği yapmış aşağıdaki örneklere bir göz atın!

 

 

Suyun üzerinde yazmak

 

Offshore Residency programı, size bir durağan bir oda değil, suyun üzerinde sürekli hareket halinde bir çalışma ortamı vaat ediyor. Görsel sanatlar alanında çalışanlara da  da açık olan programa kabul edilenler, yelkenlinin içinde tarihî bir alana doğru bir haftalık bir yolculuğa çıkıyor. Programın temelindeki fikir, yazmakla, yelkenliyi kolektif bir şekilde idare etmek arasında sıkı bir ilişki olduğu yönünde.

www.offshoreresidency.org

 



Kuzey Kutup Dairesi’nde yazmak


Bilimkurgu yazarları böylesi bir seyahat rotasıyla özellikle ilgilenebilir. Kuzey Kutbu yakınındaki sularda, eski model bir keşif gemisiyle seyahat etmek, doğanın güzelliğinden ilham alanlara ya da çok sıcakta yazamayanlara hitap edebilir! Seyahatin gerçekleşeceği gemilerde, hem paylaşımlı alanlar hem de özel kamaralar yer alıyor.

thearcticcircle.org

 

 

15. yüzyıldan kalma bir İtalyan şatosunda yazmak

 

Civitella Ranieri Vakfı sanatçıları, yazarları ve kompozitörleri İtalya’nın orta kesimlerindeki bu Ortaçağ şatosunda bir araya getiriyor. Burada konaklayanlar, 6 hafta boyunca özel odalarda kalıyor, şatodaki stüdyoda çalışma fırsatı buluyor, bahçelerde dolanıyor ve yerel ürünlerle hazırlanmış yemeklerin tadına bakıyor. Bir Rönesans şairi olmanın tüm imtiyazlarını yaşamayı kim istemez?

www.civitella.org

 

 

Jack Kerouac’ın ahşap evinde yazmak


Kerouac gibi yazma niyetiniz varsa, muhtemelen sabit bir yerde yazmak iyi fikir olmayabilir. Yine de, Kerouac’ın Orlando’daki bungalow tarzı küçük ahşap evinde üç ay geçirmeyi istememek hayli zor. Kerouac, Zen Kaçıkları’nı yazdığı sırada bu evde annesiyle yaşıyormuş.

www.kerouacproject.org

 

 

İzlanda'da balık çiftliğinde yazmak


Nüfusu yalnızca 180 olan Stöðvarfjörður, İzlanda’nın doğu fiyordlarında yer alan küçücük bir köy. Buradaki balık çiftliği binası, artık bir sivil toplum kuruluşunca kullanılıyor. Burayı anlatmak için sakinlerini saymak yeterli: Yazarlar, görsel sanatlarla ilgilenenler, heykeltıraşlar, dansçılar, müzisyenler, fotoğrafçılar, eski bir balık üretim çiftliği ve hayli dostane iki köpek… Başka söze gerek var mı?

Creative Centre

 

 

Bir deniz fenerinde yazmak

 

Bir denizfenerinin içinde yaşamak gibi hayaliniz varsa, Robert Louis Stevenson’nın büyükbabası tarafından tasarlanmış bu mekandan daha iyi bir seçenek olmayabilir. İskoçya’daki Shetland Adaları’nda bulunan Sumburgh Head deniz feneri, tüm sanatçılara açık olsa da, yazarların şansı daha yüksek. Geniş yeşillikler içinde midillilerle vakit geçirmek de size iyi gelebilir.

Sumburgh Head

 

 

Alaska’daki bir doğa parkında yazmak


Alaska’daki devasa doğa parklarındaki konaklama programlarına katılan sanatçılar, bir yandan parkın içinde koruculuktan tur rehberliğine farklı işlerde çalışırken, bir yandan da sonsuz gibi duran manzaranın ortasında yazı başına oturma fırsatı buluyor. Göller, türlü türlü bitkiler, vahşi hayvanlar… Buraya gelip de yazar olmaktan tümüyle vazgeçip, kendinizi vahşi yaşama bırakmak mümkün.

Region 10

 

 

Bir bağ evinde yazmak


İlham perileri birkaç kadehten sonra geliyorsa ya da mayalı üzümün kokusu sizi daha şairane yapıyorsa, bu programa başvurmak için bir an bile tereddüt etmeyin. Kaliforniya ve Kanada’nın muhteşem güzellikteki üzüm bağlarında bir hafta boyunca konaklamak, zihninizi her anlamda açacaktır.

www.writingbetweenthevines.org

 

 

Modernist bir ağaçevde yazmak


Jan Michalski Vakfı’na ait “ağaçevler”, perfore tavandan aşağı doğru uzanan modernist kutuları andıran odalar asına bakarsanız. İsviçre’nin Lozan kentinin yakınlarındaki bu özel ağaçevlerde çalışırken Alpler’i seyre dalmak mümkün. Yazarlar burada, Mont Blanc manzarası eşliğinde, projelerinin niteliğine göre altı aya kadar konaklayabiliyorlar.


Fondation Jan Michalski




Tüm gürültülerden arınmış kilitli bir odada yazmak


Michael J Seidlinger’ın öncülüğünde başlayan bu projede, yazarların ne başvuru ücretleri ne de kabul alıp almama konusunda endişe etmesine gerek var. Bu “konaklama projesi”nde fikir basit: kablosuz ağınızı kapatıp, internetten uzak duruduruyorsunuz. Kendinizi her türlü dikkat dağıtıcı etmeden uzak tutan sade döşenmiş bir odaya girip, kapıyı kilitliyorsunuz ve anahtarı fırlatıp atıyorsunuz. Kalem elinizde, kağıt önünüzde, gerisi size kalmış.

 

 

 


 

 

Derleyen: Abbas Bozkurt

 

Kaynak: Electric Literature

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Meksikalı yazar Juan Rulfo (1918-1986), Ova Alev Alev’de bilinç akışı, iç monolog, geri dönüş gibi öyküleme tekniklerini kullanarak, Meksika deyince akla gelen şiddet ve sömürüyü etkileyici bir dile dönüştürüp öyküleştirir.

Bir ateşin başına toplanıp hikâyeler dinlemeye başladığımızdan bu yana doğaüstü kahramanlar ve onların mucizevi maceraları hayallerimizi süslüyor. Arkaik insan için hikâyelerdeki mucizeleri yaşadığı dünyaya dâhil etmek son derece olağanken modern insanın tarih ve bilim ile kurduğu ilişkinin, büyülü zamanlarla olan bağını kopardığına inanılır.

Yu Hua! Onu, bir romanının isminden mülhem modern Çin edebiyatının Kanını Satan Adam’ı olarak isimlendirebiliriz. Zira memleketinden uzaklarda, sürgün hayatı yaşayıp damarlarındaki hınzır hikâyeleri damıtarak yaşaması zor bir iş olsa gerek. Ne de olsa insanlar için kan neyse yazarlar için hayal odur.

 

Kadim zamanlardan beri “yalan” her din, her inanış ve her dünya görüşünce lanetlenmiştir. Tarihte yalanı hoş gören bir kavme denk gelmek mümkün değildir. Yine de insanın olduğu her yerde ve zamanda yalan “kullanılan” bir araçtır. Kimi zaman gerekmese bile yalan söyler insanlar. Yalanın yüzü insana daha sıcak, daha parlak görünür çoğu zaman.

 

Mad Max (2015), kıyamet-sonrası (post-apokaliptik) dünyanın kendi başına bir savaşçısı olan mücadeleci Max’ın muhtelif maceralarından oluşan macera-aksiyon türünde bir video oyunu. Kum altında kalmış havaalanlarından (Underdune), metro istasyonlarına; dağ, vadi diplerinden çok tuhaf yaylalara çeşit çeşit kamplarda efsane arabamız Magnum Opusla geziyoruz.

Söyleşi

Selim İleri ile edebiyat ve hayat hakkında

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editör'den

Edebi türler arasındaki tartışmaları her zaman büyük bir keyifle izlemişimdir. Bu tartışmalar arasında kuşkusuz, hangi türün daha eski olduğuna dair tartışma, yazarları, şairleri ikiye böler. Şairler, şiirin en eski edebi tür olduğu iddiasındadırlar. Hikâyeciler ise insanın “tahkiye” etme ihtiyacından dolayı hikâye türünü ilk insana kadar dayandırırlar.