Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Kitap kurtları için bir Paris rotası




Toplam oy: 146

Paris yalnızca bir aşıklar şehri değil, aynı zamanda birçok sanatçıya da yuva olmuş bir şehir. Özellikle yirmili yıllarda edebiyatçıların akınına uğramış ve F.Scott Fitzgerald'dan Ernest Hemingway'e kadar birçok yazara ilham vermiş olan Paris, kitap kurtları için de birçok durağı içinde barındırıyor. Yolu Paris'e düşen kitap kurtları için uğramadan dönmemeleri gereken yerlerden oluşan bir rota hazırladık.

 

1. Shakespeare&Company

 

Listemizin birinci sırasında dünyanın en ikonik kitabevlerinden biri olan Shakespear and Company var elbette. Kapılarını 1951 yılında açan kitabevi esasında birçok ünlü yazarın da uğrak yeri olan ve 1919 yılında Sylvia Beach tarafından kurulan asıl Shakespeare and Company'nin günümüze bir yansıması. Sylvia Beach tarafından kurulan kitabevi James Joyce, Ernest Hemingway, Gertrude Stein, F. Scott Fitzgerald, T.S. Eliot ve Ezra Pound gibi isimleri ağırlarken kapılarını 1951'de açan şimdiki kitabevi ise Allen Ginsberg, William Burroughs, Anaïs Nin, Henry Miller ve James Baldwin gibi kendi çağının en ünlü yazarlarının uğrak noktası olmuş.

 

 

2. Café de Flore

 

Paris'in en eski kafelerinden biri olan Café de Flore sadece turistlerin değil, edebiyatçıların da uğrak noktasıydı. 1880'li yıllarda hizmete açılan Café de Flore sanatçılar için adeta bir toplantı merkeziydi. Jean Paul Sartre ve Simone de Beauvoir burada buluşur, Milan Kundera salı günleri kahvesini burada içerdi.

 

 

 

3. Les Deux Magots

 

Café de Flore'un komşusu ve rakibi olan Les Deux Magots her ne kadar gölgede kalmış gibi dursa da edebiyatçılar arasında bir hayli popülerdi. Café de Flore'un müdavimleri Jean Paul Sartre ve Simone de Beauvoir Les Deux Magots'ya da sıkça uğrarlardı. Sıcak çikolatası oldukça ünlü olan kafenin diğer müdavimleri arasında Ernest Hemingway, Albert Camus, James Joyce ve James Baldwin gibi isimler bulunuyordu.

 

 

 

 

4. Gertrude Stein'ın evi

 

1920'li yıllarda edebiyatçıların kafeler dışında da toplandığı yerler vardı elbette. Bunlar içinde en ünlü ve en özellerinden biri Gertrude Stein'in partneri Alice B. Toklas ile paylaştığı evin salonuydu. Ernest Hemingway, F. Scott Fitzgerald, Sinclair Lewis, James Joyce, Ezra Pound, Thornton Wilder ve Sherwood Anderson gibi isimler için adeta bir okul vazifesi gören bu ev şimdilerde başkalarına ait olsa da apartmanın girişine Gertrude Stein anısına asılan levhayı görmek mümkün.

 

 

 

5. Galignani Kitabevi

 

Rotamız üzerindeki bir diğer kitabevi ise Galignani Kitabevi. Altı nesildir Galignani ailesi tarafından işletilen kitabevi sadece Paris'in ya da sadece Fransa'nın değil, tüm Avrupa'nın en eski İngilizce kitabevi. Rivayet odur ki bu dükkanda arayıp da bulamayacağınız hiçbir şey yokmuş. Galignani Kitabevi'nin edebiyat etkinliklerine de ev sahipliği yaptığını belirtmeden geçmeyelim.

 

 

 

 

6. Les Éditeurs

 

Les Éditeurs sadece bir kafe- restaurant değil, aynı zamanda yerden tavana kadar uzanan dopdolu raflarıyla dikkat çekici bir kütüphane! Edebiyat etkinlikleri kapsamında sık sık edebiyatseverleri ağırlayan mekan yerel yayıncıların da sıklıkla vakit geçirdiği yerlerden biri.

 

 

 

 

7. Café de la Paix

 

Café de la Paix'nin geçmişi emsallerinin bir hayli ötesinde! Kapılarını 1862'de açan mekan Fransız hükümeti tarafından da tarihi yerler kategorisine alınmış. Özellikle tatlılarıyla öne çıkan mekanın geçmişteki müdavimleri ise  Émile Zola, Guy de Maupassant, Marcel Proust ve Oscar Wilde gibi efsanevi isimler.

 

 

 

 

8. Bar Hemingway

 

İsim sizi yanıltmasın, Bar Hemingway geçmişte Ernest Hemingway tarafından kurulmuş bir yer değil. Fakat Hemingwat Ritz Otel'in barında o kadar çok zaman geçirirmiş ki yazarın ardından otelin barına onun ismi verilmiş. Barında sık sık Ernest Hemingway'i ağırlayan Ritz Otel birçok başka yazarı da misafir etmiş. Truman Capote otelde konaklarken Marcel Proust da Swann'ların Tarafı'nın bir bölümünü bu otelin bahçesinde yazmış.

 

 

 

9. Paris'in kitap tezgahları

 

Paris'in en ikonik simgelerinden biridir Seine Nehri kıyısına dizilmiş sıra sıra kitap tezgahları. 16. yüzyıldan bu yana aynı yerde kurulan kitap tezgahları UNESCO'nun dünya mirası listesinde de yerini almıştır. Yolu Paris'e düşen bir kitap kurdu bu tezgahlar arasında gezinmeden, raflardan birkaç kitap alıp karıştırmadan dönmemelidir gezisinden.

 

 

 

 

10. Montparnasse mezarlığı

 

Turist olarak bulunduğunuz bir şehirde mezarlık ziyaretinde bulunmak size biraz tuhaf gelebilir. Ama bu mezarlıkta öyle isimler konaklıyor ki görmeden geçmek istemezsiniz! Samuel Beckett, Jean-Paul Sartre, and Simone de Beauvoir, Carlos Fuentes, Guy de Maupassant, Susan Sontag ve Charles Baudelaire gibi isimlerin mezarlarının bulunduğu Montparnasse mezarlığı aynı zamanda Paris'in en dingin duraklarından biri.

 

 

 

11. Père Lachaise mezarlığı

 

Paris'in en büyük mezarlığı olan Père Lachaise mezarlığı 18 Mayıs 1804'te kullanıma açıldığında ilk defnedilen kişi küçük bir kız çocuğuydu. Dünyanın en sık ziyaret edilen mezarlıklarından biri olan Père Lachaise mezarlığı daha sonra birçok ikonik isimle birlikte Oscar Wilde, Honoré de Balzac, Colette, Gertrude Stein, Alice B. Toklas, Marcel Proust ve Richard Wright'ın da ebedi istiratgahı oldu.

 

 

 

 

 


 

 

 

Kaynak: Bustle

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Bilinç Yumağı: “Işık Karanlıkta Parlar”

 

Cem Kalender’in Klan isimli romanı yayımlandığı günden beri okurun ilgisini çeken, duyurdukları ve duyumsattıklarıyla farkını ortaya koyan bir ilk roman.

Edebiyat tarihi bildiğimiz, tanıdığımız yerler kadar sadece hayal dünyamızda var olan yerler de ihtiva eder. Bu yerler kimi zaman içinde yaşadığımız dünyanın kimselerin bilmediği bir köşesinde kurulmuştur, kimi zamansa çok uzaklarda bir yerlerde. Fakat bu yerlerin kimileri vardır ki onların ortak özelliği okurlarının o yerleri görmek, o hikayelerin bir parçası olmak istemesini sağlamasıdır.

Kitaplarla haşır neşir olanlar bilirler ki, kütüphanenizdeki kitapların sayısı arttıkça bir düzeni sürdürmek de gittikçe zorlaşır. Kitaplar raflara sığmaz olur, gittikçe üst üste yığılır ve en sonunda işler içinden çıkılmaz bir hal alır. Peki bu krizi olumlu bir duruma dönüştürmek mümkün mü?

 

Yeni yıl yeni kitaplar demek hiç kuşkusuz. Belki de uzun zamandır çevrilmesini beklediğimiz o kitabı 2018 içinde Türkçede görebileceğiz nihayet ya da nicedir yeni bir roman yazsa diye beklediğimiz o ismin yeni romanını okuyabileceğiz sonunda. Sürpriz ilk kitaplarla, yeni isimlerle de karşılacağız hiç kuşkusuz....

İstanbul Ataşehir’de, gökdelenlerin arasında bir vahadan farksız Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (NGBB). Girişte, duvarlarında bahçenin tarihçesinin anlatıldığı levhaların sıralandığı bir tünelden geçiyorsunuz ve adeta bir zaman tüneli gibi, sizi bambaşka bir zamana ve mekana çıkarıyor o uzunca tünel.

 

Söyleşi

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.