Langston Hughes ve Nina Simone: Şarkılara yansıyan bir dostluk | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Langston Hughes ve Nina Simone: Şarkılara yansıyan bir dostluk




Toplam oy: 36

Amerikan şiirinin en önemli figürlerinden Langston Hughes 1967 yılında hayatını kaybetmişti. Aynı yıl, Hughes’ün büyük bir hayranı olan Nina Simone'un efsanevi şairin dizelerini ödünç aldığı “Backlash Blues” dinleyiciyle buluştu. Şarkı uzun yıllar Nina Simone’un repertuarının bir parçası oldu.


Langston Hughes’ün dizelerini ve Nina Simone’un I Put a Spell On You adlı (evet o müthiş şarkısından alıyor ismini) otobiyografisinden pasajları hatırlamak, siyahların ABD’de maruz kaldığı ayrımcılığa karşı sesini yükselten iki ismin dünyaya bakışına dair fikir verirken, her ikisini sanat hayatlarında besleyen dostluğun da izlerini gösteriyor.

 

 

Nina Simone, I Put A Spell On You

 
"Langston benim için bir yol göstericiydi. Arada sırada, mutlaka okumam gerektiğini düşündüğü kitapları verirdi, ama aslolan uzun muhabbetlerimizdi. Yanına oturtur, önemli gördüğü her şeyden bahsederdi. Harlem’deki evine giderdim. Akşam yemeği için buluşur, şarkılar söyler, şiirlerden mısraları seslendirirdik ve sabah güneşi kendini gösterene dek içerdik. Şarap, müzik ve kahkahayla mest olmuş bir şekilde taksiye biner ve eve giderdim."


"Beni bir caz şarkıcısı olarak adlandırmak benim geçmişimi görmezden gelmek demektir. Zira ben, beyazların kafasındaki o siyah şarkıcı kalıplarına uymuyorum. Eğer siyahsa caz şarkıcısı olmalıdır elbette, pek çoğunun fikri bu. Langston Hughes’a  “büyük bir siyah şair” dediklerinde bu nasıl bir aşağılamaysa, beni böyle görmek de bir aşağılama. Langston büyük bir şairdi ve derisinin rengini dile getirip getirmemek, ona, yalnızca ona ait bir seçim olmalı."

 

 

 

 

Langston Hughes, “I, Too, Sing America”, 1925


"Ben de şarkı söylüyorum, Amerika.
Ben, yani derisi koyu renkli kardeş.
Misafir geldiğinde,
Beni yemek için mutfağa yolluyorlar
Ama bolca gülüyorum,
Güzelce yiyorum,
Ve güçleniyorum."

 


Langston Hughes, “Let America Be America Again”, 1935


"Bırakalım da Amerika hayalperestlerin hayal ettiği o hayal olsun —
Bırakalım da muazzam güçlü o aşk ülkesi olsun
Herkesin tepedeki tek bir adam tarafından ezilmediği
Kralların entrika yapmadığı, tiranların iş çevirmediği."

 

 

 

Langston Hughes, “Backlash Blues”, 1967
"Bay Geritepme, Bay Geritepme
Beni ne zannediyorsun
Vergilerimi arttırıp maaşımı kısıyorsun
Ve oğlumu Vietnam’a gönderiyorsun
Bana ikinci sınıf evler veriyorsun
Ve ikinci sınıf okullar
Tüm siyahların
İkinci sınıf aptallar olduğunu mu sanıyorsun
Bay Geritepme, seni bıraktığımda
Tüfeğin geritepmesinin hüznü kalacak."



Langston Hughes, “A Note on Humour”, 1966
"Mizah, sahip olman gerektiği halde sahip olmadığın şeyin yokluğuna gülmektir."

 

 

AB

 

 


 

 

 

Kaynak: Signature Reads

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kusur: Türkçede herhangi bir konuda yaptığımız yanlışı anlatan ya da hatamızı belirten bir kelime. Toplumsal yaşayışımızda ve bireysel ilişkilerimizde de bu sözcükle daima karşılaşırız. Aslında, günlük yaşamımız içinde sıkça kullandığımız biçimi ise, “Kusura bakma”dır. Bu, negatif bir anlam içeriyor gibi görünse de, ilişkilerde kişiye özel bir alan açar.

James Baldwin yalnızca başarılı bir romancı değil, aynı zamanda bir deneme yazarı ve gözüpek bir insan hakları savunucusuydu. Lithub, Baldwin’in doğumunun 94. yılında, 2 Ağustos günü,  çeşitli yazı ve söyleşilerinden oluşturulmuş getirilmiş bir alıntı derlemesi paylaştı.

İzleyici koltuğunun edilgenliğinden çıkıp sinemayla farklı düzlemlerde ilişki kurmak, yeri geldiğinde yönetmenin zihninde bir filmin nasıl tasarlandığının kapılarını aralamak isteyenler için Türkçede hatırı sayılır bir külliyat oluşmaya başladı.

Nazilerin 1933 yılından itibaren toplu kitap yakma eylemlerine hız verdiği, 1945 yılına dek de bu tarihe geçecek utanç verici pratiği sürdürdüğü biliniyor. Naziler tarafından yakılan tüm kitapların bir listesini hazırlamak imkansız olsa da, 4 bin farklı yapıtın kopyalarının yakıldığı tahmin ediliyor.

Ayşe Acar, ikinci kitabı Yeşil Adam’ın henüz yayımlandığı “Yüzyıl” serisinde, üç bölgeye ayrılmış bir dünyada geçen felsefi bir bilimkurgu öyküsü anlatıyor.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.