Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Virginia Woolf’un unutulmaz güneş tutulması tasviri




Toplam oy: 42

Tam güneş tutulmasına şahit olmak bir kişinin ömründe sayılı kez gerçekleşebilecek bir durum. Virginia Woolf o günlerden birini, 29 Haziran 1927’de, bir tren yolculuğu sırasında İngiltere'nin güneybatısında yaşadı. Deniz Feneri’nin yayımlanmasının üzerinden henüz yedi hafta kadar geçmişti, bir trenin kompartımanında purosunu içiyordu.

 

O gün yanında kocası Leonard, çok sevdiği yeğenleri ve can dostu Vita Sackville-West de oturuyordu. Woolf, orada gördüğü manzarayı, öylesine canlı biçimde ve keskin ayrıntılarla bezeli olarak aktardı ki, yazdıkları bugün bile, güneş tutulmasına dair kaleme alınmış en önemli metinlerden biri olma niteliğini taşıyor.

 

1878 güneş tutulması, Étienne Léopold Trouvelot'nun astronomik çizimlerinden

 

Woolf’un 27 sene boyunca tuttuğu kişisel notlarından eşi Leonard Woolf tarafından derlenen A Writer's Diary adlı kitap, Woolf’un en önemsiz gözüken detayları bile kozmik ölçekte büyütebilen benzersiz yeteneğinden kesitler sunuyor.



Kitapta yer alan güneş tutulması tasvirinden bir bölümü çevirdik:

 

“Dakikalar geçiyordu, henüz ortada bir şey yoktu. Bir an için kandırıldığımızı düşündük. Koyunlara doğru baktık; onlarda endişeden eser yoktu. Sürünün içinde her biri nizamı bir şekilde sıralanmıştı, uzunca bir kuyruk oluşturmuşlardı ve mağrur gözüküyorlardı. Bir an kadim insanlar gibi olduğumuzu düşündüm, dünyanın doğuşuna şahit oluyor gibiydik, Stonehenge’in etrafında duran Kelt rahipleriydik sanki. Arkamızda, bulutların arasında geniş mavilikler vardı. Renkleri kaybolmaya başlamıştı ama halen mavilerdi. Bulutların rengi solmaya yüz tuttu, kırmızımsı bir karaltı belirdi. Aşağıda, vadinin orada, kırmızı ve siyahın olağanüstü bir çarpışması vardı. (...)

 

24 saniye geçti. Sonra bir anlığına yeniden mavi bir renk gördük ve hızlı, çok hızlı bir biçimde tüm renkler solup gitti. Her şey, şiddetli bir fırtınanın başındaymışçasına kararmaya, daha da çok kararmaya başladı. Işık alçaldıkça alçaldı. İşte bu gölge, deyip durduk kendi kendimize. Her şey bitti diye düşündük, ışık gittiğinde ortaya çıkan gölge işte böyle bir şey. Hepimiz yitip gitmiş gibiydik, kaybolmuştuk. Son gelmişti. Renk yitmişti. Yeryüzü ölmüştü. (...)

 

Yeryüzünün öldüğünü görmüştük. Bu, doğanın kudreti dahilindeydi.”

 

 

AB

 


 

 

Kaynak: Brainpickings

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Bir yazarın bilinmezlikle örtülü olması, geriye tek bir eser bırakması onu anmak için herhangi bir sebebimiz olmadığı anlamına geliyor mu?

 

J.D. Salinger’ın 100. Doğum Günü

 

İsveç Akademisi tarafından 1901 yılından başlayarak verilen Nobel Edebiyat Ödülü’nün, bu yıl akademinin içerisinde ortaya çıkan taciz, görevi kötüye kullanma iddiaları ve son yıllarda sürekli hale gelen sızıntılar sebep gösterilerek verilmeyeceği açıklandı.

Sonbahar her nedense pek çok açıdan yeni başlangıçların mevsimi oluyor. Belki de okul çağından kalan bir alışkanlıkla, eylül ayı, hayatımızdaki çarkların yeniden dönmeye başlaması anlamına geliyor. Uzun ya da kısa bir yaz tatilin sonunda, belki yeni kurumlarda belki eski kurumlarda eğitim, iş yeniden yoğunlaşıyor.

Sevim Burak, kendi tabiriyle, “cambaz” bir yazar; hakikate ulaşmak için bir adımı boşlukta, bir adımı ipin üzerinde dengeyi bulmaya çalışan… Yazdıkları aracılığıyla başkasının benliğine girmeyi, görünümleri tersyüz etmeyi, gerçekleri değiştirmeyi, gerçekleri değiştirmekle yetinmeyip gerçeğin yerine geçmeyi isteyen bir cambaz… Bunu da yaşamını ve düşünce dünyasını üzerine inşa ettiği sezgileriyl

Düşünüyorum, ama var olmak yetmiyor. Bakıyorum, görüp görmediğimi bilmiyorum. Sanıyorum, anlayıp anlamadığımdan emin değilim. Derin bir şüphe, her türlü görsel deneyimle birleşip yeni bir insan olma yolunda rotamızı belirliyor.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.