Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Sert roman



Toplam oy: 264
Ian McGuire // Çev. Begüm Kovulmaz
Doğan Kitap
Polisiye niteliklerin de yer yer görülebildiği Kuzey Suları, içerdiği şiddetle ve tarihi zeminiyle herkese hitap edebilecek bir roman değil...

Kriz ve çöküş anlarında insanların nasıl tepkiler vereceği, gayet normal olduğunu varsaydığımız davranışlarının ne yönde değişeceği ya da biz de o durumun içindeysek bunları kestirip kestiremeyeceğimiz büyük oranda belirsizdir. Zaten çökmekte olan, elimizden kayıp gitmekte olan ve artık payımıza da eser miktarda düşen şeylere verdiğimiz değer bir anda artıverir ve tutup da bunları bir kenara bırakmak yerine, uğruna mücadele edeceğimiz kişilere/nesnelere dönüştürürüz. Umutsuzluk, öfke ve çırpınış da bununla birlikte gelir. Ian McGuire’ın Kuzey Suları romanı da, sıkıntılı bir geçiş döneminin yarattığı çalkantıların farklı kişiler üzerinde nasıl etki gösterdiğini ve ortamla birlikte kişilerin de zorunlu olarak nasıl dönüştüğünü anlatıyor. İnsan ilişkilerinin “katı” boyutunda odaklanan kitap, hem birbirine zıt özelliklere sahip iki karakter hem de insan ve doğa arasındaki mücadeleyi konu ediyor.



Geçmişinin ne olduğu ve geleceğinin ne olacağıyla hiç ilgilenmeyen ve tamamen kendi dürtülerine göre hareket eden, yaptıklarının sonucunun ne olacağını hesap etmeden, gerçekten de plansız ve rastgele yaşayan Drax ile geçmişini aşamayan, attığı her adımı tasarlayarak atan, sürekli düşünen ve plan kuran Sumner’ın hikayesi... İkisinin ortak noktası sadece balina avlamak değil, aynı zamanda bu kişilik özelliklerinin çok benzer sorunlara karşı bir çözüm yöntemi geliştiriyor olması. Bu bakımdan Kuzey Suları, hayatta kalma mücadelesinde farklı ve birbirine tamamen zıt yöntemlerin nasıl sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyan ve sorgulayan bir roman.



En başta belirtmekte fayda var; Kuzey Suları’nı okuyacaksanız, grotesk şiddet sahnelerine hazırlıklı olmanız gerekiyor. Cinayetten kavgaya, balinalar avlanırken akan kana kadar şiddeti farklı boyutlarıyla aktaran yazar, aynı zamanda şiddetin ne anlama geldiğini ve sıradanlaştığında artık bize ürkütücü veya tekinsiz gelen anlamını nasıl yitirdiğini de gösteriyor. Kitapta belki de en güçlü tema olan şiddet, hikayenin evreninin içinde oldukça normal karşılanıyor. Soğuk ve kanla bezenmiş olan Kuzey Suları, tek kelimeyle karanlık bir roman.

 

 

Dönemin ruhunu yansıtan bir belgesel

 

McGuire’ın tarihsel kurgu türündeki Kuzey Suları’nda göze çarpan en önemli başarısı ise, balina avcılığının nasıl bir iş olduğunu, oradaki şiddeti, vahşeti ve hatta günümüz perspektifinden bakıldığında barbarlığı ortaya koyacak tarihsel bilgileri çok iyi aktarmış olmasında yatıyor. Yazarı sadece metni kurgulayan biri olarak değil, aynı zamanda detaylarda odaklanmayı seven bir araştırmacı olarak da görmek mümkün. Yazarın bir diğer dikkat çekici yanı ise, Kuzey Suları’ndaki karakterler ile hikayeyi oluşturan tarihsel gerçekliğe dayalı zemin arasında sıkı bir paralellik kurmayı başarmış olması. Zira Hull’da balinacılığın yerini sanayinin alması, vahşi ve ham olandan “medeni” ve “insani” olana geçişi simgelerken, dürtüleriyle hareket eden Drax ile “aklıselim” olan Sumner arasındaki tezatlık da sanayileşmenin birey metaforuyla aktarıldığını gösteriyor.



Karakterlerin kişilik özelliklerine dikkat edilecek olursa şayet, bunun sanayileşmenin karakteriyle örtüştüğü görülecektir. Kuşkusuz bu durum, okurda bir bütünlük hissi yaratıyor. Tarihsel bir çatışmanın ve geçiş dönemi sıkıntısının karakterlere sirayet etmesi, onlarda vücut bulması, Kuzey Suları’nı sadece bir roman olmaktan çıkararak, dönemin ruhunu yansıtan bir belgesele de dönüştürüyor.

 

McGuire, çatışma içinde olacağı en başından aleni bir şekilde belli olan karakterler hakkında ise bir yargıda bulunmuyor, bu muhasebeyi bütünüyle okura bırakıyor. Groteskliğin radikal biçimde aktarıldığı zorlu bir hikayeye sahip olan bu kitapta yazar, iki taraftan birinin yanında durmadan, tüm tarafsızlığıyla hesaplaşmada okuru bir taraf haline getirmek için cesaretlendiriyor.

 

Polisiye niteliklerin de yer yer görülebildiği Kuzey Suları, içerdiği şiddetle ve tarihi zeminiyle  belki herkese hitap edebilecek bir roman değil; ancak “sert seven” okurlar için biçilmiş kaftan.

 

 

 


 

 

 

Görsel: Onur Aşkın

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Birçok edebiyatçı intiharı temalaştırıp yazı ve şiirlerinde kullanmış ama bazıları onu metnin dışına taşıyarak bizzat tecrübe etmiştir. Ölümün sınır uçlarında gezinen ve kendi iplerini kendi kalemleriyle çeken bu edebiyatçılar yazdıkları metinlerle, arkalarında bıraktıkları notlar ve şiirlerle boğazda kalan bir düğüm gibi atılıyor hayatın sayfasına.

 

Edebiyat ödülleri, ister ulusal olsun ister uluslararası, daima tartışmalarla örülü bir ağın içindedir. Çünkü roman, öykü, şiir, kurmaca hatta edebiyatın ta kendisi dahi yüzde yüz objektif bir bakış açısıyla değerlendirilecek, teraziye konulup tartılacak, laboratuvara sokulup incelenecek şeyler değil.

Genç bir yazarın edebi serüvenine şahitlik etmek ne güzeldir. Hem o yazarın dilinin, üslubunun, zihninin olgunlaşmasını izlemek hem de yaptığı yenilikleri, aldığı riskleri, denediği türleri görmek mümkündür. Diğer yandan da, yazarımızın eserlerini kronolojik bir sıraya koyup işlediği konuları ve o konuları ele alırken takındığı tavırları görmek, edebiyat sosyolojisi yapmayı da sağlar.

Uzayı Silahlandırma Promosyonu 

Netflix gibi stream servislerinin izleme alışkanlıklarımızı doğrudan etkilediği bir gerçek. Deyim yerindeyse üzerimize sezon sezon boca ettiği yapımlarla, sezonlar arası olmasa da bölümler arası bekleme derdini ortadan kaldıran Netflix yavaş yavaş hepimizin evlerine sızıyor.

Söyleşi

Selim İleri ile edebiyat ve hayat hakkında

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.