Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Hayali yerler




Toplam oy: 287

Edebiyat tarihi bildiğimiz, tanıdığımız yerler kadar sadece hayal dünyamızda var olan yerler de ihtiva eder. Bu yerler kimi zaman içinde yaşadığımız dünyanın kimselerin bilmediği bir köşesinde kurulmuştur, kimi zamansa çok uzaklarda bir yerlerde. Fakat bu yerlerin kimileri vardır ki onların ortak özelliği okurlarının o yerleri görmek, o hikayelerin bir parçası olmak istemesini sağlamasıdır. Bu hayali yerler onları hemen her ayrıntısıyla tasarlayan, kurgulayan ve inşa eden yazarlarının başarısını da gözler önüne serer elbette. İşte okurları yazarın hayal gücüne hayran bırakan kimi hayali yerler:

 

1. Isadora - Görünmez Kentler - Italo Calvino

 

İtalyan yazar Italo Calvino'nun Görünmez Kentler adlı romanı Marco Polo ile Kubilay Han arasında geçen bir satranç maçını konu alır. Bu satranç maçı boyunca Marco Polo ve Kubilay Han, Marco Polo'nun seyahatleri üzerine sohbet ederler. Bu hikayenin asıl dikkat çekici unsuru ise Marco Polo'nun seyahat ettiği kentlerin hepsinin hayali ve kadın isimleriyle isimlendirilmiş olmasıdır. Elli beş farklı kentten biri de Isadora'dır. Binalarda katların deniz kabuklarıyla kaplı sarmal merdivenlerle birbirine bağlandığı, en iyi teleskopların ve kemanların imal edildiği, iki kadın arasında bocalayan bir yabancının daima bir üçüncüsüne rastladığı kenttir Isadora.

 

 

2. Macondo - Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel García Márquez

 

Kolombiya'nın dünyaya kazandırdığı en önemli yazarlardan biri Gabriel García Márquez ve yazarın eserlerinin belki de en ünlüsü Yüzyıllık Yalnızlık. Yazarın birçok romanı gibi, Yüzyıllık Yalnızlık da çocukluk yaşantılarından önemli izler taşır.  Buendía ailesinin yüz yıla yayılan tarihi Márquez'ın büyüdüğü şehir Aracataca'dan esinlenerek yarattığı Macondo kasabasında şekillenir. İklimi, insanları ve muz plantasyonları ile Güney Amerika kıyılarında olduğunu hissettirir Macondo, fakat yazar yine de kesin bir tarif vermekten ve bu kasabayı gerçekte var olan bir şehirle ilişkilendirmekten kaçınır.

 

 

3. Kış - Karanlığın Sol Eli - Ursula K. Le Guin

 

Kış, kendinden menkul bir gezegendir. Adı üstünde bu gezegende mütemadiyen yarı-kutup iklimi yaşanır. Bu gezegenin tüm sakinleri o anki hormonal durumlarına göre kadın ya da erkek olabilirler. Böylelikle cinsel kimliklerin oluşturduğu statü sembollerini de altüst etmiş olur yazar. Fakat bu barışçıl, akışkan ve değişken düzen dışarıdan gelen erkek bir elçi ile başlar değişmeye. Hayali yerler kurgulamak konusunda tartışılmaz bir başarısı vardır Le Guin'in. Karanlığın Sol Eli yazarın bu becerisini ortaya koyduğu en önemli eserlerinden biridir.

 

 

4. West Egg - Muhteşem Gatsby - F. Scott Fitzgerald

 

Caz Çağı'nın en çılgın partileri West Egg'de yaşanır, çünkü gizemli milyoner Jay Gatsby'nin malikanesi buradadır. Caz Çağı'nın bütün o coşkusunu, aşırılıklarını ve debdebesini birinci elden anlatır F. Scott Fitzgerald. Zira yazarın kendisi de Long Island'da verilen bu partilerin müdavimlerindendir. Fitzgerald da karakteri Jay Gatsby'nin evini Long Island'a yerleştirdiği kurgusal bir kasaba olan West Egg'e kurmuştur.

 

 

5. Zümrüt Şehri - Oz Büyücüsü -  L. Frank Baum

 

Zümrüt Şehri ilginç olduğu kadar ürkütücüdür de. Kansas'ın uçsuz bucaksız çayırlarından bir hortumun sürüklemesiyle gelir Dorothy Zümrüt Şehri'ne. Bu doğaüstü evrende evine geri dönmek için maceradan maceraya atılan küçük Dorothy'ye köpeği Toto ve yolda tanıştığı Teneke Adam, Korkuluk ve Korkak Aslan eşlik eder.

 

 

 


 

 

Kaynak: Electric Literature

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kelimelerle ilişkimi şöyle tarif edebilirim; ‘Kelimelerin kalbi’ne şiir yazarak girmek... Tanpınarca söylersem ben de önce kelimeleri öğreniyorum, sonra da yaşadıkça anlamlarını. Ve şu: Bazı kelimeleri işaret ettikleri şeyden daha çok seviyorum.

 

 

 

 

Sinik Bir Başkaldırı: Edebiyat Ehlileştirilmeye Karşı


İlk karşılaşmamızda ne benim henüz yayımlanan bir metnim vardı ne de Aykut Ertuğrul’un ilk öykü kitabı raflara düşmüştü. Yayın yönetmenliğini üstlendiği “Ğ” dergisine değerlendirilmesi için gönderdiğim bir öyküyle başlayan edebiyat sohbetimizde yılları devirdik. Sanırım en kıdemli okurlarından biriyim. Bir eleştiri yazısına da bu kadar duygusallık yeter.

 

Roman edebiyatın bukalemunudur. Kanonik olmayan doğası gereği, kılıktan kılığa girme becerisine sahiptir. Bu durum roman kuramına, eleştirisine de yansır. Öyle ki her romanı, romancıyı aynı şekilde açıklayacak bir inceleme yöntemi bulamayız. Romancılığı tartışma götürmez isimler bile ifratla tefrit arasında gidip gelen yorumlara maruz kalabilir.

Söyleşi

100. sayımızdan itibaren başladığımız Yayınevi Hikâyeleri’nde bu ay İz Yayınları editörü Hamdi Akyol var. Akyol, yayıncılık tarihimizin kilometre taşlarından olan İz Yayınları’nın kuruluşunu, daha çok hangi kitapları bastıklarını ve günümüz yayıncılık ortamının durumunu değerlendirdi.

 

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.