Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Kadın kadına öyküler



Toplam oy: 162
Ayten Kaya Görgün
Ayizi Kitap
Okurken “Ben bu anı daha evvel yaşamıştım” hissi uyandıracak denli etraftan aşina olunan fakat belki de hiç dönüp ikinci kez bakma gereği duyulmayan kişi ve durumlar, Kimseye Söylemedim kitabı ile okuyucuyu geçip gittiği hayatlarla tanıştırıyor.

Kadının halinden kadın anlar, derler. Bu hal, yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın en medeni ülkelerinde dahi karşımıza çıkan bir anlama biçimi doğurur. Ortak payda olan kadın olmanın alt başlıklarında hep aynı konular sıralanır.


Ayten Kaya Görgün'ün  Kimseye Söylemedim adlı öykü kitabı, çıkışını kadından alan hikayelere yer veriyor. Yazarın 2011'de yayınlanan ilk kitabı Arıza Babaların Çatlak Kızları romanının ardından 6 yıl sonra yayınladığı ilk öykü kitabı olma özelliği taşıyan Kimseye Söylemedim’de Görgün, kendine has üslubuyla okuru birbirinden farklı kadınların kapılarının ardına davet ediyor.


"Yolda karşılaştığım, hikayelerine girdiğim, dinlediğim tüm kadınlara... Bilirsiniz ağzım sıkıdır. İçiniz rahat olsun kimseye anlatmadım, oturup yazdım."


Görgün, okuyucuyla paylaştığı öykülerde kendi hikayesini yaşayan kadınların hayatlarından kesitlere ortak oluyor, üstelik bunu yaparken olabildiğince yalın ve kaygı gütmeyen bir dil takınıyor. Fakat bu yalınlığın ardında bazen yıllara yayılmış intikam, bazense umulmadık bir anda beliriveren bir hüzün okuru bekleyebiliyor. Hızla akan dili, kısa ama cımbızla seçilmiş durumları ardı ardına sıralıyor. Dilinden kalemine vuran ne varsa, cesaretle akıtan Görgün, duvarlara, sınırlara rağmen kendi özgürlük alanını yaratan kadınlara da kalemini çevirmeden edemiyor.

 

 


İçinde 23 öykü barındıran Kimseye Söylemedim, kelimelerini bir hedefe doğrultan fakat ne acıtan ne kanatan, yalnızca kulak verdiklerine kulak verilmesi için davet eden bir tutumla karşımıza çıkıyor. Okurken “Ben bu anı daha evvel yaşamıştım” hissi uyandıracak denli etraftan aşina olunan fakat belki de hiç dönüp ikinci kez bakma gereği duyulmayan kişi ve durumlar, Kimseye Söylemedim kitabı ile okuyucuyu geçip gittiği hayatlarla tanıştırıyor.

 

Altını çizme gereği duyulmayan karakterlerin kitap boyunca Görgün tarafından altı çiziliyor ve anlatımıyla o insanların bir karakter olarak değeri oluşturuluyor. Hatta yazar, bazı hikayelerin sahipleri biraz daha kalsın, biraz daha yaşasın, biraz daha anlatsın isteği uyandırıyor. Fakat bahsini açtığı hikayeler, kısa ve net şekilde belirdiğinden, hiç lafı dolandırmadan, ağdalı ve uzun cümlelere başvurmadan, olduğu gibi anlatıyor değinmek istediğini.



Kitabın bir diğer özelliği de feminist yayınevi olarak 2010’dan bu yana kitapları okurla buluşturan Ayizi Kitap tarafından basılması. Kadın diliyle, kadın kalemiyle, kadınların hayatına kapı açan öykülerin, kadını odağına alan bir yayınevi tarafından yayınlanması da kitap için ayrı bir nokta atışı olmuş.

 

 

 


 

 

 

Görsel: Seda Mit

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Dünyanın hemen her diline çevrilen -67’si roman, 17’si hikaye kitabı, 21’i tiyatro oyunu olmak üzere- yüzden fazla eseriyle Agatha Christie, polisiye tarihinin -hiç kuşku yok- en tanınan ve muhtemelen de en çok okunan yazarı.

Bir bilinmez yazar ve çoksatar bir kitap… 83¼ Yaşındaki Hendrik Groen’un Gizli Güncesi’nden bahsediyorum. Gulliver’in Seyahatleri’nin yazarı Jonathan Swift’in, “Herkes uzun yaşamak istiyor, ama kimse yaşlanmak istemiyor,” sözü, yaşadığımız çağın ruhunu bu kadar iyi yansıtırken, 83 yaşındaki bir ihtiyarın güncesine gösterilen bu ilgiyi neye bağlamak lazım?

Hayali arkadaşlarınız olabilir. Onlarla tartışmaya da girebilirsiniz. Peki ya o hayali arkadaşlarınız dünya üzerinde şimdiye kadar kimsenin cevabını bulamadığı şeylerden bahsediyorsa ve siz daha on iki yaşındaysanız?

Doğrulara ilişkin söylenen ve yazılanlar er ya da geç seslerini duyuracak bir çatlak bulup insanlara yayılma fırsatı yakalar. Kimi zaman Sokrates’in yaptığı gibi sözle, diyalogla aktarılan sorgulayıcı düşünce yöntemi kimi zamansa kağıda dökülür, kitap olur.

“O gün Cosima edebiyat öğretmeninin on dersinde öğrendiğinden çok daha fazla şey öğrendi. Meşenin dişli yaprağını pırnalın mızraksı yaprağından, sığırkuyruğunun kokulu çiçeğini tarla sarmaşığının çiçeğinden ayırt etmeyi öğrendi.” Hayatı böyle öğrenir Cosima; birinin ona bir çiçeği tarif ederek öğretmesindense, o çiçeğe dokunarak öğrenmeyi tercih eder.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.