Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Dünyanın en sıra dışı yazar konaklama evleri




Toplam oy: 57

Bazen, yazdığınız metinle baş etmenin en iyi yolu, kafanızın içinden, evinizden, hatta ülkeden çıkıp gitmektir. Gideceğiniz yer, İtalya’nın göbeğindeki bir 15. yüzyıl şatosuysa ya da İzlanda'daki bir balıkçı köyüyse eğer, çoğumuzun buna bir itirazı olmaz!

 

Dünyanın farklı bölgelerinde pek çok örneğini bulabileceğiniz bu tür yazar ve sanatçı konaklama evleri, sorumluluklardan, dikkat dağıtıcı her türlü unsurdan arınabileceğiniz, tatil ve işi birleştirebileceğiniz ilham mekanları sağlıyor. Doğanın içinde özgürce düşüncelere dalma, kraliyet ailesi mensubuymuşçasına tasasız bir hayat sürme, yepyeni yetenekler geliştirme fırsatları da cabası. Edebiyat, görsel sanatlar ya da benzeri yaratıcı alanlarda çalışan isimler, böylesi konaklama programlarından (residency) yararlananların başında geliyor. Sanatınızı ya da zanaatınızı konuşturmak için en uygun konaklama evlerinden 11 tanesi aşağıda. Bu türden programlar sizin için yalnızca bir hayalse, pek çok farklı ülkeden yazarlara ev sahipliği yapmış aşağıdaki örneklere bir göz atın!

 

 

Suyun üzerinde yazmak

 

Offshore Residency programı, size bir durağan bir oda değil, suyun üzerinde sürekli hareket halinde bir çalışma ortamı vaat ediyor. Görsel sanatlar alanında çalışanlara da  da açık olan programa kabul edilenler, yelkenlinin içinde tarihî bir alana doğru bir haftalık bir yolculuğa çıkıyor. Programın temelindeki fikir, yazmakla, yelkenliyi kolektif bir şekilde idare etmek arasında sıkı bir ilişki olduğu yönünde.

www.offshoreresidency.org

 



Kuzey Kutup Dairesi’nde yazmak


Bilimkurgu yazarları böylesi bir seyahat rotasıyla özellikle ilgilenebilir. Kuzey Kutbu yakınındaki sularda, eski model bir keşif gemisiyle seyahat etmek, doğanın güzelliğinden ilham alanlara ya da çok sıcakta yazamayanlara hitap edebilir! Seyahatin gerçekleşeceği gemilerde, hem paylaşımlı alanlar hem de özel kamaralar yer alıyor.

thearcticcircle.org

 

 

15. yüzyıldan kalma bir İtalyan şatosunda yazmak

 

Civitella Ranieri Vakfı sanatçıları, yazarları ve kompozitörleri İtalya’nın orta kesimlerindeki bu Ortaçağ şatosunda bir araya getiriyor. Burada konaklayanlar, 6 hafta boyunca özel odalarda kalıyor, şatodaki stüdyoda çalışma fırsatı buluyor, bahçelerde dolanıyor ve yerel ürünlerle hazırlanmış yemeklerin tadına bakıyor. Bir Rönesans şairi olmanın tüm imtiyazlarını yaşamayı kim istemez?

www.civitella.org

 

 

Jack Kerouac’ın ahşap evinde yazmak


Kerouac gibi yazma niyetiniz varsa, muhtemelen sabit bir yerde yazmak iyi fikir olmayabilir. Yine de, Kerouac’ın Orlando’daki bungalow tarzı küçük ahşap evinde üç ay geçirmeyi istememek hayli zor. Kerouac, Zen Kaçıkları’nı yazdığı sırada bu evde annesiyle yaşıyormuş.

www.kerouacproject.org

 

 

İzlanda'da balık çiftliğinde yazmak


Nüfusu yalnızca 180 olan Stöðvarfjörður, İzlanda’nın doğu fiyordlarında yer alan küçücük bir köy. Buradaki balık çiftliği binası, artık bir sivil toplum kuruluşunca kullanılıyor. Burayı anlatmak için sakinlerini saymak yeterli: Yazarlar, görsel sanatlarla ilgilenenler, heykeltıraşlar, dansçılar, müzisyenler, fotoğrafçılar, eski bir balık üretim çiftliği ve hayli dostane iki köpek… Başka söze gerek var mı?

Creative Centre

 

 

Bir deniz fenerinde yazmak

 

Bir denizfenerinin içinde yaşamak gibi hayaliniz varsa, Robert Louis Stevenson’nın büyükbabası tarafından tasarlanmış bu mekandan daha iyi bir seçenek olmayabilir. İskoçya’daki Shetland Adaları’nda bulunan Sumburgh Head deniz feneri, tüm sanatçılara açık olsa da, yazarların şansı daha yüksek. Geniş yeşillikler içinde midillilerle vakit geçirmek de size iyi gelebilir.

Sumburgh Head

 

 

Alaska’daki bir doğa parkında yazmak


Alaska’daki devasa doğa parklarındaki konaklama programlarına katılan sanatçılar, bir yandan parkın içinde koruculuktan tur rehberliğine farklı işlerde çalışırken, bir yandan da sonsuz gibi duran manzaranın ortasında yazı başına oturma fırsatı buluyor. Göller, türlü türlü bitkiler, vahşi hayvanlar… Buraya gelip de yazar olmaktan tümüyle vazgeçip, kendinizi vahşi yaşama bırakmak mümkün.

Region 10

 

 

Bir bağ evinde yazmak


İlham perileri birkaç kadehten sonra geliyorsa ya da mayalı üzümün kokusu sizi daha şairane yapıyorsa, bu programa başvurmak için bir an bile tereddüt etmeyin. Kaliforniya ve Kanada’nın muhteşem güzellikteki üzüm bağlarında bir hafta boyunca konaklamak, zihninizi her anlamda açacaktır.

www.writingbetweenthevines.org

 

 

Modernist bir ağaçevde yazmak


Jan Michalski Vakfı’na ait “ağaçevler”, perfore tavandan aşağı doğru uzanan modernist kutuları andıran odalar asına bakarsanız. İsviçre’nin Lozan kentinin yakınlarındaki bu özel ağaçevlerde çalışırken Alpler’i seyre dalmak mümkün. Yazarlar burada, Mont Blanc manzarası eşliğinde, projelerinin niteliğine göre altı aya kadar konaklayabiliyorlar.


Fondation Jan Michalski




Tüm gürültülerden arınmış kilitli bir odada yazmak


Michael J Seidlinger’ın öncülüğünde başlayan bu projede, yazarların ne başvuru ücretleri ne de kabul alıp almama konusunda endişe etmesine gerek var. Bu “konaklama projesi”nde fikir basit: kablosuz ağınızı kapatıp, internetten uzak duruduruyorsunuz. Kendinizi her türlü dikkat dağıtıcı etmeden uzak tutan sade döşenmiş bir odaya girip, kapıyı kilitliyorsunuz ve anahtarı fırlatıp atıyorsunuz. Kalem elinizde, kağıt önünüzde, gerisi size kalmış.

 

 

 


 

 

Derleyen: Abbas Bozkurt

 

Kaynak: Electric Literature

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Tamamı “uydurma” sözcüklerden oluşan The Dictionary of Obscure Sorrows’u (Müphem Kederler Sözlüğü) duymuşsunuzdur belki.

Kurtadam edebiyatının mazisi zengin, özellikle de öykü türünde. Çağdaş kurtadam romanları ise, 1990’ların sonu ve 2000’lerin başından beri ne yazık ki vampir edebiyatıyla aynı kaderi paylaşıyor. Paranormal aşk romanları ile erotik şehir fantazyaları, vampir, kurtadam ve hatta zombi gibi canavarları iliğine kadar kuruttu!

New York Halk Kütüphanesi’nin namını duymak için kenti ziyaret etmeye gerek yok. Burası tüm dünyadaki en aktif kütüphanelerden biri.  1940 yılında Albert Berg tarafından kuruma bağışlanan Berg Koleksiyonu’nu kütüphanedeki diğer koleksiyonlardan ayıran bazı özellikler var. Öncelikle bu bölümü yalnızca randevu alarak ziyaret edebiliyorsunuz.

Yaratıcılık üzerine sık sık yazan Oliver Sacks, The River of Consciousness adlı kitabında şöyle der: “Yaratıcılık yalnızca bilinçli bir idmanı değil, bilinçdışı bir hazırlanma sürecini de kapsar. Bu bir kuluçka dönemidir. Size ilham veren, sizi etkileyen unsurları özümsemek ve onları yeni bir nizam dahilinde sentezlemek için bilinçdışı mekanizmalar elzemdir.”

Klasikleri okumamak için sıralanan bahanelerden ilki hacimleriyle, "bitmek bilmeyen sayfalarıyla" ilgili olur genelde.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.