Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Duygu haznemizi geliştiren bir sözlük




Toplam oy: 66

Tamamı “uydurma” sözcüklerden oluşan The Dictionary of Obscure Sorrows’u (Müphem Kederler Sözlüğü) duymuşsunuzdur belki. John Koenig’in yıllarını adadığı proje, pek çoğumuzun hayatımızın bir döneminde ya da bir anlığına hissettiği, ancak dilsel karşılığını bulmakta zorlandığı hisler için yeni kelimeler öneren kişisel bir sözlük denemesi.

 

 

 

 

Bu sözlüğü anlatmak için örneklere başvurmak en iyisi...

 

Opia: (isim) Birinin gözünün içine bakarken aynı anda hem kırılgan hem de sınırlarımız deliniyormuş gibi hissetmemiz; bakışma anlarının muğlak yoğunluğu.

Nighthawk: (isim) Yalnızca gecenin geç vakitlerinde zihninize uğrayan bir düşünce.

Scabulous: (sıfat) Vücudundaki bir yaradan gurur duyan.


Geçtiğimiz günlerde Kolektif Kitap etiketiyle yayımlanan Duygular Sözlüğü, pek çok nüansa sahip duyguları tarif ederek benzer bir işe kalkışıyor. Ancak sözlükte özgün tanımları ile yer verilen 154 duygunun her biri dünya üzerinde konuşulan dillerden birine ait. Yani "uydurma" kelimeler yok!


Kitabın yazarı Tiffany Watt Smith, Londra’daki Queen Mary Üniversitesi’nde “Duygular Tarihi Merkezi”nde araştırma görevlisi olarak çalışıyor. Smith, khemen ilk sayfalarda Oscar Wilde’dan (Dorian Gray'in Portresi) ödünç aldığı şu alıntıyla kitabın da özetini veriyor bir bakıma: “Başkalarının duyguları nasıl da zevkliydi! İnsanların duygularını düşüncelerinden çok daha zevkli buluyordu Lord Henry.”



Smith, bazen gündelik hayatta kullandığımız duygulara başka gözlüklerle bakmamızı sağlayarak bazen de Anglosakson kültüründen uzaklara gidip, Japonya’dan, Tahiti’den, Endonezya’dan örnekler vererek duygu haznemizi geliştiriyor.



Duygular Sözlüğü, bazen bir kelimenin etimolojisiyle, bazen felsefe tarihindeki yeriyle ilerliyor; bazen de popüler bir diziden ya da hayatın içinden örnekler vererek, kelimelerin duygusal yüklerindeki değişimlerin izini sürüyor.



Kitaptaki maddelerden birinin kökeni Zen Budizmine kadar uzanıyor. Japon kültüründeki “Mono no aware” kavramı “hayatın geçiciliği karşısında bir iç çekişe karşılık geliyor”. “Tüm canlıların hatta  hareketsiz şeylerin dahi  belirsizleşip ortadan kaybolduğu hissini, hayatın faniliği hissini anlatan” bir kavram...



Kökeni MÖ 6. yüzyıla kadar uzanan “mudita” sözcüğü ise başkasının iyi talihi karşısında yaşanan sevinç duygusunu anlatıyor. Yani o ünlü Almanca kelimenin, başkalarının başına gelen talihsizliklerden duyulan keyif anlamında kullanılan Scadenfreude'nin tam tersi...



Tiffany Watt Smith’in seçtiği sözcükleri bu şekilde birkaç cümleyle tarif etmek yetersiz kalıyor. Birbirine bağlanan ve yan yana geldiklerinde toplu bir his bırakan bu sözcükleri, Duygular Sözlüğü’nde okumalısınız.

 

 

 


 

 

 

Görseller: Unsplash (fotoğraflar), Türksen Kızıl (manşet illüstrasyonu)


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Bir ateşin başına toplanıp hikâyeler dinlemeye başladığımızdan bu yana doğaüstü kahramanlar ve onların mucizevi maceraları hayallerimizi süslüyor. Arkaik insan için hikâyelerdeki mucizeleri yaşadığı dünyaya dâhil etmek son derece olağanken modern insanın tarih ve bilim ile kurduğu ilişkinin, büyülü zamanlarla olan bağını kopardığına inanılır.

Yu Hua! Onu, bir romanının isminden mülhem modern Çin edebiyatının Kanını Satan Adam’ı olarak isimlendirebiliriz. Zira memleketinden uzaklarda, sürgün hayatı yaşayıp damarlarındaki hınzır hikâyeleri damıtarak yaşaması zor bir iş olsa gerek. Ne de olsa insanlar için kan neyse yazarlar için hayal odur.

 

Kadim zamanlardan beri “yalan” her din, her inanış ve her dünya görüşünce lanetlenmiştir. Tarihte yalanı hoş gören bir kavme denk gelmek mümkün değildir. Yine de insanın olduğu her yerde ve zamanda yalan “kullanılan” bir araçtır. Kimi zaman gerekmese bile yalan söyler insanlar. Yalanın yüzü insana daha sıcak, daha parlak görünür çoğu zaman.

 

Mad Max (2015), kıyamet-sonrası (post-apokaliptik) dünyanın kendi başına bir savaşçısı olan mücadeleci Max’ın muhtelif maceralarından oluşan macera-aksiyon türünde bir video oyunu. Kum altında kalmış havaalanlarından (Underdune), metro istasyonlarına; dağ, vadi diplerinden çok tuhaf yaylalara çeşit çeşit kamplarda efsane arabamız Magnum Opusla geziyoruz.

Çocukluğumun üç senesi Sivas’ın Gürün ilçesinin Çelikhan/Yazyurdu kasabasında geçti. Sekiz ile on yaşlarımdı bunlar. 1982-1985. Bunun öncesinde veya sonrasında köy, kasaba gibi yerlerde yaşamamıştım. Dolayısıyla hayatımın bu üç senesi, bana her zaman olağanüstü gelmiştir. İnanılmaz. Uzak. Yaşanmamış gibi. Ürkütücü. Masalımsı. Büyülü. Zorlu.

Söyleşi

Selim İleri ile edebiyat ve hayat hakkında

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editör'den

Edebi türler arasındaki tartışmaları her zaman büyük bir keyifle izlemişimdir. Bu tartışmalar arasında kuşkusuz, hangi türün daha eski olduğuna dair tartışma, yazarları, şairleri ikiye böler. Şairler, şiirin en eski edebi tür olduğu iddiasındadırlar. Hikâyeciler ise insanın “tahkiye” etme ihtiyacından dolayı hikâye türünü ilk insana kadar dayandırırlar.