Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

DündenYarına // Tanıdık olmayan duyguların kitabı



Toplam oy: 26
Suat Derviş
İthaki Yayınları
Suat Derviş, Türkçenin uzun yıllar ihmal edilmiş, eserleri gün yüzüne çıkarılmamış yazarlarından.

Suat Derviş, seçkin sınıfın ev içi hayatlarından toplumun yoksul tabakalarına kadar farklı grupları eserlerine yerleştirmiş bir yazar. Korku, gotik, aşk, toplumcu gerçekçi roman, hikaye gibi farklı temalarda ve türlerde eserler vermesinin yanı sıra uzun yıllar gazetecilik de yapmış, Nâzım Hikmet'in teşvikleriyle yazı dünyasına adım atmış bir yazarımız. Politik kimliği sebebiyle zaman zaman Almanya'ya gitmek durumunda kalan, Hitler Almanya'sı döneminde muhalif yayın organlarına makaleler yazan, Almanca ve Fransızcada eserleri basılan, hayatı boyunca yazmış, yaşamını da bu yoldan kazanmış bir kadın.



Suat Derviş, Türkçenin uzun yıllar ihmal edilmiş, eserleri gün yüzüne çıkarılmamış yazarlarından. İthaki Yayınları ise, bir süredir, yazarın tüm eserlerini yayımlıyor; gerek kadın tarihi gerekse edebiyat tarihi araştırmaları açısından, hiç kuşkusuz, önemli bir girişim... Ahmed Ferdi - Bir Kış Gecesi isimli kitabı da geçtiğimiz günlerde yayımlandı. (İthaki’deki bütün yapıtlarının dokuzuncu kitabı olarak.) İlk olarak 1920’de yayımlanan bu kitap, Latin harfleriyle ilk defa basıldı. Toplamda 13 hikayeden oluşuyor. Kısa kısa bakacak olursak: Kitabın ilk hikayesi "Ahmed Ferdi"de, küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Ahmed Ferdi'nin yurt dışında geçen hayatı, orada heykel ve resimle uğraşması; "Bir Yaz Gecesi"nde Fatma'nın sevdiği ama evlenmediği Edip'e olan aşkının itirafı; "İtiyat"ta kocası öldükten sonra beklenenin aksine yakışıklı biri yerine çirkin sayılabilecek bir adamla evlenen güzel bir kadının sözleri; "Hortlak"ta Osman Dayı'nın mezarda birlikte çalıştığı İbrahim'in ölmesi ve ardından gelişen ilginç olaylar anlatılırken; "Bir Resmin Karşısında" adlı hikayede de bir baba, oğluna salonlarında asılı duran kadın resminin sırrını açıklıyor. "Başucunda" isimli hikayede ise İhsan, ölmek üzere olan Zeliha'nın başında beklerken aklından geçenleri anlatırken; "Leyla", "İlk Vicdan Azabı" ve "Bir Talak" hikayelerinde de kadın erkek ilişkileri üzerine yoğunlaşan hikayeler olarak ön plana çıkıyorlar.

 


Kadın erkek ilişkileri ve aşk üzerinde odaklanan hikayelerin daha yoğun olduğu bu kitapta Suat Derviş, bizi gözü yaşlı kadın ve erkeklerle karşılaştırmaz. Biten aşklar, aslında mümkün olmayan ilişkiler ve çok etkili gibi görünenlerin, aşkta ve hayatta o kadar da ciddi alınamayabileceğini gösterir. "Ahmed Ferdi" ve "Bir Kış Gecesi" hikayelerinde ise özellikle başka tondan seslenen bir yazar karşımıza çıkıyor. Heykel sanatına tutkuyla bağlı Ahmed Ferdi'nin dünyayı izlenecek ve hayran olunacak bir yer olarak görmesi, bunu yaparken aşkın yanından bile geçmemesi onu Türkçenin ilginç kahramanlarından biri haline getiriyor. "Bir Kış Gecesi"nde ise 1001 Gündüz Hikâyeleri ve Emin Nihat'ın Müsameretname'sinden gelen bir teknikle aynı sofranın başında birbirlerine korku hikayeleri anlatan bireyler vardır. Sadece mektuplardan oluşan "Deli"de ise Suat Derviş'in Buhran Gecesi, Ne Bir Ses Ne Bir Nefes, Fatma'nın Günahı ve 16 yaşındayken yazdığı Kara Kitap'takine benzer bir korku ve gotik atmosferiyle karşılaşmak mümkündür.


Suat Derviş'in ilk dönem edebiyatının yapı taşlarından biri olan bu kitap, 1920'de yayımlandığında sadece Ahmed Ferdi adıyla yayımlanmış. Kitabın elimizdeki son baskısında, eserde yer alan bir diğer uzun hikaye olan "Bir Kış Gecesi" de eklenerek Ahmed Ferdi - Bir Kış Gecesi adı tercih edilmiş. Ancak bu tercihin sebebine dair kitapta herhangi bir açıklama yer almıyor. Derviş'in daha önce basılan Kara Kitap adlı eseri de Ne Bir Ses Ne Bir Nefes, Buhran Gecesi, Fatma'nın Günahı ve Kara Kitap'ın gotik türünde birleşmeleri sebebiyle birlikte basılmıştı ve bu, kitabın önsözünde belirtilmişti. Kitapların ilk yayımlandıkları halleriyle basılmaları, isimlerinin değiştirilmemesi, eserler yeni harflerle yayımlanırken de eski hallerinin korunması önemli. Eserin tarihselleştirilmesi ve yazarın edebi dünyasını aydınlatmak açısından bunlar araştırmacılara kolaylık sağlayan unsurlar.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Hasta ve geri döndürülemez biçimde sakatlanmış çocuklarla dolu bir hastanenin koridorlarında dolaşırken, Scott Stambach’in beni oraya nasıl sürüklediğini merak etmekten kendimi alamadım. Belki özel ihtiyaçları olan çocuklara öğretmenlik yapması, belki de Çernobil gibi bizi de çok yakından etkileyen bir konu seçmesi bu etkiyi yaratıyordu.

Üç Yaşam’ın orijinali yayımlandıktan kısa bir süre sonra, 1910’da, Chicago Record-Herald gazetesinde kitap hakkında şöyle bir yazı yer almış; "Stein, hayata dair parçaları değil, hayatı olduğu gibi ortaya koyuyor.’’ Kimilerine göre modern edebiyatın en önemli eserlerinden biri olan Üç Yaşam, başta Hemingway olmak üzere birçok yazarı etkilemiş, ilham kaynağı olmuş.

“Ardıç ağacı kutsal kabul edilmiş bir bitkidir, uzun ömürlüdür. Tohumu nice hastalığın tedavisinde ve yemeklere koku ve tat vermek amacıyla da kullanılır…” gibi bir sözlük tanımıyla açılıyor Selçuk Altun’un Ardıç Ağacının Altında başlıklı yeni romanı. Kapağında ise, arka planında bir ardıç ağacı bulunan,  Da Vinci imzalı bir portre olan Ginevra de’ Benci yer alıyor.

Kirliydi Kar’ın bıraktığı tat, “Çeviriyi 69 yıl beklediğimize değdi!” dedirtecek cinsten. Hemen söyleyelim, Georges Simenon’un ünlü karakteri Maigret’nin yer aldığı bir romanı değil elimizdeki; fakat bu durum onun kuşkuya, suça, adalete, yargıya ve yazgıya değinmediğini ya da daha az değindiğini kesinlikle düşündürmesin. Aksine tam da bu konuları işliyor Kirliydi Kar.

İçinde yaşadığınız dünyayı ve onun güncel gerçekliğini bir yandan deneyimlerken, aynı gerçekliği eşzamanlı olarak çağdaşınız bir yazarın gözünden okumak, okur ile eser arasında normalde olmayan bir ilişki kuruyor.

Söyleşi

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.