Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Hayat size yerleşirken



Toplam oy: 116
Tim Winton // Çev. Seda Çıngay Mellor
Yüz Kitap
Kitaptaki on yedi öykünün her biri, kahramanın hayatındaki bir “dönüş”ün, dönüm noktasının, kırılma, değişim ve karar anının hikayesi.

Yakın bir zaman önce yayımlanan Dönüş kitabı, Avustralya’nın en önemli yazarlarından kabul edilen Tim Winton’ın on yedi öyküsünden mürekkep. Winton, Angelus’un hem sakin hem de çalkantılı hayatının resmedildiği birbiriyle bağlantılı bu öykülerde tanıdık duyguların ve bildik yerlerin yakınlığına özlem duyan insanları, kardeşliği, evliliği, ihtiyatlı hayatları, ergen hamileliklerini, kısıtlanmış bir dünyayı, tuhaf aile kültürlerini, her fırsatta şehre kaçmak isteyen ama bir türlü gidemeyen insanları, curcunalı yazları, sıcak Noelleri, balina avı istasyonlarını, midye kumsallarını, karavan parklarını, klorlu havuz sularını, eski sevgilileri, ilk aşkları, geçinemeyen karı-kocaları, liman işçilerini, tropiklere göç eden kambur balinaları, güneş yanıklarını, çiftlikleri, bostanları, çamaşırhaneleri, siyahları ve beyazları, mevsimlik işçileri, kanguruları, sörf tahtalarını, kasaba dedikodularını, lüks konut sitelerini, göçmen mahallelerini, eninde sonunda terk edenleri, yapış yapış nemli rüzgarları, tuz kokusunu anlatıyor.

 

Kitaptaki on yedi öykünün her biri, kahramanın hayatındaki bir “dönüş”ün, dönüm noktasının, kırılma, değişim ve karar anının hikayesi. Üniversite mezuniyetinden sonra hayatın gidişatının belirlendiği an, basit bir kardeş kavgasının ölümle sonuçlanmasına sebep olabilecek ve yıllarca vicdan azabı çektirecek an, her gün kocasından şiddet gören kadının kurtulmaya karar verdiği an, yıllardır görüşülmeyen akrabalarla bir vesileyle buluşmaya karar verilen fakat son anda geç gelen bu sahte yakınlıktan vazgeçilen an, lekeli ve kusurlu olanın cazibesine kapılarak âşık olunan an… Her öyküde hastalıklı bir ilişki, alkol bağımlılığı, istismar, yalnızlık, kıskançlık gibi karanlık durum ve duygular anlatılsa da Tim Winton kitabın genelinde karamsarlıktan çok uzak, hatta zaman zaman neşeli bir atmosfer kurmuş.

 

 

 

Kitabın benzer temaya sahip öyküler toplamı olduğu düşünülmesin ama; Tim Winton’ın hüneri ve kitabın alametifarikası bambaşka. Bir karakterin başka bir öyküde yine karşımıza çıkıverdiği, aynı karakterin hayatının değişik dönemlerinin hikayesinin –farklı farklı anlatıcılar tarafından herhangi bir kronolojik sıraya bağlı kalınmadan– anlatıldığı öyküler bütün olarak ele alındığında, bir kasabada büyüyen bir kuşağın çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemlerine tekabül edebilecek bir zaman aralığını kapsıyor. Örneğin kitaptaki dokuz öyküde karşımıza çıkan Vic Lang, bazı öykülerde birinci tekil anlatıcı olarak kendi hikayesini anlatırken, başka öykülerde karısının, kimi zaman anne ve babasının, kimi zaman da üçüncü tekil anlatıcının sesinden Vic Lang’ın hikayesini okuyoruz. Bir öyküde okuduğumuz kısacık bir sahneyi başka bir öyküde bambaşka bir anlatıcıdan, bambaşka bir bakış açısından dinliyoruz. Bazen bu tekrarlar okurun dikkatinden kaçmayacak şekilde alenen kendini belli ediyor, zaman zaman da okurun kafasını karıştırabilecek bir muğlaklıkla belirip bir ihtimaller yumağına dönüşüyor. Dolayısıyla bu yönden bakıldığında, parçalı kurguyla örülmüş bir romana da yakın duran Dönüş, “çok hızlı değişen bir dünyada doğup büyüdüğü yere, zamana ve insanlara tutulup kalmış okurlar için.”

 

 

 


 

 

 

Görsel: Seda Mit

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Rebecca Solnit, Kaybolma Kılavuzu’nda, Borges’in az bilinen bir öyküsünden bahseder. Öykünün başkahramanı olan şair, imparatorun muazzam büyüklükteki, dolambaçlı sarayını mükemmel biçimde tarif eden bir şiir yazar.

Mutluluğa Dair Bir Düşünce, belki de isminden ötürü, başta bir “kişisel gelişim” önerisi gibi gelse de; bilakis, daha iyi bir dünya için somut adımlar atmış iki mühim aktivistin imzasını taşıyarak, güçlü argümanıyla okur için tünelin ucunda -belki cılız, belki değil- bir ışık yakma ihtimali taşıyor. Bahsettiğim iki isim Luis Sepúlveda ve Carlo Petrini.

Bir metin/heykel/resim/sinema filmi/tiyatro oyunu üzerine düşünmek, bu düşünmeyi bir metne dönüştürmek nasıl bir süreci göz önüne almak demek? Bu süreci yazıya dökerken, dökme hali için kelimeler her zaman yeterli olur mu? Bunu bir başka şekilde anlatmak mümkün mü? Cem İleri'nin E Evi'ni okurken bu sorular kafamın bir köşesinde hep dönüp durdu.

Havalar ısındı, çiçekler böcekler derken evlilik mevsimi geldi çattı. Binbir türlü hayallerle birçok çift, dünya evine girecekler. Zaman zaman düşünüyorum; bu kadar fazla kişi evlenirken, bir yandan da o kadar fazla evlilik yürümüyor. İşte tam da nedenlerini anlamaya çalışırken, yakın bir zaman önce, hayatıma bir çift giriverdi ve evliliğin nasıl yürüdüğü üzerine kafa patlatmamı sağladılar.

Bugün uluslararası bir şöhret sahibi olan Haruki Murakami, Rüzgârın Şarkısını Dinle’de yazarlığa adım atışının hikayesini anlatıyor. Kısa ve sıcak bir anlatı.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.