Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

KararsızOkur // Roman serileri: Aynı nehirde yıkanmadan en uzun süreli birliktelikler




Toplam oy: 73

Rowling’in artık yeni bir Harry Potter hikayesi yazmayacağını açıklamasını ve  Harry Potter’ın 21 yaşına girmesini vesile ederek bu ayın Karasız Okur’unu uzun süreli etkileşim içinde bize dokuna dokuna bizi değiştiren, varlıklarının niteliği felsefi bir soru olan karakterleriyle bizi uzun vadeli ilişkilere sürükleyen kitap serilerine ayıralım dedik.

 

Fantastik ve bilimkurgu türleri, dünya yaratma kapasitelerinin doğal bir sonucu olarak, "seri üretime" en yatkın alanı sunuyorlar. Ancak edebiyat evreninin dört köşesinden diğer alt-türler de güçlü seriler çıkartmakta mahirler... Zamana damga vurmuş ve hayatlara en çok dokunan seriler üzerinden edebiyat evrenine dalınca; hem tür, hem dönem, hem coğrafya açısından büyük bir çeşitliliğe rastlanıyor. Biz de kitap serilerinin peşinde, ta Sofokles’in Oedipus’undan başlayıp Dante’nin yedi katlı cehennemine uğradık; oradan Sir Arthur Conan Doyle ‘un Sherlock’u uzerinden Yaşar Kemal’in İnce Memed’ine, oradan klasik ve yakın dönem fantastik edebiyata uzandık.  Ta ki başladığımız yere; Harry’nin yanına varana kadar...

 

 

 

(Görselin büyük hali için tıklayınız.)

 

 

 


 

 

 

Görsel: Onur Atay

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

28 ağaçtan oluşan küçük bir orman yarattın. Yeni kitabın Ağaç Alfabesi’nden söz ediyorum. Nereden aklına geldi bu fikir?

 

Köklerimizi, kendi isimlerimizin yazdığı karton kahve bardaklarında aradığımız bugünlerde masallara, masallarımızı okumaya, dinlemeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var gibi görünüyor. Mesafenin kaybolduğu, ben ve öteki, özne ve nesne, gerçeklik ve görüntüler arasındaki sınırların tamamıyla birbirine karıştığı günümüzde, doğru yolu, kendi yolumuzu bulabilmek çok daha zor.

Yıllar önce Hatice Meryem’in İnsan Kısım Kısım Yer Damar Damar’ını okuduğumda bir hazineyle karşılaştığımın farkındaydım. Bu romanda “Sıradan Bir Eteğin Harikulade Geçmişi” başlıklı kısacık bir bölüm vardır. Bir eteğin satın alınışından toz bezine dönüşene değin geçirdiği sergüzeşti anlatır.

“Dışarıdan geçen her uçağa gözüm takılıyor. Şimdi ayaklarımın altına bir Boeing çakılsa… Yerden yükselen kara duman, duvarları eriten sıcak, patlayan pencereler, havasızlıktan boğulmak, panik, intiharlar, alevler içindeki merdivenlere doğru koşmak, gözyaşları ve çığlıklar, umutsuz telefon konuşmaları neymiş öğrenirdim. Oysa oldu bu. Bu olay oldu ve olanı anlatmak mümkün değil...”

Yazdığı romanlar ya da şiirlerle ün kazanmış birçok yazarın, biri kadim diğeri modern bu iki tür arasında sıkışıp kalmış ve bir türlü hak ettiği yeri tam olarak bulamamış olan öykü türünde de eserler verdiğini biliyoruz. Fakat, eğer bir yazar sadece öykü türünde eserler vermemişse, çoğu zaman öyküleriyle anılmaz.

Söyleşi

UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi'ne alınan Dede Korkut Hikâyeleri hem Türkler hem dünya kültür tarihi için niçin bu kadar önemli?

 

ŞahaneBirKitap

Svetlana Aleksiyeviç, "yepyeni bir edebi tür" olarak tanımlanan, uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla 2015 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü.

Editörden

Masalların hayallerden beslenen, gerçeklerin dünyasından ayrılan garip bir zemini var. Gerçeklerin dünyasından ayrılsa da, her masal kendi gerçekliğini, daha önce duymayıp, görmediğimiz bir hakikati bize fısıldar. Hakikatin bambaşka yollardan geçebileceğine inandırır; zengin hayaller peşinde, sınırsız âlemlere yolculuk etmenin anahtarlarını sunar bize.