Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Özel Kütüphaneler XI // ANAMED Kütüphanesi




Toplam oy: 19

Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED) Kütüphanesi, 2006 yılında kuruldu. İdari olarak Koç Üniversitesi merkez Suna Kıraç Kütüphanesine bağlı olan kütüphane Türkiye’nin arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık ve kent tarihi alanlarındaki en önemli akademik araştırma merkezlerinden biri olan ANAMED’in ihtiyaçları doğrultusunda şekillenerek gelişiyor.

İstanbul’da, İstiklal Caddesi 181 numaradaki tarihi Merkez Han’ın ikinci katında bulunan kütüphane, aslında öncelikli olarak ANAMED bursiyerleri ve Koç Üniversitesi mensuplarına hizmet veriyor, ama bunun yanı sıra üyelik sitemi ile, ilgili alanlarda çalışma yapan lisansüstü araştırmacılara da yerinde kullanım hakkı tanıyor.

 

 

Koleksiyon ağırlıklı olarak Bizans, Roma, Eski Yunan, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye’de bulunan medeniyetler kapsamında tarih, sanat, mimarlık ve arkeoloji konularında yaklaşık 25.000 yayından oluşuyor. Katalog, çevrimiçi de taranabiliyor. 2017’nin yaz aylarında kapsamlı bir yenilenme sürecinden geçen kütüphanenin çalışma salonlarında toplam 56 kişilik çalışma alanı, 6 sabit bilgisayar ile çıktı, fotokopi ve tarama olanakları da bulunuyor.

 

 

Merkez Han ayrıca bir kütüphane ve iki koleksiyona daha ev sahipliği yapıyor. Kütüphanenin kullanıcıları bir alt katta bulunan NIT (Hollanda Araştırma Enstitüsü) kütüphanesinden de faydalanabilir. Ayrıca ARIT (Türkiye'de Amerikan İlmî Araştırmalar Enstitüsü) ve TEBE (Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü) koleksiyonları da ANAMED Kütüphanesi evsahipliğinde araştırmacılara açık.

 

ANAMED Kütüphanesi hem coğrafi hem de akademik olarak merkezi konumda bulunmasının gereği olarak çeşitli etkinliklerle de araştırmacıları bir araya getirmeyi hedefliyor. Bu amaçla düzenlenen “Kütüphane Konuşmaları” serisinin temel amacı, araştırmanın gerçekleştiği kütüphane mekanını etkileşimli hale getirmek ve belirli temalar dahilinde yazarlar ile okurları kütüphanede hemzemin olarak bir araya getirmek. Tarih Vakfı işbirliği ile her ayın ilk salı günü düzenlenmeye devam eden konuşmalarda kütüphanenin ana çalışma salonu bir konuşma alanına dönüştürülüyor. Herkese açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilen konuşmaların Ağustos ayındaki konuğu Brigitte Pitarakis'ti (CNRS, Fransa). Önde gelen Bizans araştırmacılarından biri olan Pitarakis, Gülrü Tanman ile birlikte editörlüğünü yaptıkları Hayat Kısa, Sanat Uzun: Bizans’ta Şifa Sanatı, Yeni Yaklaşımlar adlı kitabı hakkında konuştu.

ANAMED Kütüphanesi’nden güncel haberler için, aktif olarak kullanılan Twitter hesabı takip edilebilir; kütüphane etkinlikleriyle ilgili ayrıntılı bilgiye anamed.ku.edu.tr adresinden de ulaşabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 


 

 

 

Fotoğraflar: Pelin Ulca

 

 

 


 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Hızır’la Kırk Saat, Sezai Karakoç’un kitapları içinde çok ayrı bir yerde duruyor.

 

 

Kapitalizmin üretim-tüketim ilişkilerindeki mutlak hegemonyası insan zihninde habis bir ura dönüşeli çok oldu. Sürekli satın alan, sürekli tüketen dev bir fabrika artık insan. Reklamlar bu dev fabrikanın çarklarını yağlayan birer azı dişi... İnsan satın aldıklarıyla var, satın alabildiği şeyler kadar var.

 

 

 

Adında Titanik olan, Fernando Pessoa’yı, Karl Marks’ı konuşturan, kahramanları Céline, Jean, David gibi isimler taşıyan Avrupalılardan oluşan ve Berlin’de ya da New York’ta geçen “yerli” kitapların sayısının arttığı sizin de dikkatinizi çekti mi?

 

Söyleşi

Gülenay Görekçi

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.