Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Yanılsama Imparatorluğu



Toplam oy: 44

"Bana tanrı söyledi. Okudum, TV’de gördüm…"


Plützer ödüllü, eski savaş muhabiri, gazeteci kültür eleştirmeni Chris Hedges'in savı ilk anda çok basit: Guy Debord’a bir göndermeyle, Okur Yazarlığın sonu ve Gösterinin zaferi alt başlığına uygun olarak kitap, Amerika'da popüler kültürün medyanın, bunları denetleyen korporasyonların elinde dejenere olduğunu savunuyor. Hedges, kitap boyunca, okuma yazma oranının giderek gerilediğini, insanların görsel medyanın ünlüler kültünün etkisi altında, kendi yaşamları üzerindeki denetimlerini kaybettiklerini, bir imparatorluk süreci yaşayan ülkede demokrasinin ve Cumhuriyetin hızla eritildiğin ayırtında olmadan sürü gibi yaşamakta olduklarını belgeleyerek, beş bölümde anlatmaya çalışıyor.

Birinci bölüm eğlence ve ünlüler ama özellikle kareografik güreş alanını tartışıyor. İkinci ve en çarpıcı bölüm pornografi endüstrisi üzerine. Üçüncü bölümde akademik, bilimsel yaşamın meta ve kar süreçlerine bağımlı hale gelmesinin sonuçları irdeleniyor. Hedges dördüncü bölümde, insanları düzene uydurma, sorunlara gözlerin kapama işlevini üstlenmiş "positif psikoloji" mesleğini hedef alıyor. Son bölüm bunların hepsini büyük bir başarıyla bir araya koyarak çok korkutucu bir resim oluşturuyor.

Hedges'ın Kuzey Amerika halkları ve kültürü üzerinde yoğunlaşmış olması bizi rahatlatmasın. Çünkü bu kültür, küreselleşme, "teknolojik devrim" yoluyla, Türkiye dahil hemen her yere nüfuz etti, etmeye de devam ediyor. "Gösteri" her yere egemen oluyor ve dinin ticarileşmiş, gösteriye uygun, dolayısıyla aslında, etik içeriğini kaybetmiş, Hedges’ın ABD dinci hareketlerini hedef alarak söylediği gibi faşistleşmeye başlayan biçimleri her yerde yaygınlaşıyor.

Hedges’i okurken aklıma Regis Debray’ın New Left Review dergisinin Temmuz/Ağustos 2007 sayısındaki “Socialism ve print: A life cycle” başlıklı denemesinin sonundaki bir şema ile Badiou’nun Evil (kötülük) ve etik ile ilgili savları geldi.

Debray’in makalesinin sonundaki tablo insanlık tarihinde, Siyasi örgütlenmenin, ideolojinin, bilginin, öznelliklerin kaynaklarına ilişkin,  Logosphere (yazı) Graphosphere (matba) ve Videosphere (audiovisual)  dönemlerine ayrılmış bir şema sunuyor. Bu karmaşık şemanın tümünü aktarmam burada olanaklı değil. Ama, Hedges’ın çalışmasıyla kesişen kimi ilginç noktalara değinmek istiyorum. Debray’a göre birinci dönemde egemen kuşak yaşlılar, ikinci dönemde yetişkinler iken, son dönemde gençlik olmuş. Meşruiyetin kaynağıysa, önce ilahi, sonra ideal nihayet, “ne işe yararsa o” olarak evrimleşmiş. Sürücü güç, önce inançmış, sonra yasa olmuş, nihayet son dönemde kanaat…  Bireyin konumunda da ilginç bir evrimleşme gözlemliyor Debray: Önce teba, sonra vatandaş, şimdi tüketici. Nihayet özdeşleşme mitosu, önce Aziz, sonra kahraman ve günümüzde ünlü (celebrity). Kişinin söylediğinin doğruluğunu gösteren ifadenin evrimiyse şöyle: Bana tanrı söyledi. Okudum, TV’de gördüm... (age.sf 26)

Debray’ın çalışmasına bakınca ABD’nin tek örnek olmadığı, bu saptadığı evrimin hemen her kapitalist ülkede, tabi Türkiye’de de yaşanmakta olduğunu kolaylıkla söylemek olanaklı.

Badiou’ya Evil (kötülük) tanımını hakikatin, özel yada bireysel çıkarların baskısıyla kesintiye uğratılması olarak veriyor (örneğin, CABINET dergisi söyleşisi, Sayı 5, Kış. 2000/2001)  Öyleyse diyor, Evil (kötülük)  akademik tekrar, kültürel ticaret; kapitalizmin hizmetindeki bilgi; salt bir haz alma teknigi olarak görülen cinsellik. Diğer bir değişle, obskürantizm, ticarileşmiş akademik yaşam, kar ve eşitsizlik siyaseti, cinsel barbarlık...

Badiou’ya herhangi gönderme yapmamakla birlikte Hedges’in çalışması bu alanların hepsinde benzer saptamalar yapıyor.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Brian Arthur, ekonominin temel yasalarını sorgulayan çalışmalarıyla önemli katkılarda bulunmuş bir bilim adamıdır. Mühendis kökenli bir ekonomist olarak hem meslektaş hem 1980’li yılların Viyana’sından hemşehri oluruz.

Çağdaş Latin Amerika edebiyatının en önemli temsilcileri arasında sayılan Roberto Bolano’nun –her anlamda- dev eseri 2666 şubat ayında Türkçeye çevrilmişti. Her anlamda dev eseri derken hem içeriğini hem de 1000 sayfalık fiziksel hacmini kast ediyorum. Zaten bu hacim nedeniyle roman hakkında yazmayı biraz geciktirdim.

Hayır, öyle bitmiyor. Yüzlerce sayfa süren kalp çarpıntısı, gelgit, kaçıp kovalamaca,  Mr. Darcy'nin Elizabeth'e evlenme teklifi etmesiyle son buldu ve perde kapandı, son yazısı belirdi, kitabın arka kapağına ulaştık diye hikaye bitti sanıyoruz. Çok yanılıyoruz. Aslında devamı var, görmediğimiz odalarda, okumadığımız sayfalarda bir şeyler olmaya devam ediyor.

Yıllar önce öldüm ben ve şimdi bir mezarın arkasından konuşuyorum sizinle. Kısa bir ömrüm oldu, yirmi sene bile sürmedi hayatım; buna rağmen yaşadım, hayaller kurdum, insanlarla tanıştım. Kavgalar ettim onlarla ve ölmüş olsam bile kimse yaşadıklarımı, hissettiklerimi ve öfkemi elimden alamaz artık.

Garanti Bankası'nın geçen sene, imparatorluk dönemine ait Osmanlı Bankası ana binasında açılan mekanı Salt Galata, 8 Temmuz'a kadar Tercüme Eden sergisine ev sahipliği yapacak. Daha önce Londra ve Tokyo'da düzenlenen bu serginin Türkiye ayağının küratörleri Charles Arsene-Henry, Shumon Basar ve Suna Kafadar.

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum
Son dönem edebiyatın en verimli ve dikkat çeken isimlerden yazar Behçet Çelik ile, son romanı Soluk Bir An' hakkında söyleşmek üzere Beşiktaş'ta denize nazır bir kahvehanede buluştuk.

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun