Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Emily Dickinson'ın botanik tutkusu




Toplam oy: 52

Bilim dünyasının kapılarının kadınları içeri almamak için her türlü bariyerle donatıldığı Victoria döneminde, botanik pek çok kadın için sanat ve bilimin kol kola gittiği bir pratiğin olanaklarını barındırıyordu. Bu kadınlar arasında hiç beklenmedik bir isim de vardı: Şiirleriyle kendisinden sonra gelen sayısız kuşağı etkileyen Emily Dickinson.

 

Emily Dickinson'a ait bilinen tek fotoğraf, 
1847 yılı civarında daguerreotype yöntemiyle çekilmiş.
(Amherst College arşivi)

 

Aslına bakarsanız Dickinson, şiir yazmadan çok önce bitkilere sevdalanmıştı. 9 yaşında botanikle ilgilenmeye, 12 yaşında annesine bahçede yardımcı olmaya başladı. Çok farklı türlerdeki bitkileri toplamaya, yetiştirmeye, tasnif etmeye geniş zaman ayırdı. O meşhur fotoğrafını çektirdiği dönemde, botaniğe olan ilgisi iyiden iyiye bilimsel bir hüvviyet kazandı. Bu dönemde, Mount Holyoke Koleji'nde eğitim görüyordu. Okulun kurucularından olan Mary Lyon kendisi de bir botanik tutkunuydu ve Dickinson'ın değişik türdeki bitkilere olan ilgisini perçinleyip, onu metodik bir şekilde çalışmaya teşvik etti.

 

Houghton Kütüphanesi, Harvard Üniversitesi

 

Ortaya çıkan sonuç Dickinson'ın şiirleriyle ortak bir yana sahip. Geçip giden zamana ağıt niteliği taşıyan, şefkatli bir bekleyişe işaret eden, kırılganlık duygusu uyandıran bir çiçek koleksiyonu... Dickinson, Amherst bölgesinden topladığı bu çiçekleri "baharın güzel çocukları" olarak nitelemişti bir keresinde.

 

Dickinson'ın orijinal herbaryumu günümüzde Harvard Üniversitesi bünyesindeki Houghton Nadir Eserler Kütüphanesi'nde, yazarın özel odasında halen büyük oranda korunuyor. Harward Üniversitesi'nin yakın dönemde gerçekleştirdiği bir çalışma, yazarın bitki koleksiyonunu dijital ortama taşıyarak herkesin bu saklı hazineye erişebilmesini sağladı.

 

Damon Young'ın Bahçede Felsefe kitabında da Dickinson'ın bu tutkusuna dair anekdotlar bulmak mümkün.

 

 


 

 

Kaynak: Brainpickings

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Tamamı “uydurma” sözcüklerden oluşan The Dictionary of Obscure Sorrows’u (Müphem Kederler Sözlüğü) duymuşsunuzdur belki.

Kurtadam edebiyatının mazisi zengin, özellikle de öykü türünde. Çağdaş kurtadam romanları ise, 1990’ların sonu ve 2000’lerin başından beri ne yazık ki vampir edebiyatıyla aynı kaderi paylaşıyor. Paranormal aşk romanları ile erotik şehir fantazyaları, vampir, kurtadam ve hatta zombi gibi canavarları iliğine kadar kuruttu!

New York Halk Kütüphanesi’nin namını duymak için kenti ziyaret etmeye gerek yok. Burası tüm dünyadaki en aktif kütüphanelerden biri.  1940 yılında Albert Berg tarafından kuruma bağışlanan Berg Koleksiyonu’nu kütüphanedeki diğer koleksiyonlardan ayıran bazı özellikler var. Öncelikle bu bölümü yalnızca randevu alarak ziyaret edebiliyorsunuz.

Yaratıcılık üzerine sık sık yazan Oliver Sacks, The River of Consciousness adlı kitabında şöyle der: “Yaratıcılık yalnızca bilinçli bir idmanı değil, bilinçdışı bir hazırlanma sürecini de kapsar. Bu bir kuluçka dönemidir. Size ilham veren, sizi etkileyen unsurları özümsemek ve onları yeni bir nizam dahilinde sentezlemek için bilinçdışı mekanizmalar elzemdir.”

Klasikleri okumamak için sıralanan bahanelerden ilki hacimleriyle, "bitmek bilmeyen sayfalarıyla" ilgili olur genelde.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.