Güncel // Kadınların “uğraştıkları” | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Güncel // Kadınların “uğraştıkları”




Toplam oy: 29
Kitap dünyasındaki tüyler ürpertici manzaranın tek sebebi, ortaya çıkan cinsel taciz vakaları değil maalesef.

Kadınlar bilir; hangi endüstride olursanız olun, hangi ülkede yaşarsanız yaşayın eşitlik için -kimisi büyük, kimisi küçük ama mutlaka- çeşitli “savaşlar” vermeniz gerekir. Günlük hayatımızın bir parçası haline gelmiştir adeta bu savaşlar. Öyle ki onları bazen görmezden geldiğimiz, “ne yapalım, hayat böyle,” deyip geçtiğimiz durumlar olabiliyor. Ancak bir taraftan da, #MeToo hashtag’i ile yaşadıklarını paylaşarak “sessizliği bozan” kadınların hareketi, yayılmaya devam ediyor...

Öyle ki, birkaç ay içinde özellikle Hollywood’da, cinsel tacizle suçlanan birçok prodüktör, oyuncu ve yönetmen kariyerlerinden oldu ve bu hareket kısa süre içinde diğer endüstrilere de sıçradı. Kitap dünyası da elbette bundan “nasibini” aldı. Eşitliğin, insanlığın belki de en büyük savunma alanlarından biri olan edebiyat dünyasında böylesi karanlık olayların yaşanması insanın içini acıtsa da, sonuç olarak gerçeklerin yüzeye çıkması, belki de hayal ettiğimiz o ütopik dünyanın kurulmasına vesile olacaktır.


İptal edilen Nobel


Nobel Edebiyat Ödülü’nün ne kadar önemli ve prestijli olduğunu bilmek için kitap tutkunu olmaya gerek yok. İsveç Akademisi’nin her sene yaklaşık 200 aday arasından, aylarca yapılan bir araştırma neticesinde tek bir yazara (bazı istisnai durumlarda müzisyen!) ödül verdiği biliniyor. Dolayısıyla insan, dünyanın belki de en önemli edebiyat ödülünün, belli bir davranış modeli sergilemesini, bir örnek oluşturmasını bekliyor. Bu yüzden de Nobel’in cinsel tacizle “lekelenmesi” hepten can yakıyor.

 

İsveç Akademisi'nin bir toplantısından

 

Geçtiğimiz aylarda 18 kadın, günümüz sanat dünyasının önde gelen kültürel figürlerinden ve İsveç Akademisi’yle sıkı bağları bulunan Jean-Claude Arnault’yu taciz ve şiddet uygulamakla suçladı. Haber, hiç kuşkusuz, edebiyat dünyasında bir bomba etkisi yarattı. Skandalın ortaya çıkmasıyla Arnault soruşturma altına alındı. Ancak Akademi bu konuda yeterince sağlam bir duruş sergileyemedi. Bu da elbette, #MeToo’dan beri kadın hakları için dur durak bilmeden çalışan eylemcileri devreye soktu. Çok geçmeden Akademi’nin pek çok üyesi, sonrasında da Akademi politikalarını değiştirmek için yıllarca uğraşan genel sekreteri Sara Danius ile Frostenson istifa ettiler. Bu istifa neticesinde Akademi’nin yönetim kurulunda yalnızca 10 kişi kaldı. Bu kadar kişi Nobel Edebiyat Ödülü oylamasını yapmaya yetmeyecekti. Neticede istifa edenler, İsveç Akademisi’ni “dramatik” bir karar almaya zorladılar ve Akademi, bu sene Nobel Edebiyat Ödülü’nün verilmeyeceğini kararlaştırdı. 75 yıl sonra ilk kez, Akademi bu sene hiçbir yazara Nobel Ödülü takdim etmeyecek. Gelecek yıl ise, iki yazar birden Nobel Edebiyat Ödülü'nü almaya hak kazanacak. Dolayısıyla belki de ödül ertelendi demek daha doğru olur. Bu ertelemenin olumlu değişimleri beraberinde getirip getirmeyeceğini ise ancak zaman gösterecek.

 

 

Tahtından düşen bir yazar!

 

Junot Díaz, günümüz edebiyatının önemli isimlerinden biri... Oscar Wao'nun Tuhaf Kısa Yaşamı romanıyla Pulitzer Ödülü’nü kazanmış, eserleri düzinelerce dile çevrilmiş bir yazar. Haliyle de çok sevilen bir yazar. Ancak bu günlerde kendisi, bir kadına cinsel tacizde bulunmak ve daha başkalarına şiddet uygulamakla suçlanıyor. (Díaz’ı tacizle itham eden kişi, kendisi de ünlü bir yazar olan Zinzi Clemmons. Clemmons’ın durumu Twitter’da paylaşması üzerine pek çok başka kadın da, sosyal medyada, Díaz’ın onları nasıl sözsel olarak taciz ettiğini paylaşmaya başladılar.) Sonuç olarak Junot Díaz da, katılmayı planladığı festivallerden ve panellerden çekilme kararı aldı, daha doğrusu böyle bir karar almak zorunda kaldı!

 

 

 

Kadınların yazdığı kitapların fiyatları neden daha düşük?


Kitap dünyasındaki tüyler ürpertici manzaranın tek sebebi, ortaya çıkan cinsel taciz vakaları değil maalesef. Diğer bir problem de, kadınların emeklerinin karşılığını alamamaları. Zira, yakın bir süre önce Queens Koleji’nin yaptığı bir araştırmada, kadınların kaleme aldığı kitapların yüzde 50 daha düşük fiyatla satıldıkları keşfedildi.

Söz konusu araştırmada, 2002-2012 yılları arasında tüm büyük yayınevlerinin bastıkları kitapların yer aldığı listeler incelenmiş. Yayımlanan tüm kitapların fiyatları sene sene karşılaştırıldığında, kadın yazarların eserlerinin yüzde 45-50 oranında daha düşük fiyatla satıldıkları görülmüş. Araştırmayı yürüten sosyolog Dana Beth Weinberg ve matematikçi Adam Kapelner, durumun kitap türlerinden (polisiye, romantik, fantastik vs) kaynaklanıp kaynaklanmadığına da bakmışlar, ancak manzara değişmemiş! Belki bu kadın yazarlar çok da iyi bilinen isimler değildi, diye fikir yürütmek mümkün ama eserleri daha düşük fiyatla satılan yazarlar arasında Joyce Carol Oates, Roxane Gay ve Patricia Highsmith gibi isimlerin yer aldığının altını özellikle çizelim. Peki, neden?

 

 

 

 

 


 

 

 

Görsel: Seda Mit

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kusur: Türkçede herhangi bir konuda yaptığımız yanlışı anlatan ya da hatamızı belirten bir kelime. Toplumsal yaşayışımızda ve bireysel ilişkilerimizde de bu sözcükle daima karşılaşırız. Aslında, günlük yaşamımız içinde sıkça kullandığımız biçimi ise, “Kusura bakma”dır. Bu, negatif bir anlam içeriyor gibi görünse de, ilişkilerde kişiye özel bir alan açar.

James Baldwin yalnızca başarılı bir romancı değil, aynı zamanda bir deneme yazarı ve gözüpek bir insan hakları savunucusuydu. Lithub, Baldwin’in doğumunun 94. yılında, 2 Ağustos günü,  çeşitli yazı ve söyleşilerinden oluşturulmuş getirilmiş bir alıntı derlemesi paylaştı.

İzleyici koltuğunun edilgenliğinden çıkıp sinemayla farklı düzlemlerde ilişki kurmak, yeri geldiğinde yönetmenin zihninde bir filmin nasıl tasarlandığının kapılarını aralamak isteyenler için Türkçede hatırı sayılır bir külliyat oluşmaya başladı.

Nazilerin 1933 yılından itibaren toplu kitap yakma eylemlerine hız verdiği, 1945 yılına dek de bu tarihe geçecek utanç verici pratiği sürdürdüğü biliniyor. Naziler tarafından yakılan tüm kitapların bir listesini hazırlamak imkansız olsa da, 4 bin farklı yapıtın kopyalarının yakıldığı tahmin ediliyor.

Ayşe Acar, ikinci kitabı Yeşil Adam’ın henüz yayımlandığı “Yüzyıl” serisinde, üç bölgeye ayrılmış bir dünyada geçen felsefi bir bilimkurgu öyküsü anlatıyor.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.