Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Edebiyat Dünyasından Yeni Haberler




Toplam oy: 2
Edebiyatın ses getiren ödülleri, keşfedeceğimiz yeni yazarlar, dijital arşive aktarılan Orta Çağ edebiyatı, yaşarken “efsane” olmuş modern şairler…

MAN BOOKER SAHİPSİZ KALDI

 

Dünyaca bilinen Man Booker Ödülü’nün sponsorluğunu son 18 yıldır bir koruma fonu olan Man grubu yapıyordu. Ancak grup fonlarını nasıl kullandığını tekrar gözden geçirdikten sonra ödülü bundan böyle sponsor etmemeye karar verdi. Booker Ödülü böylece kısa bir süre önce hem sponsorunu hem de adındaki “Man”ı kaybetti. Man grubu, Man Booker Ödülü’nün sponsorluğunu 2002’de üstlenmişti. O zamandan beri Booker Ödülü bir hayli büyüdü. Öyle ki 2005’te bir Uluslararası Man Booker Ödülü kategorisi bile kuruldu. Lakin “Luke Ellis Paving the Way” (Yolu Açmak) adlı ırklar-arası çeşitlilik ve tolerans girişimleriyle, okuryazarlığı destekleyen Man Hayır Kurumu’na daha büyük bir fon ayırmak zorunda oldukları için bu karara vardıklarını söyledi. Neyse ki Man grubunun sahneden çekilmiş olması Booker Ödülü’nün sahneden kalkacağı anlamına gelmiyor. Daha ziyade ödül kurulunun yeni sponsorlar aramaya başlayacağına işaret ediyor. Bu sponsorların kim olacağını, ödülün yapısını değiştirip değiştirmeyeceğini de ancak zaman gösterecek.

 

 

 


 

 

SANDRA CISNEROS’A “HAYAT BOYU BAŞARI ÖDÜLÜ”

 

Dünyanın en büyük edebiyat organizasyonu olan PEN Amerika’nın ödül sezonu başladı. PEN bir süredir PEN/ Nabokov Uluslararası Edebiyatta Başarı Ödülü’nü kime vereceğini çözmeye çalışıyordu. Sonunda bu onura layık olabilecek tek yazarın Meksikalı-Amerikalı Sandra Cisneros olduğuna karar verdi. Hayatı boyunca birbirinden etkileyici şiirler, romanlar ve denemeler ortaya koymuş olan Cisneros 26 Şubat 2019’da düzenlenen törende 50 bin dolarlık ödülünü teslim aldı.

 

Çoğumuzun Mango Sokağı’ndaki Ev adlı ikonik eseriyle bildiği, başka hiçbir yapıtı Türkçeye çevrilmemiş olan Cisneros, Latin edebiyatına en büyük katkılarda bulunan yazarlardan biri kabul edilir. Eserlerinde Meksika ve Amerika kültürlerini, iki ülkeye ait olmanın beraberinde getirdiği kimlik problemlerini inceleyen yazar dünya edebiyatına katkıda bulunduğu kadar - zira kitapları çeşitli dillere çevrilmiştir - Amerika edebiyatını da genişleten bir isim kabul edilir.

 

PEN/Nabokov Ödülü’nün bu seneki jüri üyeleri Alexander Chee, Edwidge Danticat ve Valeria Luiselli idi. Her biri oldukça ünlü olan bu yazarlar ödülü Cisneros’a verme kararlarını şu şekilde açıkladılar: “Sandra Cisneros yazmasının sebebinin ‘yaşadığımız dünyanın yanan bir ev olması ve sevdiklerimizin yanıyor olmaları’ olduğunu söylemiştir… Cisneros bizi yanan, çarpılmış, mahvolmuş ve yeniden inşa edilmiş çeşitli ev ve ülkelerle bir araya getirmekte. Dünyamızda onun hikâyeleri ve sesi olmadan yolumuzu bulup kendi seslerimizle, dayanıklılığımızı yeniden keşfedebilmemiz mümkün olmazdı.”

 

 


 

 


DİJİTAL DÜNYADA ORTA ÇAĞ EDEBİYATI

 

Şair William Langland’in kim olduğunu büyük ihtimalle bilmiyorsunuzdur. Kendisinin 1368’de vefat ettiği ve şiirlerinin Türkçeye hiç çevrilmediği göz önünde bulundurulunca bu şaşırtıcı değil. Fakat bu durum Langland’in Orta Çağ’ın en önemli edebiyatçılarından biri ve tartışmasız en önemli şairi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Zaten Piers Plowman adlı şaheser kabul edilen şiirinin dijital bir arşive aktarıldığı devasa bir projenin başlamasının sebebi bu.

 

Tek bir şiirin dijital bir arşive konması neden devasa bir proje olsun diye merak ediyor olabilirsiniz. Bunun sebebi çok basit: Orta Çağ’dan kalma eserlerin ortada pek çok farklı versiyonu dolaşmakta. Zira bu eserler yıllar içinde bilinçli ya da bilinçsiz pek çok değişime uğramışlar. Hiçbirinin üstünde yazarların orijinal notları olmadığı için de bu değişikliklerin hangilerinin yazarların yaptığı değişiklikler olduklarını bilmek imkânsız. Dolayısıyla tek bir şiiri dijital ortama aktarmak demek şiirin tüm versiyonlarını bu ortama aktarmak demek. Bu da epey zaman ve emek isteyen bir iş.

 

Langland’in Piers Plowman’ının neden önemli olduğuna gelince… Şiirin yazarı hakkında pek bir şey bilinmese de ortada Orta Çağ’dan kalma, ona rakip olabilecek tek bir yapıt var. O da Canterbury Masalları ki bu bir şiir değil, roman. Piers Plowman muazzam bir edebi eser olmanın yanı sıra tarihi bir değer olan da bir çalışma. Zira 15. ve 16. yüzyılda yaşamış pek çok reformcu şiirin İngiltere’de gerçekleşecek olan Aydınlanma’yı öngördüğü ve hatta hızlandırdığını düşünüyordu. Bu da Piers Plowman’ın hem edebiyatçılar hem de tarihçiler tarafından incelenmesi gerektiğine işaret eden bir gerçek. Hal böyle olunca söz konusu dijital arşive onunla başlanmasının şaşırtıcı bir yanı yok.

 

Arşivin bununla başlamış olması onunla biteceği anlamına elbette gelmiyor. Araştırmacılar Piers Plowman’ın tüm versiyonlarını aktarmayı bitirdiklerinde hangi eserlere odaklanacaklarını şimdiden düşünmekteler. Ellerinde birkaç aday var. Bunlardan ilki az önce de bahsettiğimiz, Chaucer’in yazdığı ve Türkçeye çevrilmiş olan Canterbury Masalları. Bir diğeriyse büyük ihtimalle pek azımızın bildiği Kudüs’ün Kuşatması adlı efsanevi bir şiir.

 

 


 

 

EFSANEVİ BİR ŞAİRİN ÖLÜMÜ

 

Modern şairler arasında “efsane” olarak tanımlayabileceğimiz sayılı insan var. Amerikalı şair Mary Oliver bunlardan biriydi. Pulitzer ödüllü şair 17 Ocak 2019’da 83 yaşında hayatını kaybetti. Oliver uzun zamandır lenfomayla mücadele etmekteydi. Ne yazık ki böylece verdiği savaşı kaybetmiş oldu.

 

Mary Oliver 1935’te Ohio’da doğmuştu. Gerçekten de korkutucu denecek kadar zorlu bir çocukluğu oldu. Zira babasından cinsel taciz görmekteydi ve annesi bunu görmezden gelmekteydi. Oliver’in iki sığınağı vardı: şiir ve doğa. Bu iki sığınak onu geleceğe taşıyan, kendisini özgürleştirmesini, kendisine yeni bir yol açmasını sağlayan seçimlere dönüştüler. Oliver çektiği acıları şiirlerine yansıtmakla kalmadı. Aynı zamanda kendini, geçimini kalemiyle kazanıp bulunduğu ortamdan kurtulabilecek kadar geliştirdi.

 

Oliver ilk şiir kitabını 1963’te bastı. O zamandan bu yana on beşten fazla şiir ve deneme kitabı kaleme aldı. 1984’te American Primitive (Amerikalı İlkel) adlı şiir kitabıyla Pulitzer Ödülü’nü kazandı. 1993’teyse New and Selected Poems (Yeni ve Seçili Şiirler) kitabıyla Ulusal Kitap Ödülü’ne layık görüldü. En son yazdığı kitap 2016’da çıkan Upstream: Selected Essays (Nehirden Yukarı: Seçili Denemeler) adlı deneme kitabıydı. Ancak 2017’de Devotion (Bağlılık) adlı bir antolojide eserlerinin yer almasına da izin verdi.

 

Mary Oliver şiirin sade olması gerektiğini savunurdu: “Şiirin anlaşılması için açık olması gerek,” derdi. “… Süslü bir şey olamaz.” Yani bir şiirin içinde ancak en gerekli şeylerin olması lazımdı. Bu, tüm şiirlerinde uyduğu bir ilke oldu. Zaten şiirlerinin bu kadar yalın olmalarına karşın etkileyici olmasının sebebi tam olarak buydu. Kendinden sonra gelen pek çok genç şair ve yazara ilham veren Oliver, Florida’daki evinde hayata veda etti.

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Arthur Schnitzler (1862-1931) ülkemizde az tanınmasına rağmen Alman dilinin en güçlü öykücülerinden biridir. Erken dönemde bilinç akışı tekniğini, iç monolog anlatım imkânını ustalıkla kullanan yazar, aşk ve ölüm üzerine derinlikli öyküler ortaya koyarken özellikle XIX. yüzyıl sonu Avrupa ve Viyana’nın çöküş dönemini belgelemiştir.

28 ağaçtan oluşan küçük bir orman yarattın. Yeni kitabın Ağaç Alfabesi’nden söz ediyorum. Nereden aklına geldi bu fikir?

 

Köklerimizi, kendi isimlerimizin yazdığı karton kahve bardaklarında aradığımız bugünlerde masallara, masallarımızı okumaya, dinlemeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var gibi görünüyor. Mesafenin kaybolduğu, ben ve öteki, özne ve nesne, gerçeklik ve görüntüler arasındaki sınırların tamamıyla birbirine karıştığı günümüzde, doğru yolu, kendi yolumuzu bulabilmek çok daha zor.

Yıllar önce Hatice Meryem’in İnsan Kısım Kısım Yer Damar Damar’ını okuduğumda bir hazineyle karşılaştığımın farkındaydım. Bu romanda “Sıradan Bir Eteğin Harikulade Geçmişi” başlıklı kısacık bir bölüm vardır. Bir eteğin satın alınışından toz bezine dönüşene değin geçirdiği sergüzeşti anlatır.

“Dışarıdan geçen her uçağa gözüm takılıyor. Şimdi ayaklarımın altına bir Boeing çakılsa… Yerden yükselen kara duman, duvarları eriten sıcak, patlayan pencereler, havasızlıktan boğulmak, panik, intiharlar, alevler içindeki merdivenlere doğru koşmak, gözyaşları ve çığlıklar, umutsuz telefon konuşmaları neymiş öğrenirdim. Oysa oldu bu. Bu olay oldu ve olanı anlatmak mümkün değil...”

Söyleşi

UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi'ne alınan Dede Korkut Hikâyeleri hem Türkler hem dünya kültür tarihi için niçin bu kadar önemli?

 

ŞahaneBirKitap

Svetlana Aleksiyeviç, "yepyeni bir edebi tür" olarak tanımlanan, uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla 2015 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü.

Editörden

Masalların hayallerden beslenen, gerçeklerin dünyasından ayrılan garip bir zemini var. Gerçeklerin dünyasından ayrılsa da, her masal kendi gerçekliğini, daha önce duymayıp, görmediğimiz bir hakikati bize fısıldar. Hakikatin bambaşka yollardan geçebileceğine inandırır; zengin hayaller peşinde, sınırsız âlemlere yolculuk etmenin anahtarlarını sunar bize.