Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Müzik // Genişçe bir nehir



Toplam oy: 240
Patrick Neate // Çev. Emrah İmre
Kara Plak
Patrick Neate’in On İki Ölçülük Blues’u yanık bir türkü. Aile, kader, zaman, arkadaşlık ve aşk hakkında genişçe bir nehir.

Cenazelere her zaman saygı gösterilir. İnsanoğlu bir gün sıranın kendisine geleceğini bildiği için, en azından bu nedenle, cenazelere saygı gösterir. Toplumlara göre bu törenler birbirinden çok farklı olabilir. Bazıları sessizlik içinde geçer, bazılarında ise müzik vardır; bazense her ikisi birden.

 

Patrick Neate’in üç kıtaya ve iki yüzyıla yayılan, caz müziğinin, blues’un köklerinde, yani Afrika’da 1790 yılında başlayan romanı On İki Ölçülük Blues’ın kahramanlarından birinin aklından, romanın en başlarında şunlar geçiyor: “Lick kornetini Cooltown’un Kanal Caddesi’ni boydan boya geçen cenaze alaylarında çaldığında, kasvetli havanın dağılıp yerini dans, ragtime ve jass müzikle (çünkü o zamanlar caz müziğine ‘jass’ veya ‘jasm’ denirdi; ikisi de ‘orgazm’ sözcüğünün kısaltmalarıydı) dolu şenliklere bıraktığını görmüştü. Lick güzel hanımların kalçalarını sallayarak Afrika ritimleriyle dans etmelerini izlemeye bayılırdı. Ama bütün bu curcunanın ölüye saygısızlık olup olmadığını düşünmeden de edemezdi. Bunu Lucy Ana’ya (yani anneannesine) sorduğunda, ‘Fortis! Hayattayken eylenmene bakmalısın!’ cevabını almıştı. Ama Lick, Lucy Ana’nın açıklamasını beğenmemişti. Ona göre, cenaze alayları ne ölüyü sevindirir ne de geride kalanları mutlu ederdi.”

 

 

On iki ölçülük blues formu, genelde çalınması çok zevkli ve eğlenceli bulunan bir form. Doğaçlamaya fırsat tanıdığı için, temelleri üzerinde çeşitli kombinasyonlar yapılabiliyor. Patrick Neate’in bu epik romanı da on iki ölçülük blues formunda yazılmış; armonik yapının her bir ayrı parçası farklı bir öyküyle uyum içinde düzenlenmiş. “Prelüd: Çünkü hikâyeler unutulur” isimli giriş bölümünde, Afrika’da geçen çok güzel ama buruk bir aşk öyküsü anlatılıyor; mitolojik özellikler de taşıyan bu öykünün, romanın çıkış noktası olduğu ise sonraki bölümlerde anlaşılıyor.

 

Romanın odağında ise ortak bir geçmişe sahip olan iki kişi var. Fortis “Lick” Holden, 20. yüzyılın başlarında New Orleans’ta ünlü bir caz müzisyeni. Yıllar önce büyük büyükbabasının şarkılarıyla Afrika'nın kayıp krallığı Zimindo'yu kasıp kavurduğu gibi, o da kornetiyle harikalar yaratıyor. İkinci kişi Sylvia Di Napoli ise, modern zamanların Londra’sında yaşayan ve Louisiana’da atalarının izini süren “emekli” bir fahişe. Romandaki diğer bir önemli figür de onun “arkadaşı” olan Jim. “Sylvia Jim’e ilk aşkını, on yedi yaşındayken gönlünü kaptırdığı yakışıklı Jamaikalıyı anlattı. Jim bu hikâyeyi dinlerken içinde tuhaf bir huzursuzluk hissetti. Bir ara Sylvia’nın gözleri buğulandı, ama hemen elinin tersiyle gözlerini sildi. Aşkıyla ilk sevişmelerini en ince ayrıntısına kadar anlattı ve her ne kadar kendini tutmaya çalışsa da sesi özlemle titredi. Jim ise başını öne eğmişti. Sylvia, Dalton’ın kendisini sımsıkı tuttuğunu ve prenses gibi hissettirdiğini anlatırken Jim’in gözüne bir anlığına gencecik göründü.”

 

 

 

Ödüllü bir roman

 

İngiliz romancı, şair, senaryo yazarı, gazeteci Patrick Neate, hayatının bir yılını Zimbabve’de geçirmiş ve Afrika’ya defalarca gidip gelmiş. İkinci romanı On İki Ölçülük Blues ona 2001’de İngiltere’de Whitbread Ödülü’nü, Fransa’da ise “prix de l'inaperçu”ü kazandırmış. “Romanın, çıktığından sekiz ay sonra ödül kazanması şaşırttı beni, çünkü yayımlandığında sessizlikle karşılanmıştı,” diyor Neate bir söyleşisinde. “Hikayelere takıntılıyım. İyi bir roman sizi en başında yakalamalı ve sonuna kadar da bırakmamalı. Ve, bittiğinde, içinde yaşadığımız bu dünya hakkında biraz daha iyi hissettirmeli. (...) Bu roman caz hakkında ve onun üzerinde temelleniyor ama beni esas büyüleyen, cazın kökenleri ve orada saklı hikayeler..”

 

1902 Missouri (ABD) doğumlu siyahi şair, romancı, oyun ve öykü yazarı Langston Hughes’un blues’larını, Talât Sait Halman 1971 tarihinde hazırladığı derlemesinde “yanık türküler” olarak Türkçeye uyarlamıştı. “Nehirler gördüm ben:/ Dünya kadar yaşlı ve insan damarlarında akan insan kanından daha eski nehirler gördüm./ Nehirler gibi derinleşti ruhum,” diyordu Langston Hughes blues’larının birinde. Patrick Neate’in On İki Ölçülük Blues’u da yanık bir türkü. Aile, kader, zaman, arkadaşlık ve aşk hakkında genişçe bir nehir.

 

 

 


 

 

 

Görsel: Fatih Öztürk

 


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Birçok edebiyatçı intiharı temalaştırıp yazı ve şiirlerinde kullanmış ama bazıları onu metnin dışına taşıyarak bizzat tecrübe etmiştir. Ölümün sınır uçlarında gezinen ve kendi iplerini kendi kalemleriyle çeken bu edebiyatçılar yazdıkları metinlerle, arkalarında bıraktıkları notlar ve şiirlerle boğazda kalan bir düğüm gibi atılıyor hayatın sayfasına.

 

Edebiyat ödülleri, ister ulusal olsun ister uluslararası, daima tartışmalarla örülü bir ağın içindedir. Çünkü roman, öykü, şiir, kurmaca hatta edebiyatın ta kendisi dahi yüzde yüz objektif bir bakış açısıyla değerlendirilecek, teraziye konulup tartılacak, laboratuvara sokulup incelenecek şeyler değil.

Genç bir yazarın edebi serüvenine şahitlik etmek ne güzeldir. Hem o yazarın dilinin, üslubunun, zihninin olgunlaşmasını izlemek hem de yaptığı yenilikleri, aldığı riskleri, denediği türleri görmek mümkündür. Diğer yandan da, yazarımızın eserlerini kronolojik bir sıraya koyup işlediği konuları ve o konuları ele alırken takındığı tavırları görmek, edebiyat sosyolojisi yapmayı da sağlar.

Uzayı Silahlandırma Promosyonu 

Netflix gibi stream servislerinin izleme alışkanlıklarımızı doğrudan etkilediği bir gerçek. Deyim yerindeyse üzerimize sezon sezon boca ettiği yapımlarla, sezonlar arası olmasa da bölümler arası bekleme derdini ortadan kaldıran Netflix yavaş yavaş hepimizin evlerine sızıyor.

Söyleşi

Selim İleri ile edebiyat ve hayat hakkında

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.