Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Yazarlar ve en sevdikleri daktiloları




Toplam oy: 44

Daktilolar, ilham veren bir yazı aleti olma özelliklerini yitirdiler sanki son yıllarda. Daktilo ve plak gibi nesneler, hispter’lıkla, nostalji ya da retro düşkünlüğüyle bir tutulmaya başlandı; ilham için basit bir kalemin yeterli olduğu görüşü giderek daha çok hakimiyet kazandı. Kaleme silgiye ulaşmak basit, onları yanımızda taşımak zahmetsiz; üstelik ses de çıkarmıyorlar... Sade olan kazanır elbette!

 

Yine de unutmamak lazım ki, her yazarın kendine has bir yazma pratiği var. Kendini kaptırarak yazmak, ilhamla, coşkuyla kelimeleri ardı ardına dizmek için çoğu yazarın kendine has bir rutini var. Bu rutinler bir kez yerleşti mi, onları kırmak da hayli zor!

 

 

Daktilolar da, her harfi önemsemenizi sağlayan sesleri ve yazma deneyimini farklılaştıran yapıları itibariyle retro akımına kurban edilmeyecek kadar önemli araçlar. Bookstr, 22 Haziran’da kutlanan Daktilo Günü (!) vesilesiyle ünlü yazarların daktiloları ile kurdukları ilişkiyi hatırlattı bize.

 

 

Agatha Christie

 

 

Christie, edebiyat dünyasındaki çıkışını ablasının Empire marka daktilosunda yazdığı metinlerle yapmıştı, ancak onun gözde daktilo markası Remington'dı. Kader ağlarını ördü, Christie el bileğini kırdı ve bir daha da daktilo kullanamadı.

 

 

 

Ernest Hemingway

 

 

Hemingway yazarlık hayatı boyunca çok farklı model ve markada daktiloları denedi. Aralarında en sevdiği marka ise Royal Quiet Deluxe’tü.

 

 

 

Mark Twain

 

 

Mark Twain ilk daktilosuna 1874 yılında sahip olmuştu. Tom Sawyer’ın ilk taslağını daktiloyla yazdığı söylenir.

 

 

 

Maya Angelou

 

 

Angelou, şiirlerini Adler marka elektronik daktilosunda yazıyordu. Yıllarca kullandığı daktilosu ölümünün ardından bir müzayedede 5 bin dolara satıldı.

 

 

 

Tennessee Williams

 


Williams, burada saymakla bitmeyecek kadar çok metne imza atarken, Remington’dan Smith-Corona’ya çok çeşitli markalara sahip daktilolar kullandı.

 

 

Truman Capote

 

 

Capote, yazma pratiğini şöyle anlatıyor: "Başlangıçta daktilo kullanmıyorum. Öncelikle kalem kağıt kullanarak yazıyor, daha sonra tekrar kalemle tüm düzeltmelerimi yapıyorum. Üçüncü müsveddeyi özel bir sarı kağıt kullanarak, daktilomda yazıyorum. Bunu yapmak için yatağımdan çıkmıyorum bile. Makineyi dizlerimin üzerinde hizada tutabiliyorum ve dakikada 100 kelime yazabiliyorum."

 

 

AB

 

 

 


 

 

 

Görsel: Unsplash

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

“Yatağımda uzanırken dağ tırmanışıyla ilgili bir kitap okumak hoşuma gidiyor” diye yazıyor Jeanette Winterson. Nan Shephard’ın The Living Mountain (Yaşayan Dağ) adlı biyografik-coğrafi keşif kitabından söz ediyor.

 

Ülkemizde ideolojik, tek yanlı, ticari bir çeviri ortamının varlığını söylemek mümkün. Örneğin bu çeviri anlayışı nedeniyle Balkan, Türki Cumhuriyetler, Afrika, Arap, Uzak Doğu edebiyatından Türkçeye çok az kitap çevrildiğini görüyoruz. Kültürel, tarihsel yakınlığımız olan ulusların, toplulukların edebiyatını bilmiyoruz.

Patricia Higsmith’i nasıl bilirsiniz? Gerilim/cinayet/ polisiye romanlarının kraliçesi gibi basmakalıp laflarla da adını anıp geçebiliriz elbette. Oysa bu türlerin edebiyat dünyasında bugünkü konumunu kazanmasında öncü isimlerden biri o.

Güney Amerika ülkelerinin meşhur edebiyat ortamlarında ateşli tartışma konuları vardır; “Marquez mi büyüktür yoksa Asturias mı?”

 

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.