Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Dünyanın vicdanı



Toplam oy: 10
Eduardo Galeano // Çev. Süleyman Doğru
Sel Yayıncılık
Galeano, bize kalbimizin sesini duyabileceğimiz hikayeler anlattı.

Çok sevdiğiniz insanlar hakkında konuşması zordur. Sevginiz öyle bir taşar ki, kalbinizden yükselen heyecan dalgası nefesinizi keser. Kelimeler dilinizden dökülemez, dışarıdan bakana anlamsız gelecek birtakım jest ve mimiklere dönüşür. En azından benim için böyledir bu. Çok sevdiğiniz bu insan bir yazar ve siz de onun hakkında bir yazı kaleme alacaksanız durum pek fena.

 

Eduardo Galeano'nun dünya üzerindeki günleri 2015 senesinde sona erdi. Vefatından önce bitirdiği ve yayıma hazırlanan dosyası Hikâye Avcısı, yakın bir zaman önce Türkçede de yayımlandı. Galeano külliyatına eklendi. Kitabın ismi tastamam Galeano'yu temsil ediyor. Nitekim, Galeano ömrünü bir hikaye avcısı olarak sürdürdü; sokaklardan, kafelerden, gazetelerden, dünya tarihinin anlatılmayan kesimlerinden hikayeler, anekdotlar derledi. Kitabın ortasında bir yerlerde, şehrin eski kafelerinin onun için bir üniversite olduğunu söyledikten sonra, “bildiklerimi bana isimsiz öykü anlatıcıları öğretti,” dedi. Böylelikle de en çarpıcı, en dramatik hikayelerin kurgu değil hayatın ta kendisinden devşirildiğini bizlere öğretti.

 

 

 

Galeano süslü cümleler kurmadı, albenili kurgular üretip şaşırtıcı sonlu hikayeler yazmadı. Gazeteciliğin getirdiği kelime ekonomisiyle olanı kristalize etmeyi, meramını en basit ama çarpıcı cümlelerle ifade etmeyi tercih etti. Bu nedenle de kaleme aldığı metinler kıpkısa olsa da bir solukta okunacak değil, uzun uzun düşünüp sindirilmeyi bekleyecek bir etki yarattı. Bir öykü okuma etkinliğinde, "böylesine basit yazmak ne kadar zor olmalı," diyen bir beyefendinin yorumunun, muhatap olduğu en bilge edebi eleştiri olduğunu söyleyecekti. Onun bu tercihi sayesinde az sözcükle çok şey söylemek sanatını tatbik edebileceğimiz bir mirasın sahibi olduk.

 

 

Daha çocukken...

 

John Berger, Galeano için "dünyanın vicdanı" diyordu. Yalnız Latin Amerika'nın değil, dünyanın tüm ezilmiş ve aşağılanmışlarının, sömürülenlerin, hakkı yenenlerin ve unutturulanların yanında olarak bizlere vicdan dersi verdi; kitapları yerkürede dolaşmaya devam ettikçe de dersleri sürecek. Elimizdeki eserin son bölümü olan "Kılavuz," Galeano'nun kendine ve poetikasına dair metinlerden oluşuyor. Oradaki şu anekdot, Galeano'nun dünyanın vicdanı olmaya daha çocukken başladığını gösteriyor: "Okulda öğretmenimiz bize, İspanyol fatih Balboa'nın Panama'daki bir zirveye çıkıp bir tarafta Pasifik Okyanusu'nu diğer taraftaysa Atlantik Okyanusu'nu gördüğünü öğretti. Kadın öğretmenimiz bize onun iki denizi aynı anda gören ilk insan olduğunu söyledi. Ben elimi kaldırdım: 'Senyorita, senyorita.' Ve sordum: 'Yerliler kör müydü?' Okuldan ilk kovuluşum bu oldu."

 

Hülasa, Galeano bize kalbimizin sesini duyabileceğimiz hikayeler anlattı.

 

 

 


 

 

 

 

Görsel: Aslı Yazar

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Hasta ve geri döndürülemez biçimde sakatlanmış çocuklarla dolu bir hastanenin koridorlarında dolaşırken, Scott Stambach’in beni oraya nasıl sürüklediğini merak etmekten kendimi alamadım. Belki özel ihtiyaçları olan çocuklara öğretmenlik yapması, belki de Çernobil gibi bizi de çok yakından etkileyen bir konu seçmesi bu etkiyi yaratıyordu.

Üç Yaşam’ın orijinali yayımlandıktan kısa bir süre sonra, 1910’da, Chicago Record-Herald gazetesinde kitap hakkında şöyle bir yazı yer almış; "Stein, hayata dair parçaları değil, hayatı olduğu gibi ortaya koyuyor.’’ Kimilerine göre modern edebiyatın en önemli eserlerinden biri olan Üç Yaşam, başta Hemingway olmak üzere birçok yazarı etkilemiş, ilham kaynağı olmuş.

“Ardıç ağacı kutsal kabul edilmiş bir bitkidir, uzun ömürlüdür. Tohumu nice hastalığın tedavisinde ve yemeklere koku ve tat vermek amacıyla da kullanılır…” gibi bir sözlük tanımıyla açılıyor Selçuk Altun’un Ardıç Ağacının Altında başlıklı yeni romanı. Kapağında ise, arka planında bir ardıç ağacı bulunan,  Da Vinci imzalı bir portre olan Ginevra de’ Benci yer alıyor.

Kirliydi Kar’ın bıraktığı tat, “Çeviriyi 69 yıl beklediğimize değdi!” dedirtecek cinsten. Hemen söyleyelim, Georges Simenon’un ünlü karakteri Maigret’nin yer aldığı bir romanı değil elimizdeki; fakat bu durum onun kuşkuya, suça, adalete, yargıya ve yazgıya değinmediğini ya da daha az değindiğini kesinlikle düşündürmesin. Aksine tam da bu konuları işliyor Kirliydi Kar.

İçinde yaşadığınız dünyayı ve onun güncel gerçekliğini bir yandan deneyimlerken, aynı gerçekliği eşzamanlı olarak çağdaşınız bir yazarın gözünden okumak, okur ile eser arasında normalde olmayan bir ilişki kuruyor.

Söyleşi

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.