Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

NesneKitap // Nesneleşmeli bazı klasikler




Toplam oy: 307
Kimi dünya klasiklerinin, yurt dışında örneklerine sıkça rastladığımız “gerçekten” özel baskılarına benzer baskıları Türkçe edebiyatın klasikleri için de niçin yapmayalım!

2000 yılında Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ının 10. Yıl Özel Baskısı’nı elime aldığımda çokça heyecanlandığımı hatırlıyorum. “Mecburen” beyaz renk ağırlıklı kapakla çıkmış ilk baskısına sahiptim ama şimdi, kapkara sert kapaklı haliyle, dokusu daha çok hissedilen kağıdıyla ve üstelik Orhan Pamuk’un önsözü, çizimleri ve elyazısı örnekleriyle birlikte yeniden okuma bahanem olmuştu. Heyecanlanmamın sebebi, Kara Kitap’ın, Orhan Pamuk kitapları arasında benim için özel bir yeri olması değildi yalnızca (evet, farklı her baskısından birer örnek duruyor elimin altında. Ve evet, en son çıkan 2015 özel baskısı da mevcut elbette. “Yayımlanışının 25. yılında esrarı hiç tükenmeyen bu romanın özel bir baskısını” hazırladı Yapı Kredi Yayınları; “Pamuk’un büyük çoğunluğu hiçbir yerde yayımlanmamış el yazması sayfaları, çizimleri, ilk baskıya son anda ekleyip çıkardığı her biri birbirinden ilginç paragraflar, cümleler ile kitabın muamma ve bilmecelerini ortaya çıkaran yazı ve karalamalarıyla.” – Muamma ve bilmece, demişken, Darmin Hadzibegovic’in hazırladığı Kara Kitap’ın Sırları isimli çalışmanın da adını anmadan geçmeyelim), asıl heyecan verici olan, bu baskının bir kapı aralayacağına yönelik inancımdı. Kimi dünya klasiklerinin, yurt dışında örneklerine sıkça rastladığımız “gerçekten” özel baskılarına benzer baskıları Türkçe edebiyatın klasikleri için de niçin yapmayalım!




Şimdilerde de örneğin, Türkçe edebiyatın bir başka klasik eseri, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’inin yakın bir zaman önce yapılan özel baskısını “karıştırıyorum” benzer bir heyecanla. Büyük boy ve ciltli olarak hazırlanan bu özel baskıda Beş Şehir metnine, Beşir Ayvazoğlu’nun düzeltmeleri, açıklama ve notlarıyla birlikte çeşitli arşivlerden alınmış çok sayıda fotoğraf da eşlik ediyor. Her bir şehrin kendi renginde sayfalarla ayrıldığı, ferah bir tasarımın tercih edildiği bu baskı da, kütüphanenin görünür bir yerine yerleşecek hiç kuşkusuz. (Bu arada, kitabın isminideki iki “ş”nin, kapakta farklı tasarımlarla yer almasının ise biraz gözü tırmaladığını belirtmeliyim.)

 



Yukarıda adı geçen eserleri de dahil ederek, tasarım konusunda belli bir yol katettiğimiz söylenebilir hiç kuşkusuz. Artık birçok yayınevi kapak tasarımlarını “profesyonel”lere teslim ediyor mesela. Ama özel baskı denince, aklımıza ilk olarak halen ciltli büyük boy kitaplar, ilave metinlerle (önsöz/sonsöz) ya da fotoğraflarla zenginleştirmek geliyor. Oysa klasik kitapların kağıdıyla, cildiyle, fontuyla da biraz “oynamak” münkün. Bu noktada verilebilecek en iyi örnek, sanırım Folio Society’nin kitapları olacaktır.


1947’de Londra’da kurulan Folio Society –neredeyse 70 yıldır– “önemli kitaplar, içeriklerine yaraşır bir tasarımla sunulmalılar,” şiarı doğrultusunda özel baskı kitaplar yayımlıyor. Belli bir tür ya da yaş aralığı gözetmeksizin seçilen kitapları özel kılan, diğer bir deyişle onları birer nesne kitap haline getiren şey; editoryal yaklaşımı, tipografisi, illüstrasyonları, kağıdı, baskısı ve cildiyle bir bütün olarak ele alınmaları.


Örneğin, Folio Society en son, –Frank Herbert’in kültleşmiş bilimkurgu romanı– Dune baskısıyla, tasarım ve reklam alanında önde gelen ödüllerden biri kabul edilen D&AD Ödüllerinde bu yıl “tahta kalem” (bir çeşit bronz madalya diyebiliriz) ödülünü kazandı. Dune’daki illüstrasyonlara imza atan Sam Weber de, ayrıca, Londra’da düzenlenen Dünya İllüstrasyon Ödüllerinde kısa listeye kalmış.




Böylesi örnekler de önümüzde duruyorken, en başa dönüp tekrarlayabiliriz sanırım: Kimi dünya klasiklerinin, yurt dışında örneklerine sıkça rastladığımız “gerçekten” özel baskılarına benzer baskıları Türkçe edebiyatın klasikleri için de niçin yapmayalım! Örneğin Yaşar Kemal’in İnce Memed’i... Evet, Yapı Kredi Yayınları İnce Memed’in dört cildini bir araya getirip Delta serisinden özel bir baskısını yaptı ama burada İnce Memed’i bir seriye dahil etmek değil, İnce Memed’e özel bir baskı yapmaktan söz ediyoruz daha çok. Dokulu bir kağıtla, özgün illüstrasyonlarla, özel bir ciltle, fontla; saklayıp sergilemenin ötesinde kolay okunur da olabilecek bir tasarımla... Örnekler çoğaltılabilir. Mesela Halit Ziya Uşaklıgil’in eserleri artık yazarın ölümünün üzerinden 70 yıl geçtiği için telife tabi değil. Dolayısıyla bir süre önce, farklı yayınevlerinden çok sayıda Aşk-ı Memnu ve Mai ve Siyah baskıları yapıldı. Farklı kapak tasarımları, farklı editoryal yaklaşımlar gördük bu baskılar arasında ama “gerçekten” özel bir baskıyı da hak etmiyor mu Aşk-ı Memnu ya da Mai ve Siyah?

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Tamamı “uydurma” sözcüklerden oluşan The Dictionary of Obscure Sorrows’u (Müphem Kederler Sözlüğü) duymuşsunuzdur belki.

Kurtadam edebiyatının mazisi zengin, özellikle de öykü türünde. Çağdaş kurtadam romanları ise, 1990’ların sonu ve 2000’lerin başından beri ne yazık ki vampir edebiyatıyla aynı kaderi paylaşıyor. Paranormal aşk romanları ile erotik şehir fantazyaları, vampir, kurtadam ve hatta zombi gibi canavarları iliğine kadar kuruttu!

New York Halk Kütüphanesi’nin namını duymak için kenti ziyaret etmeye gerek yok. Burası tüm dünyadaki en aktif kütüphanelerden biri.  1940 yılında Albert Berg tarafından kuruma bağışlanan Berg Koleksiyonu’nu kütüphanedeki diğer koleksiyonlardan ayıran bazı özellikler var. Öncelikle bu bölümü yalnızca randevu alarak ziyaret edebiliyorsunuz.

Yaratıcılık üzerine sık sık yazan Oliver Sacks, The River of Consciousness adlı kitabında şöyle der: “Yaratıcılık yalnızca bilinçli bir idmanı değil, bilinçdışı bir hazırlanma sürecini de kapsar. Bu bir kuluçka dönemidir. Size ilham veren, sizi etkileyen unsurları özümsemek ve onları yeni bir nizam dahilinde sentezlemek için bilinçdışı mekanizmalar elzemdir.”

Klasikleri okumamak için sıralanan bahanelerden ilki hacimleriyle, "bitmek bilmeyen sayfalarıyla" ilgili olur genelde.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.