Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

A-7713'ün romanı



Toplam oy: 657
Elie Wiesel // Çeviri : Renan Akman
Helikopter
Sürgün Çağı için bir arayış romanı diyebiliriz; ana kahraman çocukken barışı, büyüdüğünde ise iyi bir yazar olmanın yollarını arıyor.

Elie Wiesel, Romanya doğumlu, soykırım mağduru Yahudi bir yazar. Annesi ile kardeşinin büyük ihtimalle yaşamlarını yitirdikleri Auschwitz Toplama Kampı kabusunu bizzat yaşamış. Sol koluna yapılan ve onu kimliksizleştiren dövmeyle A-7713 numaralı esire dönüşmüş. Babasını başka bir toplama kampında kaybetmiş, savaştan sonra bir Fransız yetimhanesine yerleştirilmiş. Felsefe eğitimi almış, gazetecilik yapmaya başlamış. 1958’de François Mauriac ile tanışana kadar savaş sırasında yaşadıkları hakkında yazmayı reddetmiş. Mauriac onu yazmaya ikna edince, Wiesel’i Nobel Barış .dülü’ne kadar götürecek uzun yol açılmış. Elbette bir yazarın yaşam öyküsü ve kurmaca metni arasında bağ kurmaya çalışmak, bu bağı bulmak için haddinden fazla çaba harcamak çoğu zaman doğru değil. Lakin Wiesel’in edebiyatı, yaşam öyküsüne sıkı sıkıya bağlı. Bu yüzden “edebiyatını” tanımadan önce, “onu” tanımakta fayda var, diyebiliriz.

 

Yakın bir zaman önce Türkçede yayımlanan Sürgünler Çağı romanının başkahramanı Gamaliel, Macar faşistlerin elinden kurtarılmaya çalışılan Yahudi bir çocuk. Ruhen ve fiziken soykırım coğrafyasının tam ortasında ve bu coğrafyada ebeveynlerinden uzakta yaşamak zorunda. Babasından nasıl ayrıldığını bilsek de, bu sahnenin “hüznü” romanda canlandırılmıyor. Fakat giriş b.lümünde uzun uzadıya anlatılan, kü.ük kahramanımızın annesi tarafından İlonka’da bırakılmaya çalışıldığı sahneler, 20. yüzyıl edebiyatının savaş, göç ve soykırım temaları üzerinden yaratmaya çalıştığı katharsisin başarılı bir örneği.



 

Yazar, “roman zamanı” ile sıklıkla oynuyor. Bu sayede Gamaliel’in çocukluğuna şahit olduğumuz gibi, 50’li yaşlarını da görüyoruz; ki o yaşlarda göç etmek zorunda kaldığı ABD’de “Gizli Kitap” adını verdiği kitabını yazmakla meşgul. Aynı zamanda para kazanmak için yeteneksiz yazarlara “gölge yazarlık” da yapıyor. Romanın bu bölümünde kahramanının ağzından Wiesel’in söylediği sözler, “yazma” düşüncesi üzerine yeni yollar da öneriyor sanki. Bir yazar metnine nasıl yaklaşmalıdır? Anlatacaklarını çok sayıda okura ulaştırmaya mı çalışmalıdır, yoksa metnine mi yoğunlaşmalıdır?

 

Çocukluktan 50’li yaşlara, tüm bu geniş zaman içinde Gamaliel’in, haliyle romanın, değişmeyen tek teması arayış. Çocukken barışı, büyüdüğünde annesi, babası ve bakıcı İlonka’yı, yetişkinliğinde ise iyi bir yazar olmanın yollarını arıyor o.

 


 

* Görsel: Onur Atay

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

1970’lerde Tutunamayanlar yayımlandığında edebiyat kamuoyunda derin bir sessizlikle karşılanmıştı. Bunun nedenleri epeyce tartışıldı ancak şurasını hatırlatmakta fayda var: Kalbi bu dünya için fazla hassas olanların sayıca artıp toplumda daha görünür olduğu dönemler ile Oğuz Atay’ın kitabının tanınıp bilinirliği arasında doğrudan bir ilişki var.

Silvan Alpoğuz: Postmodern ve politik

 

Bolaño, Şili’nin başkenti Santiago’da dünyaya gelmiş. Çocukluk yılları çeşitli kentler, birbirine karışmış kültürlerin içinde geçmiş. Gençlik yıllarının başında Meksika’ya göçmesi onun edebiyat serüveni için bir kırılma noktası olmuş. Meksika’daki entelektüel ortamlarda Latin Amerika Edebiyatı’nı sulayan birçok yerli akımı araştırma imkânı bulurken, şiir eskizlerine bu yıllarında başlamış.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Kadın kahramanlar içinde bazıları var ki, yıllar önce okumuş olmama rağmen halen onların hayatlarını merak ederim. Her okuyuşta farklı bir keşif, yeni bir detay, daha önce hiç fark etmediğim bir ayrıntı dikkatimi çeker ve buna şaşırır dururum. Eskiden okuduğum bir romana dönmek, eski bir arkadaşıma merhaba demeye benzer.