Virginia Woolf’un unutulmaz güneş tutulması tasviri | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Virginia Woolf’un unutulmaz güneş tutulması tasviri




Toplam oy: 34

Tam güneş tutulmasına şahit olmak bir kişinin ömründe sayılı kez gerçekleşebilecek bir durum. Virginia Woolf o günlerden birini, 29 Haziran 1927’de, bir tren yolculuğu sırasında İngiltere'nin güneybatısında yaşadı. Deniz Feneri’nin yayımlanmasının üzerinden henüz yedi hafta kadar geçmişti, bir trenin kompartımanında purosunu içiyordu.

 

O gün yanında kocası Leonard, çok sevdiği yeğenleri ve can dostu Vita Sackville-West de oturuyordu. Woolf, orada gördüğü manzarayı, öylesine canlı biçimde ve keskin ayrıntılarla bezeli olarak aktardı ki, yazdıkları bugün bile, güneş tutulmasına dair kaleme alınmış en önemli metinlerden biri olma niteliğini taşıyor.

 

1878 güneş tutulması, Étienne Léopold Trouvelot'nun astronomik çizimlerinden

 

Woolf’un 27 sene boyunca tuttuğu kişisel notlarından eşi Leonard Woolf tarafından derlenen A Writer's Diary adlı kitap, Woolf’un en önemsiz gözüken detayları bile kozmik ölçekte büyütebilen benzersiz yeteneğinden kesitler sunuyor.



Kitapta yer alan güneş tutulması tasvirinden bir bölümü çevirdik:

 

“Dakikalar geçiyordu, henüz ortada bir şey yoktu. Bir an için kandırıldığımızı düşündük. Koyunlara doğru baktık; onlarda endişeden eser yoktu. Sürünün içinde her biri nizamı bir şekilde sıralanmıştı, uzunca bir kuyruk oluşturmuşlardı ve mağrur gözüküyorlardı. Bir an kadim insanlar gibi olduğumuzu düşündüm, dünyanın doğuşuna şahit oluyor gibiydik, Stonehenge’in etrafında duran Kelt rahipleriydik sanki. Arkamızda, bulutların arasında geniş mavilikler vardı. Renkleri kaybolmaya başlamıştı ama halen mavilerdi. Bulutların rengi solmaya yüz tuttu, kırmızımsı bir karaltı belirdi. Aşağıda, vadinin orada, kırmızı ve siyahın olağanüstü bir çarpışması vardı. (...)

 

24 saniye geçti. Sonra bir anlığına yeniden mavi bir renk gördük ve hızlı, çok hızlı bir biçimde tüm renkler solup gitti. Her şey, şiddetli bir fırtınanın başındaymışçasına kararmaya, daha da çok kararmaya başladı. Işık alçaldıkça alçaldı. İşte bu gölge, deyip durduk kendi kendimize. Her şey bitti diye düşündük, ışık gittiğinde ortaya çıkan gölge işte böyle bir şey. Hepimiz yitip gitmiş gibiydik, kaybolmuştuk. Son gelmişti. Renk yitmişti. Yeryüzü ölmüştü. (...)

 

Yeryüzünün öldüğünü görmüştük. Bu, doğanın kudreti dahilindeydi.”

 

 

AB

 


 

 

Kaynak: Brainpickings

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kusur: Türkçede herhangi bir konuda yaptığımız yanlışı anlatan ya da hatamızı belirten bir kelime. Toplumsal yaşayışımızda ve bireysel ilişkilerimizde de bu sözcükle daima karşılaşırız. Aslında, günlük yaşamımız içinde sıkça kullandığımız biçimi ise, “Kusura bakma”dır. Bu, negatif bir anlam içeriyor gibi görünse de, ilişkilerde kişiye özel bir alan açar.

James Baldwin yalnızca başarılı bir romancı değil, aynı zamanda bir deneme yazarı ve gözüpek bir insan hakları savunucusuydu. Lithub, Baldwin’in doğumunun 94. yılında, 2 Ağustos günü,  çeşitli yazı ve söyleşilerinden oluşturulmuş getirilmiş bir alıntı derlemesi paylaştı.

İzleyici koltuğunun edilgenliğinden çıkıp sinemayla farklı düzlemlerde ilişki kurmak, yeri geldiğinde yönetmenin zihninde bir filmin nasıl tasarlandığının kapılarını aralamak isteyenler için Türkçede hatırı sayılır bir külliyat oluşmaya başladı.

Nazilerin 1933 yılından itibaren toplu kitap yakma eylemlerine hız verdiği, 1945 yılına dek de bu tarihe geçecek utanç verici pratiği sürdürdüğü biliniyor. Naziler tarafından yakılan tüm kitapların bir listesini hazırlamak imkansız olsa da, 4 bin farklı yapıtın kopyalarının yakıldığı tahmin ediliyor.

Ayşe Acar, ikinci kitabı Yeşil Adam’ın henüz yayımlandığı “Yüzyıl” serisinde, üç bölgeye ayrılmış bir dünyada geçen felsefi bir bilimkurgu öyküsü anlatıyor.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.