Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

DündenYarına // Tanıdık olmayan duyguların kitabı



Toplam oy: 165
Suat Derviş
İthaki Yayınları
Suat Derviş, Türkçenin uzun yıllar ihmal edilmiş, eserleri gün yüzüne çıkarılmamış yazarlarından.

Suat Derviş, seçkin sınıfın ev içi hayatlarından toplumun yoksul tabakalarına kadar farklı grupları eserlerine yerleştirmiş bir yazar. Korku, gotik, aşk, toplumcu gerçekçi roman, hikaye gibi farklı temalarda ve türlerde eserler vermesinin yanı sıra uzun yıllar gazetecilik de yapmış, Nâzım Hikmet'in teşvikleriyle yazı dünyasına adım atmış bir yazarımız. Politik kimliği sebebiyle zaman zaman Almanya'ya gitmek durumunda kalan, Hitler Almanya'sı döneminde muhalif yayın organlarına makaleler yazan, Almanca ve Fransızcada eserleri basılan, hayatı boyunca yazmış, yaşamını da bu yoldan kazanmış bir kadın.



Suat Derviş, Türkçenin uzun yıllar ihmal edilmiş, eserleri gün yüzüne çıkarılmamış yazarlarından. İthaki Yayınları ise, bir süredir, yazarın tüm eserlerini yayımlıyor; gerek kadın tarihi gerekse edebiyat tarihi araştırmaları açısından, hiç kuşkusuz, önemli bir girişim... Ahmed Ferdi - Bir Kış Gecesi isimli kitabı da geçtiğimiz günlerde yayımlandı. (İthaki’deki bütün yapıtlarının dokuzuncu kitabı olarak.) İlk olarak 1920’de yayımlanan bu kitap, Latin harfleriyle ilk defa basıldı. Toplamda 13 hikayeden oluşuyor. Kısa kısa bakacak olursak: Kitabın ilk hikayesi "Ahmed Ferdi"de, küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Ahmed Ferdi'nin yurt dışında geçen hayatı, orada heykel ve resimle uğraşması; "Bir Yaz Gecesi"nde Fatma'nın sevdiği ama evlenmediği Edip'e olan aşkının itirafı; "İtiyat"ta kocası öldükten sonra beklenenin aksine yakışıklı biri yerine çirkin sayılabilecek bir adamla evlenen güzel bir kadının sözleri; "Hortlak"ta Osman Dayı'nın mezarda birlikte çalıştığı İbrahim'in ölmesi ve ardından gelişen ilginç olaylar anlatılırken; "Bir Resmin Karşısında" adlı hikayede de bir baba, oğluna salonlarında asılı duran kadın resminin sırrını açıklıyor. "Başucunda" isimli hikayede ise İhsan, ölmek üzere olan Zeliha'nın başında beklerken aklından geçenleri anlatırken; "Leyla", "İlk Vicdan Azabı" ve "Bir Talak" hikayelerinde de kadın erkek ilişkileri üzerine yoğunlaşan hikayeler olarak ön plana çıkıyorlar.

 


Kadın erkek ilişkileri ve aşk üzerinde odaklanan hikayelerin daha yoğun olduğu bu kitapta Suat Derviş, bizi gözü yaşlı kadın ve erkeklerle karşılaştırmaz. Biten aşklar, aslında mümkün olmayan ilişkiler ve çok etkili gibi görünenlerin, aşkta ve hayatta o kadar da ciddi alınamayabileceğini gösterir. "Ahmed Ferdi" ve "Bir Kış Gecesi" hikayelerinde ise özellikle başka tondan seslenen bir yazar karşımıza çıkıyor. Heykel sanatına tutkuyla bağlı Ahmed Ferdi'nin dünyayı izlenecek ve hayran olunacak bir yer olarak görmesi, bunu yaparken aşkın yanından bile geçmemesi onu Türkçenin ilginç kahramanlarından biri haline getiriyor. "Bir Kış Gecesi"nde ise 1001 Gündüz Hikâyeleri ve Emin Nihat'ın Müsameretname'sinden gelen bir teknikle aynı sofranın başında birbirlerine korku hikayeleri anlatan bireyler vardır. Sadece mektuplardan oluşan "Deli"de ise Suat Derviş'in Buhran Gecesi, Ne Bir Ses Ne Bir Nefes, Fatma'nın Günahı ve 16 yaşındayken yazdığı Kara Kitap'takine benzer bir korku ve gotik atmosferiyle karşılaşmak mümkündür.


Suat Derviş'in ilk dönem edebiyatının yapı taşlarından biri olan bu kitap, 1920'de yayımlandığında sadece Ahmed Ferdi adıyla yayımlanmış. Kitabın elimizdeki son baskısında, eserde yer alan bir diğer uzun hikaye olan "Bir Kış Gecesi" de eklenerek Ahmed Ferdi - Bir Kış Gecesi adı tercih edilmiş. Ancak bu tercihin sebebine dair kitapta herhangi bir açıklama yer almıyor. Derviş'in daha önce basılan Kara Kitap adlı eseri de Ne Bir Ses Ne Bir Nefes, Buhran Gecesi, Fatma'nın Günahı ve Kara Kitap'ın gotik türünde birleşmeleri sebebiyle birlikte basılmıştı ve bu, kitabın önsözünde belirtilmişti. Kitapların ilk yayımlandıkları halleriyle basılmaları, isimlerinin değiştirilmemesi, eserler yeni harflerle yayımlanırken de eski hallerinin korunması önemli. Eserin tarihselleştirilmesi ve yazarın edebi dünyasını aydınlatmak açısından bunlar araştırmacılara kolaylık sağlayan unsurlar.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Dünyanın hemen her diline çevrilen -67’si roman, 17’si hikaye kitabı, 21’i tiyatro oyunu olmak üzere- yüzden fazla eseriyle Agatha Christie, polisiye tarihinin -hiç kuşku yok- en tanınan ve muhtemelen de en çok okunan yazarı.

Bir bilinmez yazar ve çoksatar bir kitap… 83¼ Yaşındaki Hendrik Groen’un Gizli Güncesi’nden bahsediyorum. Gulliver’in Seyahatleri’nin yazarı Jonathan Swift’in, “Herkes uzun yaşamak istiyor, ama kimse yaşlanmak istemiyor,” sözü, yaşadığımız çağın ruhunu bu kadar iyi yansıtırken, 83 yaşındaki bir ihtiyarın güncesine gösterilen bu ilgiyi neye bağlamak lazım?

Hayali arkadaşlarınız olabilir. Onlarla tartışmaya da girebilirsiniz. Peki ya o hayali arkadaşlarınız dünya üzerinde şimdiye kadar kimsenin cevabını bulamadığı şeylerden bahsediyorsa ve siz daha on iki yaşındaysanız?

Doğrulara ilişkin söylenen ve yazılanlar er ya da geç seslerini duyuracak bir çatlak bulup insanlara yayılma fırsatı yakalar. Kimi zaman Sokrates’in yaptığı gibi sözle, diyalogla aktarılan sorgulayıcı düşünce yöntemi kimi zamansa kağıda dökülür, kitap olur.

“O gün Cosima edebiyat öğretmeninin on dersinde öğrendiğinden çok daha fazla şey öğrendi. Meşenin dişli yaprağını pırnalın mızraksı yaprağından, sığırkuyruğunun kokulu çiçeğini tarla sarmaşığının çiçeğinden ayırt etmeyi öğrendi.” Hayatı böyle öğrenir Cosima; birinin ona bir çiçeği tarif ederek öğretmesindense, o çiçeğe dokunarak öğrenmeyi tercih eder.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.