Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Tekrar çal Bach...



Toplam oy: 65
Armand Farrachi
Can Yayınları

Baştan söyleyeyim, benim kahramanım Chopin. Onun parçalarını dinlerken aldığın keyfin haddi hesabı yok. Ama eğri oturalım doğru konuşalım, Johann Sebastian Bach müziği okuyup üfleyenlerin üzerinde hemfikir olduğu bir dahi.

Bu anda Bach’la Chopin veya bir başka ismi kafa kafaya çarpıştıracak değilim. Niyet, Armand Farrachi ve pek çok kişinin Bach’ı neden kahraman bellediğini anlamaya çalışmak. Bach, Son Füg, Farrachi’nin bu büyük müzisyen ve besteciyi nasıl gördüğünün ipuçlarını verecek bize.

Farrachi’nin bakış açısından hareket ettiğimizde Bach, yalnızca bir müzisyen değil; aynı zamanda önemli bir düşünür. Hem müzik hem de yaşam üzerine kafa yoran bir bilge. Ancak sonuçta Bach’ın yaşamı müziğe adanmış. Kendisi, “müziğe ya da Tanrı’ya adanmamış zamanı boşa geçen zaman” diye niteler. Farrachi’ye göre onun müziği “Tanrı’yı onurlandırma biçimi”dir. Bu yüzden St. Thomas Okulu bir ev, müzik ise evren anlamına gelir Bach için. Tüm bunlarla beraber onun en büyük hedefi, bir daha kimsenin bir benzerini yazamayacağı füg oluşturmaktır; dünyanın en güzel fügünü.

Farrachi, Bach’ın bu süreçte yaşadığı döneme ilişkin eleştirilerinden birini hatırlatıyor: “Müzik düşkünü olduğunu ileri sürenler de dâhil olmak üzere, insanların neredeyse tamamı, aslında hiçbir şey duymayan sağırlardı; daha önce müzik olmayan yerde müzik yaratanların üzerinde uygulayacakları tam yetki, orduları yönetmek arabacılara ya da ayin yapmak demircilere düşermiş gibi elbette bu sebepten onlara veriliyordu.”

Bach, her şeyi yapabilecek, her parçayı takılmadan çalabilecek gücü kendinde bulan; en azından böyle hisseden bir kişiliğe sahip. Ama yine de her şeyin başına çalışmayı koyup “iki elinde de beş parmak bulunan biri çalışırsa benim kadar çalabilir” diyor. Buna tevazu mu yoksa öngörü mü veya ego mu demeli? Belki üçünün karışımı bir duygu durumu.

Bu duygu, bir ezgi yarım kaldığında rahatsızlanışını tetikler. Miyop olan gözlerinin körleşmesi de pek çok şeyi yarım bırakır. Çalar ama yazamaz. Körlük, Bach için yarı ölüm gibidir. Zaten kısa süre sonra eksik parça da tamamlanır, göç gerçekleşir.

Farrachi, Bach’ı ve ondan geride kalanları anlatırken kahramanının portresini çiziyor. Tıpkı Bach’ı resmeden birkaç tablo gibi. “Müzik, yaşamdan önce mi son bulur?” Bach’ta çelişki yaratan soruların başında geliyor. Bu, Bach’ta nasıl bir çelişki yaratmış olursa olsun Farrachi’nin kahramanı için yazdığı kitap da Bach’ın eserleri de gösteriyor ki, yaratılar yaratıcılarından daha uzun ömürlü… 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Brian Arthur, ekonominin temel yasalarını sorgulayan çalışmalarıyla önemli katkılarda bulunmuş bir bilim adamıdır. Mühendis kökenli bir ekonomist olarak hem meslektaş hem 1980’li yılların Viyana’sından hemşehri oluruz.

Çağdaş Latin Amerika edebiyatının en önemli temsilcileri arasında sayılan Roberto Bolano’nun –her anlamda- dev eseri 2666 şubat ayında Türkçeye çevrilmişti. Her anlamda dev eseri derken hem içeriğini hem de 1000 sayfalık fiziksel hacmini kast ediyorum. Zaten bu hacim nedeniyle roman hakkında yazmayı biraz geciktirdim.

Hayır, öyle bitmiyor. Yüzlerce sayfa süren kalp çarpıntısı, gelgit, kaçıp kovalamaca,  Mr. Darcy'nin Elizabeth'e evlenme teklifi etmesiyle son buldu ve perde kapandı, son yazısı belirdi, kitabın arka kapağına ulaştık diye hikaye bitti sanıyoruz. Çok yanılıyoruz. Aslında devamı var, görmediğimiz odalarda, okumadığımız sayfalarda bir şeyler olmaya devam ediyor.

Yıllar önce öldüm ben ve şimdi bir mezarın arkasından konuşuyorum sizinle. Kısa bir ömrüm oldu, yirmi sene bile sürmedi hayatım; buna rağmen yaşadım, hayaller kurdum, insanlarla tanıştım. Kavgalar ettim onlarla ve ölmüş olsam bile kimse yaşadıklarımı, hissettiklerimi ve öfkemi elimden alamaz artık.

Garanti Bankası'nın geçen sene, imparatorluk dönemine ait Osmanlı Bankası ana binasında açılan mekanı Salt Galata, 8 Temmuz'a kadar Tercüme Eden sergisine ev sahipliği yapacak. Daha önce Londra ve Tokyo'da düzenlenen bu serginin Türkiye ayağının küratörleri Charles Arsene-Henry, Shumon Basar ve Suna Kafadar.

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum
Son dönem edebiyatın en verimli ve dikkat çeken isimlerden yazar Behçet Çelik ile, son romanı Soluk Bir An' hakkında söyleşmek üzere Beşiktaş'ta denize nazır bir kahvehanede buluştuk.

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun