Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

İlhamını edebiyattan alan kara filmler




Toplam oy: 86

Kahramanlarını çürümüş ve itici algılanabilecek bir dünyanın içine yerleştiren kara filmler, 1950'li ve 60'lı yıllarda başta Amerika olmak üzere dünyanın hemen her yerinde epey popülerdi. Fakat o günlerde de edebiyat ve sinema arasındaki işbirliği bugünkünden farklı değildi elbette. O günlerde de sinema edebiyattan epeyce faydalanıyordu. Öyle ki, meraklılarının adını hemen hatırlayacağı birçok kara filmin arkasında da bir edebiyat etkisi yatıyordu. İşte ilhamını edebiyattan alan kara filmler:

 

1. The Big Sleep (1946)

 

Başrollerinde efsanevi oyuncu Humphrey Bogart ve Lauren Bacall'ın yer aldığı The Big Sleep, ünlü yazar Raymond Chandler'ın Büyük Uyku romanından uyarlanmıştı aslında.

 

 

 

 

2. The Third Man (1949)

 

Hollywood'un bir diğer efsane isminin, Orson Welles'in başrolünde olduğu The Third Man'in arkasında bir roman bulunmakla kalmıyor, aynı zamanda çok önemli bir yazarın da imzası bulunuyordu. Graham Green Üçüncü Adam'ı senaryo olarak yazmış; kitap ise filmin ardından, 1950 yılında yayımlanmıştı.

 

 

 

 

3. The Maltese Falcon (1941)

 

Başrolünde yine Humphrey Bogart'ı gördüğümüz The Maltese Falcon, Dashiell Hammett'ın Malta Şahini adlı romanından uyarlanmıştı. Humphrey Bogart özel dedektif Sam Spade rolündeydi. 

 

 

 

 

4. Stray Dog (1949)

 

Daha çom Yedi Samuray ile tanınan Japon yönetmen Akira Kurosawa'nın yönetmen koltuğunda oturduğu Stray Dog''un temelinde basılı bir roman bulunmasa da, Kurosawa'nın bu hikayeye aslında bir roman olarak başladığı biliniyor. Kurosawa bir dedektif hikayesi yazmak için masanın başına oturmuş ve altı haftalık bir sürecin sonunda hikayesini senaryoya uyarlamaya karar vermiş.

 

 

 

5.  Double Indemnity (1944)

 

İşte içinde Raymond Chandler'ın parmağı olan bir film daha! Ama bu kez Raymond Chandler'ın romanından uyarlanan bir filmden bahsetmiyoruz. Chandler'ın da senaristleri arasında bulunduğu bu film Postacı Kapıyı İki Kere Çalar romanıyla da tanıdığımız James M. Cain'in Çifte Tazminat romanının bir uyarlaması.

 

 

 

 


 

 

 

Kaynak: Bookglow

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Sözcüklerin Farklı  Rotası: Deli Bal

Bir dönem fazlasıyla popüler olan anket defterlerinin tarihi hayli gerilere dayanıyor aslında. Ünlü Fransız yazar Marcel Proust henüz 13 yaşındayken de bir hayli popülermiş bu defterler. Öyle ki 13 yaşındaki Proust böyle bir defter satın alıp içindeki İngilizce soruları yanıtladıktan sonra arkadaşı Antoinette Faure’a doğum günü hediyesi olarak vermişti.

Koleksiyoncular, eski yayıncılar ve üreticilerle konuşursanız eğer, benzer yorumlar duyarsınız; Türkiye’de çizgi roman yayıncılığının altın çağının 1955-1975 yılları arasında yaşandığına inanılır. Sonrasında satışların düştüğü, doksanlı yılların başında kaybolma raddesine geldiği anlatılır.

Edebiyat ve felsefe deyince akla ilk olarak dilin kıvraklığı ile düşüncenin keskinliği bir araya gelse de, arka planda sıklıkla aşk hikayesi görürüz. Ustaca ve birikimle yazılan mektuplar oluşturur bu hikayeyi. Lübnan asıllı ressam, şair ve filozof Halil Cibran da aşk mektuplarıyla bilinen isimlerden.

Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. Öyleyse soruyoruz:  Siz Jules Verne'i niçin okuyorsunuz?

 

Söyleşi

Jean-Paul Didierlaurent ile söyleşi:


“Okunmayan kitap, ölü kitaptır. Bu yüzden ortadan kalkması mı gerekir?”

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.