Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

KararsızOkur // Kültüre kaynayıp artık bizimle yaşayan edebi canavarlar




Toplam oy: 298

Korkularımızdan can bulup yine korkularımızla beslenerek yaşayan canavarlar; genelde hayvansal formlara insani özellikler eklenerek şekillendirilmişler – bazen insanlar gibi dik dururlar, bazen insana özel yüz ifadeleri taşırlar, bazen konuşurlar vesaire… İnsani özellikler; inandırıcılıklarını ve dolayısıyla etkilerini artırırken, kendileriyle ilintili korkuları da cisimleştirir. O korkulara hareket, karakter ve birer yüz verir. Canavar, gerektiğinde bir kahraman tarafından öldürülebilir, böylelikle ölümlü hale gelir – korkunun yenilmezlik büyüsü bozulmuş, zırhında delik açılmış olur. Hayvan-insan denklemi bazen de tersine döner; bazı korkular ruhu karartıp eskiden insan olanı canavarlaştırır. Bu defa insanlara hayvani özellikler eklenir – cadıların burunları karga gagasını anımsatır, Kont Dracula’nın yarasalarla bağlantısı aşikardır, Voldemort’un burunsuzluğu sürüngenlerle ilişkilidir vesaire… 


Tarih boyu yarattığımız canavarların bir kısmına hayatın dinamikleri değiştikçe ihtiyacımız kalmadı. Bazı canavarlar –Kiklop gibi– ilk kurgulandıkları halleriyle aramızda varlıklarını devam ettirirken, bazı canavarlar form değiştirerek yeni dünyaya adapte oldular. Hayat hızlanıp, karmaşıklaştıkça korkularımız da çeşitlendi ve yeni canavarlara ihtiyacımız oldu.  Bugün fikir dünyamızda dolaşan, dilimize sızan, korkularımızla kol kola yaşayan eski-yeni tüm canavarlar artık kültürümüzün parçaları. Mary Shelley’in 200. yaşını yeni kutlayan şahane canavarı; sevgisizlik korkumuzdan ve modernizm ile merkeze oturan insan aklının yaratabileceklerinin belirsizliğinden korkmamızdan beslenerek bugüne kanlı canlı ulaştı. Frankenstein’ın canavarının doğum gününü kutlarken, aramızda dolaşan diğer canavarları ve bu canavarların hayat bulduğu romanları KararsızOkur sayfasına taşıyalım ve bir hatırlatalım istedik.

 

 

Görselin yüksek çözünürlüklü hali için tıklayınız!

 

 


 

 

 

Çizimler: Onur Atay

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kavramların ve tanımlamaların çoktan buharlaşıp yok olmaya yüz tuttuğu 21. yüzyılda, “Türkçe Edebiyat-Türk Edebiyatı-Yerli Edebiyat” isimlendirmelerinden hangisini kullanmanın doğru olduğu tartışmaları da halen sürüyor. Aslında bu tartışma, içerisinde birçok soruyu barındırıyor: Kullanılan dil midir bir eseri var kılan sadece? Edebiyatı dil ile sınırlamak ne kadar doğrudur?

Zombilik müessesesine merakım The Walking Dead’in aylaklarının ekranlara hükmetmesinden çok öncelere, Romero’nun öncü filmlerine kadar uzanır ve içinde zombi olan hemen her şeyi izlerim. Haliyle Game Of Thrones final sezonu ve Avengers: End Game’in işgal ettiği gündemde gözden kaçması muhtemel Black Summer’ı es geçemezdim.

 

Boş gevezeliklere katılmayıp köşesinde bekleyen suskunlara ne zaman baksam, şöyle bir duyguya kapılırım. Sanki içlerinde muazzam bir hikâye birikmektedir. Anlatmak için bir çılgınlık anını bekler gibidirler. O an bir türlü gelmez ve onlar da dillerini tuttukça, sessizlikleri de gitgide koyulaşır. Bir hikâye oluşturup kâğıda dökmek de çoğu zaman böyle bir dürtünün sonucu mudur, bilemiyorum.

On İki Gezici Öykü, Gabriel García Márquez’in (1927-2014) gerçekler ve düşleri iç içe anlattığı büyülü gerçekçilik yaklaşımını en iyi yansıtan, onun baş eserlerinden biridir. Kitap, Márquez’in on sekiz yıl boyunca aralıkla birkaç kez yazdığı öykülerin bir araya getirilmesiyle oluşur.

 

KANSAS EYALETİ’NE KARŞI AÇILAN EDEBİ DAVA

 

Söyleşi

Sanat eleştirmeni Samed Karagöz, gazete ve dergilerde çağdaş sanat hakkında kaleme aldığı yazılarını Kamçatka (Profil Yayınları) adlı kitabında bir araya topladı. Karagöz, sanat üzerine yazarken, eleştirirken sanata karşı gösterdiği tutkulu bağlılığı ve sevgiyi hiç kaybetmeden, okuru için özel bir yol haritası da çiziyor.

ŞahaneBirKitap

Edebiyat eleştirmeni Adam Kirsch, Küresel Roman - 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabında bir romanı küreselleştiren şey nedir sorusunun yanıtını arıyor.

Editörden

Kitaplarla ilgili internet sitelerini, dergileri karıştırdığınızda karşınıza çıkan en ilgi çekici içerik, “Hangi kitabı okumalıyım?” sorusuna verilen cevaplardır. Bu cevaplar genelde ortalama bir anlayışın yansımasıdır. Kitap okumak seçkin bir eylemdir ve kitap okuyacak kişi de, bu özel eylemi gerçekleştirmek için en “seçkin” kitabı bulmalıdır.