Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Hayat size yerleşirken



Toplam oy: 21
Tim Winton // Çev. Seda Çıngay Mellor
Yüz Kitap
Kitaptaki on yedi öykünün her biri, kahramanın hayatındaki bir “dönüş”ün, dönüm noktasının, kırılma, değişim ve karar anının hikayesi.

Yakın bir zaman önce yayımlanan Dönüş kitabı, Avustralya’nın en önemli yazarlarından kabul edilen Tim Winton’ın on yedi öyküsünden mürekkep. Winton, Angelus’un hem sakin hem de çalkantılı hayatının resmedildiği birbiriyle bağlantılı bu öykülerde tanıdık duyguların ve bildik yerlerin yakınlığına özlem duyan insanları, kardeşliği, evliliği, ihtiyatlı hayatları, ergen hamileliklerini, kısıtlanmış bir dünyayı, tuhaf aile kültürlerini, her fırsatta şehre kaçmak isteyen ama bir türlü gidemeyen insanları, curcunalı yazları, sıcak Noelleri, balina avı istasyonlarını, midye kumsallarını, karavan parklarını, klorlu havuz sularını, eski sevgilileri, ilk aşkları, geçinemeyen karı-kocaları, liman işçilerini, tropiklere göç eden kambur balinaları, güneş yanıklarını, çiftlikleri, bostanları, çamaşırhaneleri, siyahları ve beyazları, mevsimlik işçileri, kanguruları, sörf tahtalarını, kasaba dedikodularını, lüks konut sitelerini, göçmen mahallelerini, eninde sonunda terk edenleri, yapış yapış nemli rüzgarları, tuz kokusunu anlatıyor.

 

Kitaptaki on yedi öykünün her biri, kahramanın hayatındaki bir “dönüş”ün, dönüm noktasının, kırılma, değişim ve karar anının hikayesi. Üniversite mezuniyetinden sonra hayatın gidişatının belirlendiği an, basit bir kardeş kavgasının ölümle sonuçlanmasına sebep olabilecek ve yıllarca vicdan azabı çektirecek an, her gün kocasından şiddet gören kadının kurtulmaya karar verdiği an, yıllardır görüşülmeyen akrabalarla bir vesileyle buluşmaya karar verilen fakat son anda geç gelen bu sahte yakınlıktan vazgeçilen an, lekeli ve kusurlu olanın cazibesine kapılarak âşık olunan an… Her öyküde hastalıklı bir ilişki, alkol bağımlılığı, istismar, yalnızlık, kıskançlık gibi karanlık durum ve duygular anlatılsa da Tim Winton kitabın genelinde karamsarlıktan çok uzak, hatta zaman zaman neşeli bir atmosfer kurmuş.

 

 

 

Kitabın benzer temaya sahip öyküler toplamı olduğu düşünülmesin ama; Tim Winton’ın hüneri ve kitabın alametifarikası bambaşka. Bir karakterin başka bir öyküde yine karşımıza çıkıverdiği, aynı karakterin hayatının değişik dönemlerinin hikayesinin –farklı farklı anlatıcılar tarafından herhangi bir kronolojik sıraya bağlı kalınmadan– anlatıldığı öyküler bütün olarak ele alındığında, bir kasabada büyüyen bir kuşağın çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemlerine tekabül edebilecek bir zaman aralığını kapsıyor. Örneğin kitaptaki dokuz öyküde karşımıza çıkan Vic Lang, bazı öykülerde birinci tekil anlatıcı olarak kendi hikayesini anlatırken, başka öykülerde karısının, kimi zaman anne ve babasının, kimi zaman da üçüncü tekil anlatıcının sesinden Vic Lang’ın hikayesini okuyoruz. Bir öyküde okuduğumuz kısacık bir sahneyi başka bir öyküde bambaşka bir anlatıcıdan, bambaşka bir bakış açısından dinliyoruz. Bazen bu tekrarlar okurun dikkatinden kaçmayacak şekilde alenen kendini belli ediyor, zaman zaman da okurun kafasını karıştırabilecek bir muğlaklıkla belirip bir ihtimaller yumağına dönüşüyor. Dolayısıyla bu yönden bakıldığında, parçalı kurguyla örülmüş bir romana da yakın duran Dönüş, “çok hızlı değişen bir dünyada doğup büyüdüğü yere, zamana ve insanlara tutulup kalmış okurlar için.”

 

 

 


 

 

 

Görsel: Seda Mit

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

İçinde yaşadığınız dünyayı ve onun güncel gerçekliğini bir yandan deneyimlerken, aynı gerçekliği eşzamanlı olarak çağdaşınız bir yazarın gözünden okumak, okur ile eser arasında normalde olmayan bir ilişki kuruyor.

Zeynep Rade’in geçen ay yayımlanan öykü kitabı En Güzel Boşanma Hikayeleri, okuru temelde evlilik ve boşanma kavramları üzerinden sorgulamaya iten bir eser. Kitaptaki 16 öykü boyunca evlilik hayatının halı altına süpürülen evreleri, boşanmayı hazırlayan zeminler ve süreçlere yer verilmiş. Elbette sonrası da…

Hasan Ali Toptaş, yaşayan Türkçe edebiyattaki ifade gücü en yüksek, duyuşu en ince kalemlerinden biri. Fakat onu edebiyat geleneğimizde müstakil bir yere konumlandıran yalnız bu duyuş ve ifade gücü değil, şahsi dehasını postmodern estetiğin başat unsurlarıyla bir potada eritme ve buradan özgün bir ses türetme becerisidir. Postmodern estetiği uzun uzadıya anlatmaya vaktimiz müsait değil.

Fantastik edebiyatın önde gelen isimlerinden Ursula K. Le Guin, kurmaca metinleri dışında yazdığı pek çok denemeden biri olan “Rüyalar Kendini Açıklamalı” başlıklı yazısında, yazma deneyimi üzerinde durur; bir derginin “Yerdeniz Üçlemesi”yle ilgili kendisine sorduğu sorular vesilesiyle girdiği diyalogda şu cümleyi kurar: “Ben mühendis değil kaşifim. Yerdeniz’i keşfettim.”

 

Reşad Ekrem Koçu dünden bugüne ve hatta yarına, hiç kuşkusuz, Türkçenin en önemli tarihçilerinden, araştırmacılarından, yazarlarından biri...

Söyleşi

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.