Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Editörden // Ay’a çıkmak ile yaya kalmak arasında!




Toplam oy: 109

Tatil sona erdi, okullar açılıyor; şehirler eski nüfuslarına kavuştu, yeni dizilerin ilk bölümleri görücüye çıkıyor, iddialı filmlerin fragmanları birer birer dönmeye başladı… Yayınevlerinden kitapçı raflarına doğru olan akışın hızı da “normale” dönmeye başladı; ne de olsa eylül ayı, yayıncılık sektörü için de bir “yeni sezon” başlangıcı kabul edilir. Yakın bir zaman içinde Ahmet Ümit’in yeni romanını okuyacağımızı biliyoruz şimdiden, Dan Brown’ın Origin’i 3 Ekim’de dünya ile aynı anda yayımlanacak Türkçede de; hatta saat farkı sebebiyle romanı ilk okuyan ülkenin Türkiye olacağı söyleniyor. Bu “yeni sezon”da elbette yeni yazarlarla da tanışacağız; daha heyecanlı “ilk okuma”lar olacağı muhakkak. Ne de olsa bilinmezlik barındırır ilk romanlar. Peki ya plan aşamasındaki ilk romanlar? Belki de hiç bilemeyeceğiz bazılarının hikayelerini…

 

SabitFikir’in bu yeni sayısında, yayıncılığın çeşitli aşamalarında ismine rastladığımız Mert Tanaydın, bir yol haritası çıkarıyor kafasında ilk roman fikri olanlar için. Yeni sezon başlangıcında bu dünyaya adım atmayı düşünenlere fener tutmaya çalışıyor. Mert Tanaydın’ın da birkaç kere özellikle vurguladığı gibi, geleneksel yöntem en sağlamı tabii ama istisnalar bizi hep şaşırtmayı başarıyor. 

 

Hatırlanacaktır, Marslı romanı yalnızca konusuyla değil, ortaya çıkış öyküsüyle de de dikkat çekmişti. Dosyası birçok yayınevi tarafından reddedilen Andy Weir, Marslı'yı internet üzerinden yayımlamış ve kitap yoğun bir ilgi görmüştü. Sonrasında matbu olarak da yayımlanan Marslı Hollywood'un da ilgi odağı haline gelmiş ve 20th Century Fox şirketi tarafından sinemaya uyarlanmıştı. (Yönetmenlik koltuğunda Ridley Scott'ın, başrolünde Matt Damon’ın yer aldığı bir “yapım” haline gelmişti.) Bu yılın sonlarına doğru (muhtemelen 14 Kasım’da) ikinci romanını yayımlamaya hazırlanıyor Andy Weir; ama bu sefer romanın matbu olarak kolaylıkla yayımlanacak olması bir yana, film hakları bile şimdiden satılmış durumda! Adının Artemis olduğu açıklanan bu yeni romanın konusu, Ay'da kurulmuş olan kolonide, Jazz adlı genç bir kadının etrafında şekilleniyor. Diğer bir deyişle bu sefer de Ay’a “çıkıyor” Andy Weir… Nereden nereye!

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Tamamı “uydurma” sözcüklerden oluşan The Dictionary of Obscure Sorrows’u (Müphem Kederler Sözlüğü) duymuşsunuzdur belki.

Kurtadam edebiyatının mazisi zengin, özellikle de öykü türünde. Çağdaş kurtadam romanları ise, 1990’ların sonu ve 2000’lerin başından beri ne yazık ki vampir edebiyatıyla aynı kaderi paylaşıyor. Paranormal aşk romanları ile erotik şehir fantazyaları, vampir, kurtadam ve hatta zombi gibi canavarları iliğine kadar kuruttu!

New York Halk Kütüphanesi’nin namını duymak için kenti ziyaret etmeye gerek yok. Burası tüm dünyadaki en aktif kütüphanelerden biri.  1940 yılında Albert Berg tarafından kuruma bağışlanan Berg Koleksiyonu’nu kütüphanedeki diğer koleksiyonlardan ayıran bazı özellikler var. Öncelikle bu bölümü yalnızca randevu alarak ziyaret edebiliyorsunuz.

Yaratıcılık üzerine sık sık yazan Oliver Sacks, The River of Consciousness adlı kitabında şöyle der: “Yaratıcılık yalnızca bilinçli bir idmanı değil, bilinçdışı bir hazırlanma sürecini de kapsar. Bu bir kuluçka dönemidir. Size ilham veren, sizi etkileyen unsurları özümsemek ve onları yeni bir nizam dahilinde sentezlemek için bilinçdışı mekanizmalar elzemdir.”

Klasikleri okumamak için sıralanan bahanelerden ilki hacimleriyle, "bitmek bilmeyen sayfalarıyla" ilgili olur genelde.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.