Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

KararsızOkur // Edebiyat evrenine hem kapıdan hem bacadan giren Kedi




Toplam oy: 21

Bugüne değin pek çok büyük yazar; çok boyutlu, içinde karşıtlıklar bulunduran bazı zor karakterlerini, çok katmanlı ve eklektik ruhlara sahip kedilerden yontmayı seçti. Kediler tarihsel bagajlarını kullanarak ve uzun birlikteliğimiz sonucu kültürel sembollere dönüşerek yazarların okurlarıyla arasındaki mesafeyi kısaltmalarına zaman zaman yardımcı oldular. Kediler, edebiyat evrenine sadece simgesel güçlerini veya kültürel alanda kapladıklarını kullanarak farazi karakterler olarak dahil olmadılar. Bazı kanlı canlı tüy yumakları büyük yazarların kucaklarına atlayıp hayatlarına ve dolaylı olarak edebiyat evrenine ön kapıdan girdiler. Büyük yazarları şekillendiren tecrübelerin parçaları oldular. Bunu; Poe'yu kıskandırarak, Bukowski'yi gevşeterek, Yeats'i arkalarına gizleyerek, Johnson'ı istiridye almaya yollayarak, Lessing'e nefes olarak, Chandler'a şımararak başardılar. Pek çok yazarı öyle derinden etkilediler ki, artık bu yazarların sanatlarının hamuruna sızmaları kaçınılmaz oldu.



Kedi (2016) belgeselinin başarısı üzerinden kediler, uzun zamandan beri ilk defa ağız dolusu "en azından..." diyebilmeyi hepimize hediye ettiler. En azından kedilerle sokaklarımız paylaşmayı çoğumuzun bildiğini hatırladık. Bu iyiliği karşılıksız bırakmadık ve KararsızOkur'a kedi-edebiyat bağlantısını taşıdık.

 

 

 

 

(Görselin büyük hali için tıklayınız.)

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Birçoğumuzun Narnia Günlükleri ile tanıdığı bir yazar C.S. Lewis. Yakın dostu J.R.R. Tolkien ile birlikte fantastik edebiyatın en önde gelen isimlerinden biri aynı zamanda. Otuzdan fazla esere imza atan Lewis aynı zamanda bir eğitimciydi, dünyanın en prestijli üniversitelerinden biri olan Oxford Üniversitesi'nde de İngiliz edebiyatı üzerine dersler veriyordu. Yani C.S.

Can Yayınları’nın kurucusu Erdal Öz’ün anısını yaşatmak için ailesi tarafından her yıl düzenlenen Erdal Öz Edebiyat Ödülü, yeni sahibini buldu. Ödül dün akşam, 18 Eylül pazartesi günü İstanbul'da, Pera Palace Hotel Jumeriah'ta düzenlenen törenle şair, çevirmen, akademisyen Cevat Çapan’a verildi.

 

Dünyaca ünlü çocuk kitabı yazarı E. B. White’ın Maine’deki evinin satışa sunulacağı haberi tartışmalara yol açtı. Özellikle Örümcek Ağı ve Stuart Little'ın Maceraları kitaplarıyla çocuk edebiyatında çığır açan bir yazarın, bu eserleri yarattığı evi özel bir mülk mü olmalı, yoksa edebiyat tarihinin bir parçası olarak halka mı kazandırılmalı? E. B.

Bayreuth Festivali, 19. yüzyılda Almanya'nın Bayreuth kentinde besteci Wagner'in opera performanslarının sunulduğu ve her yıl düzenlenen müzik festivali. Bu Festivali Richard Wagner'in kendisi tasarlamıştı. Sanırım 8 yıl önceydi Bayreuth’u ilk duyuşum.

Elinize aldığınız romanın bir köşesinde onun “Bir Metin Çakır polisiyesi” olduğu yazıyorsa merakınızı her zaman diri tutacak, temposu hiç düşmeyen, çoğunlukla kahkahalar atarak okuyacağınız bir polisiye okumaya hazırsınız demektir. Kendisine böylesine alışmışken, Metin Çakır bir ara bizleri korkutmuş, ancak beşer yıl arayla görüşebilmiştik.

Söyleşi

Tarkan Kaynar ile söyleşi:


"Hayvanlar her zaman ilacım olmuştur."


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.