Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Mükemmel mutluluk tanımı: "Okumak"




Toplam oy: 326

Bir dönem fazlasıyla popüler olan anket defterlerinin tarihi hayli gerilere dayanıyor aslında. Ünlü Fransız yazar Marcel Proust henüz 13 yaşındayken de bir hayli popülermiş bu defterler. Öyle ki 13 yaşındaki Proust böyle bir defter satın alıp içindeki İngilizce soruları yanıtladıktan sonra arkadaşı Antoinette Faure’a doğum günü hediyesi olarak vermişti. Bu ankete benzer başka bir anketi 20 yaşlarındayken de cevapladı. Birbirine epey benzer sorular içeren bu iki anket yazarın ölümünden kısa bir süre sonra yayımlandı ve hayli meşhur oldu; ve zamanla "Proust Anketi" olarak anılmaya başlandı.

 

Zaman içerisinde birçok farklı kişiye uygulanan Proust Testi'ni cevaplayanlardan biri de David Bowie'ydi. Bowie'nin gerçek bir kitapsever olduğu hayranlarının malumuydu zaten, fakat geçtiğimiz günlerde David Bowie'nin oğlu Duncan Jones, Bowie'nin en sevdiği kitapların okunacağı bir okuma kulübü kuracağını duyurmuştu. Duncan Jones, babasının edebiyata duyduğu kuvvetli sevginin altını çiziyor ve babasını "canavar bir okur" olarak tanımlıyordu. Bowie'nin edebiyat tutkusu Proust Anketi'ni cevaplarken de ortaya çıkmıştı. David Bowie'ye göre mükemmel mutluluk tanımı okumaktı. İşte David Bowie'nin Proust Anketi'ne verdiği yanıtlar...

 

Mükemmel mutluluk tanımınız nedir?


Okumak...

 

En belirgin karakter özelliğiniz nedir?


Başkaları konuşurken, bir şey söyleme fırsatı bulamamak.


Sizce en büyük başarınız nedir?


Sabahı keşfetmek. 

 

En büyük korkunuz nedir?


Kilometreyi mile çevirmek.

 

Sizi en iyi tanımlayan tarihi figür kimdir?

 

Noel Baba.


Yaşayan kişiler arasında en çok hayran olduğunuz isim kimdir?

 

Elvis.


Gerçek hayattaki kahramanlarınız kimlerdir?

 

Tüketici.

 

Sahip olduğunuza en çok üzüldüğünüz özelliğiniz nedir?

 

New York'ta olduğum sürece hoşgörü, New York dışında iken hoşgörüsüzlük.

 

Başka birinde bulunmasına en çok üzüldüğünüz özellik nedir?

 

Yetenek.

 

En sevdiğiniz yolculuk hangisidir?

 

Sanatsal aşırılığa doğru yaptığım yolculuktur.


Sizce en çok abartılan erdem hangisidir? 

 

Sempati ve özgünlük.

 

En sık kullandığınız sözcük ya da sözcük öbeği nedir?

 

Yeraltı ve kasvetli yerler.

 

En büyük pişmanlığınız nedir?

 

Hiç bol paça pantolon giymemiş olmam.

 

Şu anki zihninizi nasıl tanımlarsınız?

 

Gebe.


Aileniz hakkında tek bir şeyi değiştirebilecek olsanız bu ne olurdu? 

 

Onlara dair korkum (eşim ve oğlum dahil).


En kıymetli varlığınız nedir?


1958'de satın aldığım, "Little Richard"ın (Richard Wayne Pennimam) bantla bir araya getirilmiş bir fotoğrafı ve Kyoto'daki balayımda koparıp kuruttuğum kasımpatı.

 

Sizce sefaletin en dip noktası nedir?

 

Korku içinde yaşamak.

 

Nerede yaşamak isterdiniz?

 

Bali'nin kuzeydoğusunda ya da Java'nın güneyinde.

 

En sevdiğiniz meşguliyetiniz nedir?

 

Bir tuval üzerine boya püskürtmek.


Bir erkekte beğendiğiniz özellik nedir?

 

Kitapları iade etmesi.

 

Bir kadında beğendiğiniz özellik nedir?

 

Sizi komutası altına alabilmesi.

 

En sevdiğiniz isimler nelerdir?

 

Sears ve Roebuck

 

Mottonuz nedir?

 

Mottom "Ne"dir.

 

 


 

 


 

 

Kaynak: Brainpickings

 

 

 


 

 

 

David Bowie Kitap Kulübü kuruluyor.

 

 



Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kavramların ve tanımlamaların çoktan buharlaşıp yok olmaya yüz tuttuğu 21. yüzyılda, “Türkçe Edebiyat-Türk Edebiyatı-Yerli Edebiyat” isimlendirmelerinden hangisini kullanmanın doğru olduğu tartışmaları da halen sürüyor. Aslında bu tartışma, içerisinde birçok soruyu barındırıyor: Kullanılan dil midir bir eseri var kılan sadece? Edebiyatı dil ile sınırlamak ne kadar doğrudur?

Zombilik müessesesine merakım The Walking Dead’in aylaklarının ekranlara hükmetmesinden çok öncelere, Romero’nun öncü filmlerine kadar uzanır ve içinde zombi olan hemen her şeyi izlerim. Haliyle Game Of Thrones final sezonu ve Avengers: End Game’in işgal ettiği gündemde gözden kaçması muhtemel Black Summer’ı es geçemezdim.

 

Boş gevezeliklere katılmayıp köşesinde bekleyen suskunlara ne zaman baksam, şöyle bir duyguya kapılırım. Sanki içlerinde muazzam bir hikâye birikmektedir. Anlatmak için bir çılgınlık anını bekler gibidirler. O an bir türlü gelmez ve onlar da dillerini tuttukça, sessizlikleri de gitgide koyulaşır. Bir hikâye oluşturup kâğıda dökmek de çoğu zaman böyle bir dürtünün sonucu mudur, bilemiyorum.

On İki Gezici Öykü, Gabriel García Márquez’in (1927-2014) gerçekler ve düşleri iç içe anlattığı büyülü gerçekçilik yaklaşımını en iyi yansıtan, onun baş eserlerinden biridir. Kitap, Márquez’in on sekiz yıl boyunca aralıkla birkaç kez yazdığı öykülerin bir araya getirilmesiyle oluşur.

 

KANSAS EYALETİ’NE KARŞI AÇILAN EDEBİ DAVA

 

Söyleşi

Sanat eleştirmeni Samed Karagöz, gazete ve dergilerde çağdaş sanat hakkında kaleme aldığı yazılarını Kamçatka (Profil Yayınları) adlı kitabında bir araya topladı. Karagöz, sanat üzerine yazarken, eleştirirken sanata karşı gösterdiği tutkulu bağlılığı ve sevgiyi hiç kaybetmeden, okuru için özel bir yol haritası da çiziyor.

ŞahaneBirKitap

Edebiyat eleştirmeni Adam Kirsch, Küresel Roman - 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabında bir romanı küreselleştiren şey nedir sorusunun yanıtını arıyor.

Editörden

Kitaplarla ilgili internet sitelerini, dergileri karıştırdığınızda karşınıza çıkan en ilgi çekici içerik, “Hangi kitabı okumalıyım?” sorusuna verilen cevaplardır. Bu cevaplar genelde ortalama bir anlayışın yansımasıdır. Kitap okumak seçkin bir eylemdir ve kitap okuyacak kişi de, bu özel eylemi gerçekleştirmek için en “seçkin” kitabı bulmalıdır.