Hikayesi aşkla mayalanmış bir roman | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Hikayesi aşkla mayalanmış bir roman


Gayet iyi
Toplam oy: 38
Ertürk Akşun
Destek Yayınları
Ve Kızın Adı Gece, öncelikle bir aşkın romanı. Ondan sonra Türkiye’nin, dünyanın ve içinde geçen diğer şeylerin...

Ertürk Akşun, son romanı Ve Kızın Adı Gece’de hem kendine, hem dönemimize hem de geçmişe dokunmuş. Bir kısmı 90’larda, diğer kısmı günümüzde geçen kitapta Ertürk Akşun, 70’lerin buhranlı dönemini de hikayeye katarak çok sesli bir senfoni oluşturmuş. Kelimelerle gerçeği, imalarla anlamı ve satır aralarındaki suskunlukla acıları anlatmış. Bir kuşağın belgesellerde izlediği, bir başka kuşağın büyüklerinden dinlediği, bir diğer kuşağın ise maruz kaldığı ülkenin iç kanama yaşadığı dönemlerin kelimelerle tasavvuru…

Günümüzde geçen bölüm, her ayrıntısıyla dönemin çürümüşlüğünün kelimelerle vücut bulmasıdır. Sahteliğin bağımlılık yaptığı, hayal kırıklıkların kronikleştiği, güven denen şeyin anlamının sözlükte kaldığı, popüler kültürün her şeyi gösterişe çevirdiği, tüketim çılgınlığının herkesi çıldırttığı baştan ayağa kokuşmuş bir dünya. İçinde bulunduğumuz dönemde insanın kaçınılmaz sonudur, tükettiğine benzemesi. Gerçeklerle değil algılarla yol alan, dünü yok sayıp yarına kilitlenen kaygı toplumu…

90’larda geçen bölümde ise 80 darbesinin soğuk gölgesi hâlâ topluma hâkimdir. Dünya yeni bir sürecin eşiğindedir ve ülke de bu süreci kendince yaşamaktadır; topluma ve dolayısıyla bireye sirayet eden, hüznün hâkim olduğu bir ruh hali mevcuttur. Ama tüm bunlara rağmen her zaman olduğu gibi aşk hep vardır; bir çölün ortasında bir çiçek gibi açarak varlığıyla her çağın, her dönemin ve her kuşağın içinde bir güneş gibi doğar.

Ve Kızın Adı Gece, öncelikle bir aşkın romanı. Ondan sonra Türkiye’nin, dünyanın ve içinde geçen diğer şeylerin... Ertürk Akşun, naif üslubuyla anlattığı bu aşkı, kelimeler denizinde yüzdürerek okurun yüreğinde karaya çıkarıyor. Kıyısında köşesinde aşka bulaşmış herkesin kendinden bir şey bulduğu Ve Kızın Adı Gece, anlaşıldığı kadarıyla, yazarın da hayatından çok şey içeriyor.

Ve Kızın Adı Gece, “Bir erkeğe verilebilecek en büyük hediye, zeki, güzel ve cesur bir kadın tarafından sevilmektir,” diyerek başlıyor; “Başka birisi için ölümü göze almıyorsan pek de yaşıyor sayılmazsın,” diyerek devam ediyor ve “Arkasında bir hikaye bırakmış her insan sonsuza dek yaşar,” diyerek sona eriyor. Hikayesi aşkla mayalanmış, Ve Kızın Adı Gece’nin…

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Çok satma kaygısı taşıyan romanların bazı ortak özellikleri var; bunlardan ilki, en basmakalıp haliyle söylersek, okurunun keyifli zaman geçirmesine imkan tanıması. Keyif öznel bir kavram olduğundan, burada biraz duralım.

Aşk, bitimsiz sorularıyla çözülemeyen bir esrar gibi. Öte yandan hakkıyla da konuşulmaz. Ya abartılı bir şekilde kalpler, güller, nasihatler havada uçuşur ya da dudak bükülür, hasır altı edilir. Ama öyle ya da böyle, hep gündemdedir aşk; görmezden gelinmesi bile popülerliğindendir.

İnsanın doğadan gitgide uzaklaşarak mahkum olduğu modern yaşamı hedef alan, o modern yaşamın mağduru bireyi merkeze koyup onu yiyip bitiren sisteme hunharca saldıran ve nihayetinde kahramanımızı doğayla buluşturan neredeyse bütün hikayeleri seviyoruz.

Nabokov’u okumak için okumayı bilmek yeterli değildir, aynı zamanda “Nabokovca” da bilmek gerekir! Bilimsel Rus zekasıyla İngilizcenin dil cambazlığını yoğurduğunuzda, ortaya Nabokovca çıkar. Alışık olmayan bünyede rahatsızlık yaratan Nabokov’un, okurları ilk etapta Nootropic ilaçlara yönlendirmesi muhtemeldir.

Gerilim türünü sevenlerin alışık olduğu belli ritimler vardır. Sayfalar boyu süren kovalamaca ve/veya gizemi, bulmaca misali çözme süreci. Sürekli yüksek seviyede tutulan adrenalin duygusu; hikayenin en önemli yerlerinde okuru bekleyen ters köşeler; olay nihayete vardığı zaman yaşanan rahatlama...

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.