Yönetmenlerin zihnine açılan kitaplar | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Yönetmenlerin zihnine açılan kitaplar




Toplam oy: 68

Metis Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılan Nuri Bilge Ceylan Sineması: Türkiyeli Bir Sinemacının Küresel Hayal Gücü adlı kitabın edebiyat ile sinema arasında mekik dokuyanlara hatırlattığı bir şey var. Filmlerini kendi hayat bakışıyla mayalamasını bilen, her bir kamera hareketini kendi kaleminden çıkan bir söz gibi kullanan yaratıcı bir yönetmenin sinemasına bakmak ile bir yazarın külliyatına dalmak pek çok açıdan benzerlik taşıyor.


Nuri Bilge Ceylan, yeni filmi Ahlat Ağacı'yla bir kez daha bağımsız sinemanın en prestijli ödülü için Cannes Film Festivali’nde yarıştı Altın Palmiye için yarıştı. Ceylan Cannes'da daha önce Kış Uykusu’yla Altın Palmiye’yi, Uzak ve Bir Zamanlar Anadolu’da ile de Büyük Jüri Ödülü’nü kazanmıştı.


Yaratıcı yönetmen sinemasının nasıl bir perspektifle değerlendirilmesi gerektiğine ışık tutan Nuri Bilge Ceylan Sineması kitabı çıkmışken, Türkçede yayımlanan "yönetmen kitapları"ndan bir seçki hazırladık.

 

 

 

 

1. Mühürlenmiş Zaman – Andrey Tarkovski

 

 


2. Haneke Haneke’yi Anlatıyor

 

 

 

3. Büyülü Fener – Ingmar Bergman

 



4. Hayatımın Filmleri – François Truffaut

 

 

 

5. Abbas Kiyarüstemi ile Sinema Dersleri

 

 

 


6. Godard Godard’ı Anlatıyor

 

 



7. Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney

 

 

 



8. Hitchcock Sineması

 


 


9. Kurbağa Yağı Satıcısı - Akira Kurosawa

 

 



10. İçsel Hayatların Sinemacısı - Krzysztof Kieslowski

 


 



11. Sinematograf Üzerine Notlar - Robert Bresson

 

 

 

 

12. Sınırsız Arzu - Pedro Almodovar

 

 


 


13. Bir Charlie Chaplin Kitabı - Charlie Chaplin

 

 




14. Benim Adım Kes – Ken Loach Söyleşileri

 

 



15. Sinema İçin Doğmuşum – Federico Fellini


 

 

 

16. Bir Luis Bunuel Kitabı

 

 




17. Sinemamızda Bir 'Auteur' Ömer Kavur

 

 



18. Reha Erdem Sineması – Aşk ve İsyan

 

 

 

 


19. Bir Tim Burton Kitabı

 

 



20. David Lynch

 

 

 


 

21. Theo Angelopoulos

 

 

 

 

 

22. Sinema İçin Bunca Acıya Değer mi? - Ahmet Uluçay

 

 

 

 

AB

 


 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kusur: Türkçede herhangi bir konuda yaptığımız yanlışı anlatan ya da hatamızı belirten bir kelime. Toplumsal yaşayışımızda ve bireysel ilişkilerimizde de bu sözcükle daima karşılaşırız. Aslında, günlük yaşamımız içinde sıkça kullandığımız biçimi ise, “Kusura bakma”dır. Bu, negatif bir anlam içeriyor gibi görünse de, ilişkilerde kişiye özel bir alan açar.

James Baldwin yalnızca başarılı bir romancı değil, aynı zamanda bir deneme yazarı ve gözüpek bir insan hakları savunucusuydu. Lithub, Baldwin’in doğumunun 94. yılında, 2 Ağustos günü,  çeşitli yazı ve söyleşilerinden oluşturulmuş getirilmiş bir alıntı derlemesi paylaştı.

İzleyici koltuğunun edilgenliğinden çıkıp sinemayla farklı düzlemlerde ilişki kurmak, yeri geldiğinde yönetmenin zihninde bir filmin nasıl tasarlandığının kapılarını aralamak isteyenler için Türkçede hatırı sayılır bir külliyat oluşmaya başladı.

Nazilerin 1933 yılından itibaren toplu kitap yakma eylemlerine hız verdiği, 1945 yılına dek de bu tarihe geçecek utanç verici pratiği sürdürdüğü biliniyor. Naziler tarafından yakılan tüm kitapların bir listesini hazırlamak imkansız olsa da, 4 bin farklı yapıtın kopyalarının yakıldığı tahmin ediliyor.

Ayşe Acar, ikinci kitabı Yeşil Adam’ın henüz yayımlandığı “Yüzyıl” serisinde, üç bölgeye ayrılmış bir dünyada geçen felsefi bir bilimkurgu öyküsü anlatıyor.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.