Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Ünlü yazarların yazma alışkanlıkları




Toplam oy: 257

Çoğumuz, kafein gibi güçlü bir tetikleyici olmadan çalışmaya başlayamayız. Hatta birçoğumuz o olmadan yataktan dışarı adımını bile zor atar. Edebiyatın sevilen isimlerini yazmaları için tetikleyenler ise şüphesiz ki bundan daha karmaşıktı, yazabilmek ya da yazdıklarının meydana getirdiği deseni görebilmek için değişik yöntemlere başvuruyorlardı. Gelin, başyapıtların arkasında saklanan tuhaflıklara bir göz atalım:

 

 


 

 

Eudora Welty

 


 

Welty’nin birçok farklı kağıda aklına geldikçe kaleme aldığı uzun hikayelerini birbirlerine iğnelediği biliniyor. Başlangıçta sayfaları yapışkanla birbirine tutturup upuzun bir şerit haline getiren Welty, böylece öykülerini bir bakışta bütün halinde görme imkanını buluyormuş. Öyküler odaya sığmayacak kadar uzadığında ise Welty sayfaları iğnelemeye başlamış.

 

 


 

 

Ernest Hemingway

 


 

Hemingway günde ortalama 500 sözcük yazardı ve yazma çalışmasını genellikle sabah saatlerinde gerçekleştirirdi. Bu alışkanlığının sebebi, sıcak bastığında çalışamamasıydı. 1934’te F. Scott Fitzgerald’a yazdığı mektupta yazdıkça iyi bir metin yakalayacağına ilişkin inancını şöyle dile getiriyordu: “Yazdığım 90 sayfanın hepsi çöpe atılacak kadar kötü olabilir ama 91. sayfada bir şaheser yaratabilirim.”

 

 


 

 

John Cheever

 


 

60'lı yıllarda ABD’de birçok öykü derlemesi yayınlanan, geleneksel ve ağırbaşlı bir yazar olarak tanınan Cheever, öykülerini üzerinde yalnızca iç çamaşırları varken kaleme alıyordu. Neticede iç çamaşırıyla yapabileceğin bir şeyi takım elbiseyle yapmaya çalışmak niye?

 

 


 

 

Flannery O'Connor

 


 

Deri veremi hastalığından mustarip olan O’Conner, yazmaya her gün sadece iki saat ayırabiliyordu. Çünkü enerjisi ancak bu kadarına yetiyordu: “O iki saatte, tamamen yazmakla meşgul oluyorum. Her gün aynı saatte ve aynı yerde yazmaya önem veriyorum.” Hastalığı sebebiyle tüm aktiviteleri kısıtlanan yazarın, ahşap dolabın düz yüzeyinden gözlerini ayırmadan ve hiçbir şeyin dikkatini dağıtmasına izin vermeden yazdığı söyleniyor.

 

 


 

 

Francine Prose

 


 

Blue Angel adlı kitabın yazarı ve PEN Amerika Merkezi Başkanı Francine Prose, bir röportaj sırasında, yazılarını üzerinde kocasının kırmızı siyah çizgili pijama altı ve bir tişört varken yazdığını söylemişti.

 

 


 

 

T.S. Eliot

 


 

Lyndall Gordan, T.S. Eliot: Modern Bir Yaşam kitabında, Eliot'un 1920'lerin başında Chatto & Windus adlı yayınevinin üst katında gizlendiği günlerde, yalnızca Kaptan Eliot adlı bir yabancıyla görüştüğünü anlatır. Charing Cross Road'taki sonraki inziva günlerinde ise ziyaretçilerine Kaptan'la görüşmeleri söyleniyor, Eliot onları yeşile boyalı, kadavrayı andıran yüzüyle bekliyordu. Ne diyebiliriz, yazarın bu esrarengiz dehasını iyiye kullanmanın yolunu bulduğu aşikar.

 

 


 

 

Vladimir Nabokov

 


 

Nabokov, romanlarını genellikle 7,5 x 12.5 santimetrelik kartlara yazıyordu. Ataçlarla birbirine tutturduğu kartları bir kutuda özenle saklıyordu. Yazma saatleri esnek olsa da kullanacağı araçlar konusunda kararlıydı: Çizgili Bristol kartı ve iyi bir kalem açacağı.

 

 


 

 

Thomas Wolfe

 


 

Wolfe, daktilo kullanan yazarlardandı. Her gün katı bir disiplinle mutlaka on sayfa yazan Wolfe’nin asıl tuhaflığı ise, boyu çok uzun olduğu için çalışmalarını buzdolabının üzerine eğilerek kaleme almasıydı.

 

 


 

 

Truman Capote

 


 

Capote’nin yazmak için üç tane “olmazsa olmaz”ı var: Sigara, kahve ve koltuk. Söylenenlere göre, mesele yazmak olunca Capote tam anlamıyla miskinliği seviyordu. Capote’nin yatakta ya da koltukta uzanmış bir şekilde, kahvesi ve sigarasıyla birlikte düşündüğü biliniyordu. Bir elinde İspanyol şarabı, diğer elinde kalemiyle çalışırdı. O kendisini şöyle tanımlıyor: “Tam bir yatay yazar.”

 

 


 

 

William Faulkner

 


 

Faulkner yazarken viski içiyordu. Her şey Sherwood Anderson’la tanıştıklarında başladı. İkisi, bir bara gider ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar içerlerdi. “Eğer yazar olmak için böyle bir hayat yaşamam gerekiyorsa, bana uygun hayat da budur zaten.”

 

 


 

 

* Kaynak: ShortList

 

ÖU

 

* Görsel: Can Çetinkaya

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Bu yılın Nobel Edebiyat Ödülü kazananı Kazuo Ishiguro çağımızın üretken isimlerinden de biri aynı zamanda. Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmasıyla bir anda gündeme oturan Kazuo Ishiguro yazarlık serüveni boyunca verdiği birçok röportajda yazma süreçlerinden de sık sık bahsediyor. Ishiguro'nun yazma süreçleri hakkında söyledikleri genç yazarlar için de oldukça kıymetli.

Yazarların daima geceleri el ayak çekildikten sonra yazmaya başladığı düşünülür. Sanatçıların ve yaratıcı bir uğraşıyla meşgul kişilerin en verimli olduğu saatin de gecenin çıt çıkmayan, sadece düşüncelerin akışının tıkırtısının duyulduğu gece saatleri olduğu türlü çalışmalarla da savunulmuştur.

Bir Adam İki Hayat

 

Rüyalar hayatımızda, hafızamızı en çok zorlayan ve bizi en çok düşündüren durumlardan biridir. Kimi zaman gün içerisinde benliğimize kaydettiğimiz bir olay kimi zaman da dışa vuramayıp bastırdıklarımız rüyalarımızda gün yüzüne çıkar.

 

Geçtiğimiz yıl Bob Dylan'a giderek bir hayli sansasyona sebep olan Nobel Edebiyat Ödülü, Dylan'ın ödülü bir türlü teslim almamasıyla da adeta bir yılan hikayesine dönüşmüştü. Bob Dylan'ın bu ödülü sonuna kadar hak ettiğini düşünenler de oldu, Nobel Edebiyat Ödülü gibi önemli bir ödülün bir "edebiyatçıya" verilmesi gerektiğini düşünenler de.

 

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.