Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Sylvia Plath müzayedesi




Toplam oy: 318

21 Mart’ta Londra’daki Bonhams Müzayede Evi'nde düzenlenen bir açık artırma, edebiyat dünyası için de önem arz ediyordu. Bir zamanlar Sylvia Plath ve Ted Hughes çiftine ait olan 300’e yakın nadir kitap, elyazması ve kişisel eşya açık arttırmayla koleksiyonerlere sunuldu. Müzayedenin en değerli parçası, Sylvia Plath’in kendi Sırça Fanus kopyasıydı. Üzerine “1962 Noel’i” tarihiyle birlikte Plath’in ev adresi de not düşülen (ki bu adreste daha önce W. B. Yeats de oturmuştu) kitap 87.500 sterline alıcı buldu.

Plath ve Hughes çiftinin vârisi olarak koleksiyonun haklarını elinden bulunduran Frieda Hughes, koleksiyondaki “her bir parçanın kendi öyküsü olduğu”nu dile getirdi: “Kitapçıklar, imzalı dosyalar, şiirler, hem onların edebiyatlarına hem de güçlü ilişkilerine tanıklık ediyor.”


Koleksiyonda, Plath’in Sırça Fanus üzerinde not aldığı titiz düzeltmeler, romanda zaman içinde hangi bölümlerin değişim geçirdiğine de ışık tutuyor.

Plath, 1959’da annesine yazdığı bir mektupta, yeşil renkli Hermes 3000 model daktilosundan (ki Sırça Fanus’u da bu daktiloyla kaleme almıştı) bahsederken “Olağanüstü, ona âşığım” diyecekti. Daktilo 32.500 sterlin karşılığında satıldı.

 

 

Koleksiyonda daha pek çok ilgi çekici “parça” bulunuyor: Plath’in yazı masası, cüzdanı, lise yıllığı fotoğrafları... Bunlardan belki de en dikkate değer olanı, Sylvia Plath tarafından çizilen Ted Hughes portresi. Hughes’ün Sylvia’ya diye başlayarak yazdığı şefkatli notlarla birlikte okunduğunda, Plath’in şiddet maruz kaldığına dair yaygın kanı da yeniden gözden geçirilir mi bilinmez.

 

Plath'in, Ted Hughes portresini 1956 yılının yazında, 
Paris ve İspanya'da balayına çıktıklarında çizdiği tahmin ediliyor.

 

 


 


Kaynak: Lithub

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Günlük yaşantıdaki kurallar çoğu zaman, yazılan eserler için de geçerlidir. Zorla gerçekleşen, kendine biçilen rolden fazlası istenen veya aşırıya kaçan her şey güzelliğini yitirir. Şair Eyyüp Akyüz, son kitabı Eskiden Buralar’da, adeta bu bilginin ışığında şiirlerini uzun tutmadan bitiriyor ve akılda kalan mısraları bize yadigâr kalıyor.

 

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.