Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Kazuo Ishiguro'dan yazarlık üzerine öğrenebileceğiniz 5 şey




Toplam oy: 11

Bu yılın Nobel Edebiyat Ödülü kazananı Kazuo Ishiguro çağımızın üretken isimlerinden de biri aynı zamanda. Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmasıyla bir anda gündeme oturan Kazuo Ishiguro yazarlık serüveni boyunca verdiği birçok röportajda yazma süreçlerinden de sık sık bahsediyor. Ishiguro'nun yazma süreçleri hakkında söyledikleri genç yazarlar için de oldukça kıymetli. İşte Kazuo Ishiguro'dan yazarlık üzerine öğrenebileceğiniz 5 şey:

 

1. Türler arasında gezinmekten çekinmeyin.

 

Kazuo Ishiguro'nun kendisi de farklı türlerde eserler vermekten hoşlanan bir yazar. Gömülü Dev ile şövalyeler arasında gezinen yazar Beni Asla Bırakma ile distopik bir evrene götürür okurlarını. Yine de henüz yazarken hangi türde yazdığı konusunda emin olamıyormuş Ishiguro. "Yazarken ne olacağını bilmiyordum," diyor ünlü yazar. "Okurlar benim peşimden gelecekler miydi? Ne yapmaya çalıştığımı anlayacaklar mıydı, yoksa yüzeysel faktörler hakkında önyargılı mı davranacaklardı? Bunun fantazi türünde olduğunu mu söyleyeceklerdi?"

 

Yine de bu kuşkular yazarı yazmaktan alıkoymamış olacak ki bugün hem Gömülü Dev'i hem de Beni Asla Bırakma'yı okuma şansına sahibiz.

 

2. Kağıda ve kaleme daha dost canlısı davranın.

 

Kazuo Ishiguro romanlarının ilk taslaklarını kağıt ve kalem kullanarak yazmayı tercih ediyor. Bu tercihini ise şöyle açıklıyor Paris Review'a verdiği röportajda:

 

"İki masam var. Birinde yazmak için bir eğim var, diğerinin üzerinde de bilgisayarım duruyor. Bilgisayarım 1996'dan kalma ve internet bağlantısı yok. İlk taslak için eğimli masada, kalemle yazmayı tercih ediyorum. Benim dışımda kimse tarafından okunabilir olmasını istemiyorum. Kaba taslak büyük bir karmaşa. Stil ya da tutarlılıkla alakalı hiçbir şeye konsantre olamıyorum. Sadece her şeyi kağıda dökmem gerekiyor. Aniden daha önce yazdıklarımla uyuşmayan bir fikre kapılsam bile yine de yazıyorum. Sonradan geriye dönüp halletmek için bir not düşüyorum. Ondan sonra her şeyi planlıyorum. Bölümleri numaralandırıyorum ve yerlerini değiştiriyorum. Bu sırada ikinci taslağı yazıyorum, nereye gittiğime dair daha açık bir fikrim oluyor. Bu süre boyunca daha özenli bir biçimde yazıyorum."

 

 

3. Yazmak her zaman keyifli bir uğraş olmayabilir.

 

Her ne kadar Booker Ödülü, Whitbread Ödülü ve hatta Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış olsa bile Kazuo Ishiguro yazma eylemini her daim keyifli bir uğraş olarak görmüyor. Oxford'da yaptığı bir konuşmada kendisine sorular yazmayı nasıl bulduğu sorusuna yazamamaktan mustarip olanları oldukça rahatlatacak bir cevap veriyor Ishiguro: "Bu keyifli bir iş değil ama bunca zamandır da yaptığım bu. Her gün yazmam."


4. Mükemmel konsantrasyon için kendinizi soyutlayın.

 

Kazuo Ishiguro'nun Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandığı ilan edildikten sonra Ishiguro hakkında pek çok şaşırtıcı bilgi de tekrar gün yüzüne çıktı. Bu bilgiler arasında en dikkat çekicilerinden biri de Ishiguro'nun kendisine Booker Ödülü kazandıran romanı Günden Kalanlar'ı yalnızca dört haftada yazdığıydı. Ishiguro bu romanın ilk taslağını gerçekten de dört haftada yazmıştı ve bunu nasıl başardığını da açıklıyordu:

 

"(Eşim) Lorna ve ben bir plan yaptık. Dört hafta boyunca günlüğümü acımasızca temizleyip biraz gizemli bir şekilde 'Çarpışma' olarak adlandırdığımız şeyi sürdürecektim. Çarpışma boyunca sabah dokuzdan akşam ona kadar yazmak dışında bir şey yapmıyordum, pazartesiden cumartesiye dek. Öğlen yemeği için bir saat, akşam yemeği içinse iki saat boşluğum vardı. E-postalar da dahil hiçbir şeyi yanıtlamıyordum, telefonumu yakınımda bulundurmuyordum. Eve kimse gelmeyecekti. Lorna, yoğun programına rağmen, bu süre boyunca yemek pişirmeykle ve evle ilgili sorumluluklarımı üzerine aldı. Bu sayede, umduğumuz gibi, sadece niceliksel olarak daha fazla işi tamamlamakla kalmayıp, kurgusal dünyamın gerçek dünyadan daha gerçekçi olduğu zihinsel bir duruma eriştim."

 

5. Deponuzu tamamen boşaltmayın.

 

Her ne kadar kendizini sayfalar dolusu yazabilecek gibi hissetseniz de yazma sürecini devam ettirebilmek için bazen kalemi kağıdı elinizden bırakmak gerekir. Sadece Kazuo Ishiguro'nun değil, başta Ernest Hemingway olmak üzere birçok yazarın da uyguladığı bir yöntem bu.  Kazuo Ishiguro bu konudaki yaklaşımını şöyle ifade ediyordu:

 

"Her gün yazmıyorum, projede bulunduğum yere bağlı. Kaba taslak üzerinde çok uzun çalışırsam zarar verici olur. Günde 5-6 sayfa daha fazla yazarsam sonrasında ortaya koyduğum iş kendi standartlarımın altında olur. Eğer kendimi dizginlemezsem kafa karıştırıcı olur. Tıpkı caz müzisyenlerinin en iyi işlerini çıkarıp sonra tüymesi gibi."

 

 


 


 

 

Kaynak: Medium

 

Görsel: Güneş Engin

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Diyabet son yıllarda görülme sıklığı hızla artan bir sorun. Halk arasında şeker hastalığı olarak da anılan bu zorlu hastalık, çocuklardan yaşlılara ve hatta hamilelere kadar pek çok insanı etkiliyor. Üstelik sadece ilaç kullanmak yeterli değil, sağlıklı bir hayat sürmek istiyorsanız, yaşam biçiminizde köklü değişiklikler yapmanızı da gerektiriyor.

 

Sovyet Rusya'nın en ünlü ve önemli yazarlarından biri Mihail Afanasyeviç Bulgakov ve onun en ünlü eserlerinden biri de Usta ile Margarita.

Arkadaşlarınızı sizin çok sevdiğiniz bir diziyi seyretmeye ikna etmeniz bazen epey güç oluyor. Bırakın ikna etmeyi, söz konusu diziyi tarif etmek bile başlı başına bir problem halini alabiliyor. Geçenlerde başıma geldi. Kalanlar'ın (The Leftovers) sonlarına yaklaşmıştım ve hayatımda seyrettiğim en güzel dizilerden birisi olduğunu düşünüyordum.

Kitabevi raflarında karşımıza çıkan kitaplara bir müddet sonra sinema salonlarında da rastlamaya alıştık. Gerek Hollywood, gerekse bağımsız sinema endüstrisi edebiyattan sıklıkla besleniyor artık. Peki 2018'de hangi romanların uyarlamalarını izleme fırsatı bulacağız? İşte 2018'de beyazperdede göreceğimiz 10 roman:

 

 

Nobel Edebiyat Ödülü’nün biz okurlar için en güzel yanlarından biri –mekanizmasını çok anlamasak da– her yıl dünyanın bir ülkesinden, toplumundan, kültüründen, dilinden bir kişiyi “işaret etmesi”; öncesinde ve sonrasında sosyal medyada ve diğer yayınlarda koparılan gürültü ne olursa olsun, İsveç’teki komite, o yıl kimi layık gördüyse ödüle –sadece kendisi değil, kategorisindeki benzerleri de– g

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.