Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

KararsızOkur // Kültüre kaynayıp artık bizimle yaşayan edebi canavarlar




Toplam oy: 263

Korkularımızdan can bulup yine korkularımızla beslenerek yaşayan canavarlar; genelde hayvansal formlara insani özellikler eklenerek şekillendirilmişler – bazen insanlar gibi dik dururlar, bazen insana özel yüz ifadeleri taşırlar, bazen konuşurlar vesaire… İnsani özellikler; inandırıcılıklarını ve dolayısıyla etkilerini artırırken, kendileriyle ilintili korkuları da cisimleştirir. O korkulara hareket, karakter ve birer yüz verir. Canavar, gerektiğinde bir kahraman tarafından öldürülebilir, böylelikle ölümlü hale gelir – korkunun yenilmezlik büyüsü bozulmuş, zırhında delik açılmış olur. Hayvan-insan denklemi bazen de tersine döner; bazı korkular ruhu karartıp eskiden insan olanı canavarlaştırır. Bu defa insanlara hayvani özellikler eklenir – cadıların burunları karga gagasını anımsatır, Kont Dracula’nın yarasalarla bağlantısı aşikardır, Voldemort’un burunsuzluğu sürüngenlerle ilişkilidir vesaire… 


Tarih boyu yarattığımız canavarların bir kısmına hayatın dinamikleri değiştikçe ihtiyacımız kalmadı. Bazı canavarlar –Kiklop gibi– ilk kurgulandıkları halleriyle aramızda varlıklarını devam ettirirken, bazı canavarlar form değiştirerek yeni dünyaya adapte oldular. Hayat hızlanıp, karmaşıklaştıkça korkularımız da çeşitlendi ve yeni canavarlara ihtiyacımız oldu.  Bugün fikir dünyamızda dolaşan, dilimize sızan, korkularımızla kol kola yaşayan eski-yeni tüm canavarlar artık kültürümüzün parçaları. Mary Shelley’in 200. yaşını yeni kutlayan şahane canavarı; sevgisizlik korkumuzdan ve modernizm ile merkeze oturan insan aklının yaratabileceklerinin belirsizliğinden korkmamızdan beslenerek bugüne kanlı canlı ulaştı. Frankenstein’ın canavarının doğum gününü kutlarken, aramızda dolaşan diğer canavarları ve bu canavarların hayat bulduğu romanları KararsızOkur sayfasına taşıyalım ve bir hatırlatalım istedik.

 

 

Görselin yüksek çözünürlüklü hali için tıklayınız!

 

 


 

 

 

Çizimler: Onur Atay

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Müslüm filminin başındaki bir sahne, popüler müzik türlerinde yaygın olan şarkıyı yüksek sesle, âdeta bağırarak okuma modasının ve aynı zamanda arabeskin Batı müziğinin ötekisi olarak gösterilmesi durumunun tersine ışık tutuyor gibidir. Öyle ki sanki bu ışık belli olsun diye Müslüm Gürses dinleyicisinin karşısına çıkarken elektrik kesiliyor.

Filmlerinde değişen, kentleşen, modernleşen Japonya’ya dair arka planda sunduğu nefis detaylarla farklı bir sineması var Yasujiro Ozu’nun. “Geç Gelen Bahar” (1949), “Erken Gelen Yaz” (1951) ve “Tokyo Hikâyesi”ni (1953) muhakkak görün isterim. Ama Japon Sineması’nda keşfedilmesi gereken Ozu haricinde de çok nitelikli yönetmenler var. Miyazaki’yi şahane animasyonları vesilesiyle duymuşsunuzdur.

Mizah unsuru çocuklar için vazgeçilmez ve ilgi çekici konuların başında gelir. Okurken kahkaha atmayı sever her çocuk. Tabii bir yazar onu güldürmeyi başarabilirse… Ülkemizde çocuklara kaliteli mizahı edebiyatla harmanlayarak sunan kitap sayısı çok fazla değil. İngiliz yazar David Walliams çocuk kitaplarına mizah katma becerisiyle dünyanın en çok okunan yazarlarından birisi.

Tavuk tandır aldım tepsiye. Pilav üstü az kuru, lahana sarma, yanına çorba, salata ve ayran.” Bu cümleleri bir bilimkurgu hikâyesinden okuma ihtimaliniz nedir? Müfit Özdeş’i okumadıysanız buna ihtimal vermezsiniz elbette. Ancak okuduysanız bu soruyu sormamın ne kadar abes olduğunu en iyi siz takdir edeceksiniz.

 

Bir kütüphane için sahip olduğu kitapların çeşitliliği, niteliği ve sayısı başlıca gurur kaynağı ama modern kütüphaneler sahip oldukları kitaplardan çok daha fazlası artık; tasarımıyla, teknolojik donanımıyla, sahip oldukları kitap dışı koleksiyonlarıyla, neredeyse bir müze olabilecek denli geniş eserleriyle...

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.