Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Edebiyatın Bookstagram ile Sakıncalı Sınavı




Toplam oy: 7
Kitap fotoğraflarının ve kitaplara dair yorumların, önerilerin, eleştirilerin bulunduğu Instagram hesaplarına bookstagram deniyor. Çoğunda popüler edebiyat örneklerine, gerçekten kime ait olduğu çoktan belirsizleşen ‘edebi’ cümlelere, yayınevlerinin yönlendirmesiyle gerçekleşen paylaşımlara yer verilen bu hesaplar edebiyatı bir tüketim nesnesi haline getiredursun, bir taraftan da binlerce okuru bir araya toplaması, edebiyat üzerine düşünülen bir platform yaratması, pek çok yazarı görünür kılması anlamında göz ardı edilemeyecek denli büyük bir mecra oluşturuyorlar. Bu sayıda sosyal medyanın en eski, en popüler bookstagramlarına hesaplarını hangi amaçla ve nasıl kullandıklarını, bir tüketim aracı olarak Instagramın edebiyatı da bir tüketim nesnesi haline getirip getirmediğini sorduk.

Duygu Özdemir @1Kitap1mekan

“YALNIZCA OKUDUĞUM KİTAPLARI PAYLAŞIYORUM”

 


 

Edebiyat çok eskiden beri hayatımda var; çocukluğumdan beri her zaman kitap okumayı oyunlara tercih ederdim. Hesabımı yaklaşık iki yıl önce açtım, öncesinde blog yazıyordum. Instagram ile beraber görselliğin ön planda olduğu farklı bir mecraya geçince kendime kitaplarla mekanları ortak bir karede buluşturan bir dünya yarattım. Kitapları günlük hayatın içine, sokaklara, mekanlara konumlandırınca beklediğimden daha güzel bir ilgi ile karşılaştım. Sayfamda en hassas olduğum konu kitap seçimleri... Belirli bir plan ya da kurguya sahip değilim tamamen kendi okuduklarım üzerinden ilerliyorum. Mekanın renk ve atmosferine uyacak kapak tasarımlarına sahip kitapları da zaman zaman bir araya getiriyorum. Ama ilk kriterim okuduğum, sevdiğim kitapları paylaşmak. Instagram gibi tüketim odaklı bir mecrada yanlış alıntılar, hızlı tüketim ve popüler edebiyat, edebiyatı da bir tüketim nesnesi haline getirebiliyor. Oysa doğru kullanım ile karşılıklı birbirlerini besleyebilecek iki alan aslında.

 


 

Ayça Demir Ertürk @Aycati

“INSTAGRAM’DA EDEBİYAT TÜKETİM NESNESİ HALİNE GELEBİLİYOR”

 


 

Edebiyatın hayatıma gerçek anlamda girmesi lise yıllarıma tekabül ediyor. Bu ilgimi bir sosyal medya hesabıyla biraz daha aktif hale getirdim. Kitap paylaşımları yapmaya başladığımda bookstagram diye bir kavramın varlığından dahi haberdar değildim. Hatta insanlar beni takip etmeye, paylaşımlarıma yorum yapmaya başlayınca oldukça şaşırmıştım. İnsanlarla fikir alışverişi yapmaya, kitap tavsiyelerinde bulunmaya başlayınca büyük keyif aldım. Her ne kadar instagramda edebiyat bir tüketim nesnesi haline gelmeye başlasa da (ki bunun tek nedeni kitap paylaşımı yapan hesaplar değil) benim gibi okumayı bir tutku haline getiren insanlarla etkileşim halinde olmak beni mutlu ediyor. Amacım da bu zaten; sevdiğim, okuduğum kitaplarla ilgili paylaşımlar yapmak. Okuyorum, fotoğraf çekiyorum, düşüncelerimi yazıyorum ve paylaşıyorum.

 


 

Esin Durduran @Bookigina

“FOTOĞRAF VE KONSEPT İÇİN ÖZEN GÖSTERİYORUM”

 


 

Edebiyata ilgim ilkokul yıllarına dek uzanıyor. Hesabımı 2,5 yıl önce açtım. Kaliteli paylaşımlar yapmak, aynı kaliteyi takipçi kitlesinde de yakalamak benim çok önemli. Türk ve dünya edebiyatından modern ve klasik örnekler okumayı seviyorum. Özellikle sanat ve sosyoloji kitapları da sıkça sayfamda yer verdiğim türlerden. Zaman zaman yayınevleriyle de ortak çalışmalarımız oluyor. Pek çok yayınevinden kitap gönderimi oluyor fakat hiçbir yayınevinin beğenmediğim ya da okumadığım bir kitabını paylaşmıyorum. Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum ve estetiğe de değer verdiğim için paylaşımlarımı büyük çabalar harcamasam da özenle yapıyorum. İnstagram gibi tüketim odaklı bir alanda edebiyata dair paylaşım yapmanın riskli olduğuna inanmıyorum. Evet, her şeyden çok fazla var ve bu edebiyatı biraz tüketim nesnesi haline getirmiş durumda. Yalnız bunun sakıncalı olduğuna inanmıyorum. Sözgelimi Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sının sosyal medyada çok popüler olması bence onun edebi niteliğine zarar vermez. Sosyal medya sayesinde bir kişi bile edebiyatı sevse, bu güzel bir şeydir.

 


 

Elif Kurumahmut / Tardisayraclikiz

“DAHA ÇOK FOTOĞRAFLAR iLGI ÇEKİYOR”

 


 

Hesabımı açtığım dönemde Türk bookstagram sayısı az olduğu için döneme göre yoğun bir ilgiyle karşılaştım. Hesabımda ilgimi çeken, sevdiğim türler olan genç-yetişkin ve bilimkurgu kitaplarına yer veriyorum. Kitap yorumlarımda önce kitabın konusundan bahsedip daha sonra kitap hakkında düşüncelerimi belirtiyorum. Instagram bir fotoğraf paylaşma uygulaması olduğu için kitabın kapak tasarımı, çekeceğim fotoğraf ve dolayısıyla paylaşımım için önemli bir kriter oluyor. Çoğunlukla da fotoğrafa ilgi gösteriliyor. Biz fotoğrafın altına yazılanlar da okunsun istiyoruz ancak o metinler az sayıda edebiyatseverin dikkatini çekiyor. “Bookstagram” hesaplarının giderek artması bir yandan iyi olurken bir yandan da kötü olabiliyor. Bir yandan kitap okumaya teşvik edip, okuyucu kitlesini arttırıyorlar diğer yandan da “Bookstagram”lar sadece paylaşım yapmak için kitap okuyorlar. Yurt dışındaki bookstagramlardan en beğendiklerim @theardentbiblio ve @talkincloud.

 


 

Ova İncekaraoglu @Excusemyreading

“EDEBİYAT TÜKETİM NESNESİ OLMALI”

 


 

Kitaplar çocukluğumdan beri hayatımın doğal bir parçası oldu. Annemle babamın okuyan insanlar oluşu ve bana sürekli kitap almaları Türkiye’deki eğitim sisteminin insana dayattığı ‘sayfaya basılı hiçbir şeye mecbur olmadan bakmama’ içgüdüsünden uzak tuttu beni sanırım. Instagram hesabımın öncesinde blog (excusemyreading.com) yazarıydım. Blogla birlikte bir de Instagram bağlantısı olsun diye hesabı açtım. Bloga günde 100-200 kişi gelirken Instagram’da bir gönderinin binlerce kişiye ulaşması Microblogging’e mesafeli duruşumu alt etti. İnsanların postaladığım şeylere yazdığı yorumlar, bana attıkları özel mesajlar beni çok etkiledi. Ben yapı olarak oldukça spontane bir insanım ve hesabımda da böyleyim sanırım. Kendi evimde etrafımda bitkiler ve kitaplar olmasını seviyorum- fotoğraflarımda da bunlara yer veriyorum. Paylaştığım kitapları yayınevleriyle birlikte belirliyoruz. Bana sürekli yeni çıkacak kitapları gönderiyorlar. Tek bir kuralım var: Eğer bir kitabı hesabıma koyacaksam o kitabı beğenmem veya okumaya değer bulmam gerekir. Beğendiğim bazı hesaplar: Ab_reads, thereaderswardrobe, bostonbookfanatic, _the_book_bug_ Bu kişilerin fotoğrafları kadar yazdıklarından da çok hoşlanıyorum. Ben edebiyatın tüketim nesnesi olduğu bir dünyada yaşamak istiyorum. Türkiye’de insanların az okuduğu bir gerçek, zaten ‘kitap tüketimi’ istemiyor muyuz? Edebiyat sadece belli kesimlere özgü ve kurallarını onların belirlediği bir hobi olmamalı. Hem edebiyat her daim kendi kurallarını yaratır. Sağlam hikayeler bir tüketim zincirinde sıradanlaşamaz eğer korkumuz buysa.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Vazgeçebileceğimizi değil de tercih edebileceğimizi düşünmek ne kadar aldatıcı? Her şeyden umudunu yitirmiş birini görüyorsanız belki hırslarına belki beklentilerine küsmüştür ama en çok da bir tercih yapabileceğine inanmıştır. İnsan en çok tercih edemeyince anlamını yitiriyor olmalı vazgeçince değil. O yüzden vazgeçebileceğimiz şeylerin ne kadar fazla olduğunu görünce dehşete kapılıyoruz.

“Şiir masumluğun yeniden ele geçirilmesidir” der Octavio Paz. Bunun için başlangıca yani söze gideriz. Üstü örtülmüş bir güzelliği yeniden görünür kılmak için sözün hakkı bizi beklemektedir. Mustafa Köneçoğlu’nun sekiz yıl sonra yeniden basılan ilk kitabı Söz Hakkı, bir şairin gerçeklikle ve dünyayla kurduğu bağın hem oluş hem de eriş sancılarına odaklanan bir şiirler toplamı.

Lydia Davis, yazdığı mikro, kimi zaman birer cümleden oluşan öyküleriyle tanınıyor. Proust, Blanchot, Flaubert gibi isimleri Fransızcadan İngilizceye çeviren Davis, Deha Bursu olarak da bilinen MacArthur Bursu’nun da sahibi.

İnsanlık serüvenimizde ciddi kırılmaları tecrübe ettiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Dijital devrim sadece alışkanlıklarımızı değil gerçekliği algılama ve yorumlama biçimimizi de temelden sarsıp deyim yerindeyse kararsızlaştırıyor. Bütün bu karmaşada hikâyeler de akacakları yeni yollar aramaktan geri durmuyor.

“Şairin hayatı şiire dâhildir” sözünü kullanan Cemal Süreya ise bunu poetik bir tespit olarak okuyup geçmek mümkün değil. Eserleri kadar hayatı da okuyucusunun her zaman ilgisini çekmiş, edebi kamunun konusu olmuş bir şairden söz ediyoruz.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.