Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Netflix filmi "Yok Oluş"u sevenlere 10 kitap önerisi




Toplam oy: 136

Jeff VanderMeer’ın Southern Reach üçlemesi (Yok Oluş, Yetki, Kabulleniş) geçtiğimiz yıl Alfa Yayınları’ndan çıktığında bilimkurgu hayranları dışında pek az kişinin radarına takılmıştı. Yok Oluş’un (Annihilation) sinemaya uyarlamasının üçlemeye ilgiyi arttıracağını tahmin ediyorduk. Film doğrudan Netflix’te gösterime girince, ilgi beklentilerimizi de aştı, bir anda bilimkurgu ve sinema dünyasının gündemine oturdu.

Ex Machina’dan tanıdığımız Alex Garland tarafından uyarlanan film, şimdiden pek çok eleştirmen tarafından son yıllardaki en iyi bilimkurgulardan biri olarak gösteriliyor; Jeff VanderMeer’ın korku, fantazya ve bilimkurgunun alışıldık sınırlarını aşındıran “tuhaf kurgu”suyla tanışmak için de güzel bir vesile sunuyor.

 



 

Önüne gelen her şeyi kendine katarak dönüşüme uğratan, niyeti ve niteliği açıklanamayan bir yabancı mevcudiyetin etrafında gelişen film, doğanın her türlü amacı aşan varlığına ve insanın evrende kendine atfettiği konuma dair sorular sorduran, çok farklı okumalara alan açabilecek bir zenginliğe sahip.



Jeff VanderMeer, günümüzde China Miéville ile birlikte, “tuhaf kurgu” denilen, türler arası geçişliliğe sahip üslubun en önemli temsilcilerinden biri olarak niteleniyor. Ancak onun Yok Oluş’ta yarattığı dünyayı sırf bu akımla sınırlamak haksızlık olur. Yok Oluş, pek çok farklı romanın katkıda bulunduğu bir birikimin içinden konuşuyor. Yok Oluş’la birlikte zihninde sayısız soru fitillenenler için, bu romanlardan bir bölümünü listeledik:

 

1) Gökteki Bütün Kuşlar

 

 

 

2) Kraken - Bir Canavarın Anatomisi

 

 

 

3) Geri Dönenler

 

 

 

4) Geliş

 

 

 

5) Uzayda Piknik

 

 

6) Dagon

 

 

 

 

7) The Girl with all the Gifts

 

 

 

 

8) Vermillion

 

 

 

 

9) Lagoon

 

 

 

 

10) In the House upon the Dirt
between the Lake and the Woods

 

 

 

 


 

 

Yararlanılan kaynak: Bustle

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Hızır’la Kırk Saat, Sezai Karakoç’un kitapları içinde çok ayrı bir yerde duruyor.

 

 

Kapitalizmin üretim-tüketim ilişkilerindeki mutlak hegemonyası insan zihninde habis bir ura dönüşeli çok oldu. Sürekli satın alan, sürekli tüketen dev bir fabrika artık insan. Reklamlar bu dev fabrikanın çarklarını yağlayan birer azı dişi... İnsan satın aldıklarıyla var, satın alabildiği şeyler kadar var.

 

 

 

Adında Titanik olan, Fernando Pessoa’yı, Karl Marks’ı konuşturan, kahramanları Céline, Jean, David gibi isimler taşıyan Avrupalılardan oluşan ve Berlin’de ya da New York’ta geçen “yerli” kitapların sayısının arttığı sizin de dikkatinizi çekti mi?

 

Söyleşi

Gülenay Görekçi

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.