Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

New York Halk Kütüphanesi’nde görebileceğiniz en tuhaf "yazar yadigarları"




Toplam oy: 69

New York Halk Kütüphanesi’nin namını duymak için kenti ziyaret etmeye gerek yok. Burası tüm dünyadaki en aktif kütüphanelerden biri.

 

1940 yılında Albert Berg tarafından kuruma bağışlanan Berg Koleksiyonu’nu kütüphanedeki diğer koleksiyonlardan ayıran bazı özellikler var. Öncelikle bu bölümü yalnızca randevu alarak ziyaret edebiliyorsunuz. Burası ABD’nin en zengin “ilk baskı” koleksiyonuna sahip. Binlerce elyazması, orijinal kopya, mektup ve yazar notu da cabası.

 

 

Ancak burayı özel kılan asıl koleksiyon “edebi nesneler”den oluşuyor. Nesne derken neyi mi kastediyoruz? Ünlü yazarlardan kalan, onların gündelik hayatlarına dair fikir veren “kıymetli nesneler”... Aslına bakarsanız açıklaması zor, ancak örnek verebiliriz:

 

  • Jack Kerouac’ın üzerine kendi kanıyla BLOOD (“KAN”) yazdığı bir kart, çakısı, çakmağı, piposu, ayakkabıları...
  • Charlotte Brontë’nin -içinde saçının bir buklesinin de yer aldığı- yazı masası
  • Walt Whitman’ın saçı
  • Virginia Woolf’un koltuk değneği
  • Vladimir Nabokov’un kelebek çizimleri
  • Faulkner'ın hayli erotik denebilecek çizimleri
  • Charles Dickens'ın özel kalem seti
  • Mark Twain'in kalemi ve yuvarlak çerçeveli gözlüğü
  • E.E. Cummings’in “ölüm maskesi”*


*Farklı kültürlerde farklı amaçlar için kullanılabilen “ölüm maskesi”, Antik Mısır’da mumyalama sürecinin bir parçasıydı. Orta Çağ’da ise ölümden sonra yapılacak heykellere model olması için uygulanıyordu. Ayrıca bazı kültürlerde cenazede takılmak üzere de ölüm maskesi hazırlanıyordu.

 

 

 

AB

 

 

 


 

 

 

Kaynak: Bookstr 

 


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

28 ağaçtan oluşan küçük bir orman yarattın. Yeni kitabın Ağaç Alfabesi’nden söz ediyorum. Nereden aklına geldi bu fikir?

 

Köklerimizi, kendi isimlerimizin yazdığı karton kahve bardaklarında aradığımız bugünlerde masallara, masallarımızı okumaya, dinlemeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var gibi görünüyor. Mesafenin kaybolduğu, ben ve öteki, özne ve nesne, gerçeklik ve görüntüler arasındaki sınırların tamamıyla birbirine karıştığı günümüzde, doğru yolu, kendi yolumuzu bulabilmek çok daha zor.

Yıllar önce Hatice Meryem’in İnsan Kısım Kısım Yer Damar Damar’ını okuduğumda bir hazineyle karşılaştığımın farkındaydım. Bu romanda “Sıradan Bir Eteğin Harikulade Geçmişi” başlıklı kısacık bir bölüm vardır. Bir eteğin satın alınışından toz bezine dönüşene değin geçirdiği sergüzeşti anlatır.

“Dışarıdan geçen her uçağa gözüm takılıyor. Şimdi ayaklarımın altına bir Boeing çakılsa… Yerden yükselen kara duman, duvarları eriten sıcak, patlayan pencereler, havasızlıktan boğulmak, panik, intiharlar, alevler içindeki merdivenlere doğru koşmak, gözyaşları ve çığlıklar, umutsuz telefon konuşmaları neymiş öğrenirdim. Oysa oldu bu. Bu olay oldu ve olanı anlatmak mümkün değil...”

Yazdığı romanlar ya da şiirlerle ün kazanmış birçok yazarın, biri kadim diğeri modern bu iki tür arasında sıkışıp kalmış ve bir türlü hak ettiği yeri tam olarak bulamamış olan öykü türünde de eserler verdiğini biliyoruz. Fakat, eğer bir yazar sadece öykü türünde eserler vermemişse, çoğu zaman öyküleriyle anılmaz.

Söyleşi

UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi'ne alınan Dede Korkut Hikâyeleri hem Türkler hem dünya kültür tarihi için niçin bu kadar önemli?

 

ŞahaneBirKitap

Svetlana Aleksiyeviç, "yepyeni bir edebi tür" olarak tanımlanan, uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla 2015 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü.

Editörden

Masalların hayallerden beslenen, gerçeklerin dünyasından ayrılan garip bir zemini var. Gerçeklerin dünyasından ayrılsa da, her masal kendi gerçekliğini, daha önce duymayıp, görmediğimiz bir hakikati bize fısıldar. Hakikatin bambaşka yollardan geçebileceğine inandırır; zengin hayaller peşinde, sınırsız âlemlere yolculuk etmenin anahtarlarını sunar bize.