Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Özel Kütüphaneler 2 // NGBB Botanik Bahçesi Kütüphanesi




Toplam oy: 232

İstanbul Ataşehir’de, gökdelenlerin arasında bir vahadan farksız Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (NGBB). Girişte, duvarlarında bahçenin tarihçesinin anlatıldığı levhaların sıralandığı bir tünelden geçiyorsunuz ve adeta bir zaman tüneli gibi, sizi bambaşka bir zamana ve mekana çıkarıyor o uzunca tünel.

 

 

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi, 1995 yılında Ali Nihat Gökyiğit tarafından eşi Nezahat Gökyiğit adına hatıra parkı oluşturulmak amacıyla kurulmuş ve başlangıçta da “hatıra parkı” amacına yönelik bir bitkilendirme ve ağaçlandırma planı uygulanmış. Daha sonra ise amaç değişmiş, bir botanik bahçesi olma yolunda çalışmalara başlanarak 2002 yılında halkın ziyaretine açılmış; 2003 yılında da adı Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi olarak değiştirilmiş. Bahçe, İstanbul’un Anadolu yakasındaki çeşitli anayollar ile bağlantı yolları arasındaki adalar üzerinde kurulu; sekiz adadan oluşuyor. Alan, Karayolları Genel Müdürlüğü ile ANG Vakfı arasındaki bir protokolle 2025 yılına kadar bu hizmete tahsis edilmiş durumda. NGBB, İstanbul’a yüzde 12 oranında yeşil alan sağlamasıyla İstanbullular için bir nefes alma noktası olmasının yanı sıra bir araştırma, eğitim ve öğretim merkezi. İşte işin bu yönünde, bir botanik kütüphanesi de devreye giriyor...

 

 

 

2002 yılında kurulan kütüphane botanik, ağaçlar, çalılar, hakkında ansiklopedik danışma kaynakları, sözlükler, Türkiye ve dünya flora kitapları, sistematik, biyoloji, ekoloji, etnobotanik, dünya botanik bahçeleri, bitki hastalık ve zararlıları, botanik çizimleri, çocuk kitapları, doğa-çevre koruma (ekoloji), kongre ve seminer notları, tezler vb konularda kitaplar/yayınlar barındıran özel bir araştırma merkezi niteliğinde. Sayısal olarak ifade etmek gerekirse; 5389 kitap, 160 süreli yayın, 377 makale ve 70 CD, DVD bulunuyor... Diğer bir deyişle, kütüphanenin yer aldığı ahşap yapının içinde bambaşka bir zaman tüneli daha bekliyor ziyaretçileri. Yalnızca internet araştırmasıyla ulaşılması pek mümkün olmayan yayınlar arasında vakit geçirmek eşsiz bir deneyim. Araştırmacıların ise bir şekilde yolları buraya düşmüş, düşüyormuş zaten...

 

 

Bahçeye gelen tüm ziyaretçilerin kullanımına açık olan kütüphane, dışarıya ödünç kitap vermiyor; fakat istenen çalışmaları tarayarak edinmek mümkün. Hafta içi günlerde, 10:00-17:00 saatleri arası açık olan kütüphanenin kataloğuna da bahçenin web sitesinden ulaşabilir, katalog taraması yapılabilir. (www.ngbb.org.tr) Kütüphane sorumlusu Ayşe Yazar da, size yol gösterecektir...

 

 

 

 

 


 

 

 

Fotoğraflar: Pelin Ulca

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Müslüm filminin başındaki bir sahne, popüler müzik türlerinde yaygın olan şarkıyı yüksek sesle, âdeta bağırarak okuma modasının ve aynı zamanda arabeskin Batı müziğinin ötekisi olarak gösterilmesi durumunun tersine ışık tutuyor gibidir. Öyle ki sanki bu ışık belli olsun diye Müslüm Gürses dinleyicisinin karşısına çıkarken elektrik kesiliyor.

Filmlerinde değişen, kentleşen, modernleşen Japonya’ya dair arka planda sunduğu nefis detaylarla farklı bir sineması var Yasujiro Ozu’nun. “Geç Gelen Bahar” (1949), “Erken Gelen Yaz” (1951) ve “Tokyo Hikâyesi”ni (1953) muhakkak görün isterim. Ama Japon Sineması’nda keşfedilmesi gereken Ozu haricinde de çok nitelikli yönetmenler var. Miyazaki’yi şahane animasyonları vesilesiyle duymuşsunuzdur.

Mizah unsuru çocuklar için vazgeçilmez ve ilgi çekici konuların başında gelir. Okurken kahkaha atmayı sever her çocuk. Tabii bir yazar onu güldürmeyi başarabilirse… Ülkemizde çocuklara kaliteli mizahı edebiyatla harmanlayarak sunan kitap sayısı çok fazla değil. İngiliz yazar David Walliams çocuk kitaplarına mizah katma becerisiyle dünyanın en çok okunan yazarlarından birisi.

Tavuk tandır aldım tepsiye. Pilav üstü az kuru, lahana sarma, yanına çorba, salata ve ayran.” Bu cümleleri bir bilimkurgu hikâyesinden okuma ihtimaliniz nedir? Müfit Özdeş’i okumadıysanız buna ihtimal vermezsiniz elbette. Ancak okuduysanız bu soruyu sormamın ne kadar abes olduğunu en iyi siz takdir edeceksiniz.

 

Bir kütüphane için sahip olduğu kitapların çeşitliliği, niteliği ve sayısı başlıca gurur kaynağı ama modern kütüphaneler sahip oldukları kitaplardan çok daha fazlası artık; tasarımıyla, teknolojik donanımıyla, sahip oldukları kitap dışı koleksiyonlarıyla, neredeyse bir müze olabilecek denli geniş eserleriyle...

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.