Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

İlk eserini kırkından sonra yayımlayan yazarlar




Toplam oy: 122

Genç yaşta üne kavuşan yazarlar gerek okurun, gerekse basının ilgisine mazhar olmaya alışıktır. Genç yaşında bir başyapıt ortaya koymayı başarabilmiş bir yazar yazmanın bir yetenek işi olduğunun ve bu yeteneğin de doğuştan geldiğinin bir kanıtı gibi görülür kimi zaman. Ama olgunluk çağlarına ermeden ortaya çıkmayan, görünür olmaktan kaçınan, kimi zaman da gün yüzüne çıkmayı başaramayan yazarlar da vardır elbette. Üstelik birçoğu da arkalarında son derece önemli eserler bırakmış ve edebiyat tarihinde kendilerine ayrılan yere yerleşmişlerdir. İşte ilk eserini kırk yaşından sonra yayımlayan kimi yazarlar:

 

1. William S. Burroughs

 

Beat Kuşağı'nın efsanevi isimlerinden William S. Burroughs'un uyuşturucu maddelere olan merakı bir sır değil. Bu konudaki tecrübeleri yazarın ilk kitabı Junky için de bir temel oluşturmuştu. Junky yayınlandığında takvimler 1953 yılını gösteriyodu ve kırk yaşındaydı Burroughs. Junky ile yazara hayran olan okurların ise bir sonraki roman Çıplak Şölen için tam altı yıl beklemesi gerekecekti.

 

 

 

2. Marcel Proust

 

Bir milyon iki yüz elli bin sözcükten ve üç bin sayfadan oluşan 20. yüzyılın en ünlü romanlarından Kayıp Zamanın İzinde'nin öyle bir çırpıda yazılmasını beklemek elbette mümkün değil. Nitekim Marcel Proust'un başyapıtını bitirmesi de on yedi yılını almıştı. Kayıp Zamanın İzinde ancak yazarı kırk üç yaşına vardığında yayımlanabilmişti. Üstelik roman ilk olarak genel yayın yönetmenliğini Andre Gide'in yaptığı bir yayınevi tarafından reddedilmiş, ardından Proust romanını kendi imkanlarıyla bastırmıştı. Fakat Marcel Proust'un Kayıp Zamanın izinde için yaptığı "masraflar" bununla da kalmadı. Proust kendi kitabını öven eleştirilerin yayımlanması için gazetelere para da vermişti.

 


3. Henry Miller


Yaşadığı ve yazdığı dönemin edebi formlarının dışına çıkarak ve roman, otobiyografi ve mistizmi harmanlayarak kendine özgü biçimler yaratan Amerikalı yazar Henry Miller ilk romanı Yengeç Dönencesi'ni yayınlayabildiğinde kırk dört yaşındaydı. Üstelik kitap Amerikan piyasası için fazla "riskli" bulunduğundan ilk olarak Fransa'da yayımlanması uygun görülmüştü.

 

 

 

4. J.R.R. Tolkien

 

Orta Dünya'nın yaratıcısı J.R.R. Tolkien'in Orta Dünya'yı ilk kez gözler önüne çıkardığı ve bizleri elfler, hobbitler, ejderhalar ve diğerleriyle tanıştırdığı ilk eseri Hobbit yayımlandığında yazar kırk beş yaşındaydı. Sonraki on yıl boyunca dünyaca ünlü üçlemesi Yüzüklerin Efendisi üzerinde çalışan yazar bu üçlemeyi yayımlatmayı başardığındaysa altmış üç yaşına gelmişti.

 

 


5. Bram Stoker

 

Bram Stoker denince akla ilk gelen, hiç kuşkusuz, dünyanın en ünlü vampirini anlatan Dracula romanıdır. Fakat Stoker'ın ilk romanı Dracula değildir. Yazarın ilk romanı  The Snake’s Pass yazar kırk üç yaşındayken yayımlanmıştır. Yazara asıl şöhretini kazandıran Dracula yayımlandığında ise ellisine gelmiştir Stoker.

 

 

6. Raymond Chandler

 

Polisiyenin ustalarından sayılan Raymond Chandler'ın roman yazma macerası epey geç başlamıştı esasen. 1932'de ekonomik kriz sırasında işsiz kalınca polisiye öykü denemelerine girişen yazar ilk polisiye öyküsü "Blackmailers Don't Shoot" (Şantajcılar Ateş Etmez)'u Black Mask adlı dergide yayımlamıştı. 1888 yılında doğan Chandler o zamanlar kırk dört yaşındaydı. İlk romanı Büyük Uyku yayımlandığında ise elli bir... Geç başlayan kariyerinde hızlı bir ivme kazanan yazar dönemin birçok ünlü Hollywood filmine de senarist olarak katkıda bulunmuştu.

 

 

7. Daniel Defoe


İngiliz edebiyatı tarihinde Daniel Defoe'nun da, yazarın ilk ve en ünlü romanı Robinson Crusoe'nun da çok önemli bir yeri vardır. Zira Daniel Defoe kimileri tarafından  İngiliz romanının kurucularından, ünlü eseri Robinson Crusoe da ilk İngilizce roman kabul edilir. Robinson Crusoe'nun yayımlandığı 1719 yılında Daniel Defoe elli dokuz yaşındadır.

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

Kaynak: The Writing Cooperative

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yaratıcılık üzerine sık sık yazan Oliver Sacks, The River of Consciousness adlı kitabında şöyle der: “Yaratıcılık yalnızca bilinçli bir idmanı değil, bilinçdışı bir hazırlanma sürecini de kapsar. Bu bir kuluçka dönemidir. Size ilham veren, sizi etkileyen unsurları özümsemek ve onları yeni bir nizam dahilinde sentezlemek için bilinçdışı mekanizmalar elzemdir.”

Klasikleri okumamak için sıralanan bahanelerden ilki hacimleriyle, "bitmek bilmeyen sayfalarıyla" ilgili olur genelde.

Siz de maaş günü soluğu kitapçıda alanlardan mısınız? Eğer öyleyse, kitapların gitgide daha da pahalılaştığını kolaylıkla fark etmişsinizdir. Üstelik, Türkçe kitaplar kadar İngilizce kitapları da takip etmeye çalıştığınızı düşünün... Her ne kadar kitaplara harcanan paranın hiçbir zaman boşa harcanmadığına inansam da, bazen, okuma bağımlılığıma yıllardır ne kadar para yatırdığımı merak ederim.

Bazı romanlarda, müziğin sayfalardan çıkıp odayı -yahut da bulunduğunuz mekanı- doldurduğunu hissedersiniz. "Söz uçar yazı kalır" belki ama, bazen de müzik kelimeler sayesinde sayfaların arasından uçar, üstelik zihinden kolayca silinmez.

 

Ahmet Uluçay’ın geçtiğimiz günlerde Küre Yayınları tarafından okurlarla buluşturulan güncesi, çocukluğun düş dünyasından yaşamı boyunca çıkmayan, çıkmayı reddeden bir hayalcinin yaşamından izler taşıyor. Uluçay’ın öyküsüne vâkıf olanlar anımsarlar; Kütahya’nın Tepecik köyünde doğar, küçük yaşta film çekme sevdasına tutulur.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.