Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Dünyanın vicdanı



Toplam oy: 109
Eduardo Galeano // Çev. Süleyman Doğru
Sel Yayıncılık
Galeano, bize kalbimizin sesini duyabileceğimiz hikayeler anlattı.

Çok sevdiğiniz insanlar hakkında konuşması zordur. Sevginiz öyle bir taşar ki, kalbinizden yükselen heyecan dalgası nefesinizi keser. Kelimeler dilinizden dökülemez, dışarıdan bakana anlamsız gelecek birtakım jest ve mimiklere dönüşür. En azından benim için böyledir bu. Çok sevdiğiniz bu insan bir yazar ve siz de onun hakkında bir yazı kaleme alacaksanız durum pek fena.

 

Eduardo Galeano'nun dünya üzerindeki günleri 2015 senesinde sona erdi. Vefatından önce bitirdiği ve yayıma hazırlanan dosyası Hikâye Avcısı, yakın bir zaman önce Türkçede de yayımlandı. Galeano külliyatına eklendi. Kitabın ismi tastamam Galeano'yu temsil ediyor. Nitekim, Galeano ömrünü bir hikaye avcısı olarak sürdürdü; sokaklardan, kafelerden, gazetelerden, dünya tarihinin anlatılmayan kesimlerinden hikayeler, anekdotlar derledi. Kitabın ortasında bir yerlerde, şehrin eski kafelerinin onun için bir üniversite olduğunu söyledikten sonra, “bildiklerimi bana isimsiz öykü anlatıcıları öğretti,” dedi. Böylelikle de en çarpıcı, en dramatik hikayelerin kurgu değil hayatın ta kendisinden devşirildiğini bizlere öğretti.

 

 

 

Galeano süslü cümleler kurmadı, albenili kurgular üretip şaşırtıcı sonlu hikayeler yazmadı. Gazeteciliğin getirdiği kelime ekonomisiyle olanı kristalize etmeyi, meramını en basit ama çarpıcı cümlelerle ifade etmeyi tercih etti. Bu nedenle de kaleme aldığı metinler kıpkısa olsa da bir solukta okunacak değil, uzun uzun düşünüp sindirilmeyi bekleyecek bir etki yarattı. Bir öykü okuma etkinliğinde, "böylesine basit yazmak ne kadar zor olmalı," diyen bir beyefendinin yorumunun, muhatap olduğu en bilge edebi eleştiri olduğunu söyleyecekti. Onun bu tercihi sayesinde az sözcükle çok şey söylemek sanatını tatbik edebileceğimiz bir mirasın sahibi olduk.

 

 

Daha çocukken...

 

John Berger, Galeano için "dünyanın vicdanı" diyordu. Yalnız Latin Amerika'nın değil, dünyanın tüm ezilmiş ve aşağılanmışlarının, sömürülenlerin, hakkı yenenlerin ve unutturulanların yanında olarak bizlere vicdan dersi verdi; kitapları yerkürede dolaşmaya devam ettikçe de dersleri sürecek. Elimizdeki eserin son bölümü olan "Kılavuz," Galeano'nun kendine ve poetikasına dair metinlerden oluşuyor. Oradaki şu anekdot, Galeano'nun dünyanın vicdanı olmaya daha çocukken başladığını gösteriyor: "Okulda öğretmenimiz bize, İspanyol fatih Balboa'nın Panama'daki bir zirveye çıkıp bir tarafta Pasifik Okyanusu'nu diğer taraftaysa Atlantik Okyanusu'nu gördüğünü öğretti. Kadın öğretmenimiz bize onun iki denizi aynı anda gören ilk insan olduğunu söyledi. Ben elimi kaldırdım: 'Senyorita, senyorita.' Ve sordum: 'Yerliler kör müydü?' Okuldan ilk kovuluşum bu oldu."

 

Hülasa, Galeano bize kalbimizin sesini duyabileceğimiz hikayeler anlattı.

 

 

 


 

 

 

 

Görsel: Aslı Yazar

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Dünyanın hemen her diline çevrilen -67’si roman, 17’si hikaye kitabı, 21’i tiyatro oyunu olmak üzere- yüzden fazla eseriyle Agatha Christie, polisiye tarihinin -hiç kuşku yok- en tanınan ve muhtemelen de en çok okunan yazarı.

Bir bilinmez yazar ve çoksatar bir kitap… 83¼ Yaşındaki Hendrik Groen’un Gizli Güncesi’nden bahsediyorum. Gulliver’in Seyahatleri’nin yazarı Jonathan Swift’in, “Herkes uzun yaşamak istiyor, ama kimse yaşlanmak istemiyor,” sözü, yaşadığımız çağın ruhunu bu kadar iyi yansıtırken, 83 yaşındaki bir ihtiyarın güncesine gösterilen bu ilgiyi neye bağlamak lazım?

Hayali arkadaşlarınız olabilir. Onlarla tartışmaya da girebilirsiniz. Peki ya o hayali arkadaşlarınız dünya üzerinde şimdiye kadar kimsenin cevabını bulamadığı şeylerden bahsediyorsa ve siz daha on iki yaşındaysanız?

Doğrulara ilişkin söylenen ve yazılanlar er ya da geç seslerini duyuracak bir çatlak bulup insanlara yayılma fırsatı yakalar. Kimi zaman Sokrates’in yaptığı gibi sözle, diyalogla aktarılan sorgulayıcı düşünce yöntemi kimi zamansa kağıda dökülür, kitap olur.

“O gün Cosima edebiyat öğretmeninin on dersinde öğrendiğinden çok daha fazla şey öğrendi. Meşenin dişli yaprağını pırnalın mızraksı yaprağından, sığırkuyruğunun kokulu çiçeğini tarla sarmaşığının çiçeğinden ayırt etmeyi öğrendi.” Hayatı böyle öğrenir Cosima; birinin ona bir çiçeği tarif ederek öğretmesindense, o çiçeğe dokunarak öğrenmeyi tercih eder.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.