Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Charles Dickens'ın gözünden Hans Christian Andersen



Toplam oy: 18

Misafirperverlik kültürümüzün önemli bir öğesi. Tüm dünyada misafirperverliğimizle bilinir oluşumuz boşuna değil... Ünlü yazar Charles Dickens da misafirperver biri olarak bilinirmiş; fakat ünlü masalcı Hans Christian Andersen'i 1857 yılında evinde misafir etmesi, ikili arasındaki dostluğun da sonu olmuş!

 

Geçtiğimiz günlerde Charles Dickens'ın açık artırmaya çıkarılan ve 4600 sterline satılan mektupları, ikili arasındaki dostluğun ve ayrılığın ayrıntılarını da ortaya çıkardı. Dickens, İngiltere'nin eski başbakanı Lord John Russell’a yazdığı mektuplarda, Kent'teki evinde misafir ettiği Hans Christian Andersen'den bir hayli şikayet ediyor. Andersen’in İşitme Engelliler Okulu’ndakiler gibi bir İngilizceyle konuştuğunu, Fransızca ve Dancasının da anlaşılmaz olduğunu söylüyor.

 

 

Peki Charles Dickens'ın Hans Christian Andersen'den bu denli şikayetçi olmasının sebebi neydi? Mektuplara bakılırsa, Andersen, iki hafta sürmesi planlanan ziyaretini beş haftaya kadar uzatmış ve sabahları kesinlikle rahatsız edilmemek gibi çeşitli taleplerde bulunmuş. Dickens'ın evinin bulunduğu bölgeyi oldukça soğuk bulan Andersen sabahları kimsenin gelip onu traş etmemesini de hayli yadırgamış. Andersen'in emrivaki davranışları ve ilginç istekleri Dickens'ı bir hayli bunaltmışa benziyor. Charles Dickens'ın Andersen'i ağırladığı sırada bir yandan da evliliğindeki sorunlarla boğuştuğu ve bu ruh halinin Andersen'le ilgili yorumlarına yansıdığına ilişkin görüşler de mevcut.

 

 

 

Bu ziyaretin ardından iki yazar arasındaki yazışmaların kesildiği ve ikili arasındaki arkadaşlığın sona erdiği biliniyor. Andersen'in bu ziyaretinin Dickens'ın edebiyatını da etkilediği ve Dickens'ın ünlü eseri David Copperfield'deki Uriah Heep karakterinin de Hans Christian Andersen'den esinlendiği iddialar arasında.

 

 

AE

 

 


 

 

 

Kaynak: The Guardian


 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Geçmişi, kitap sayısı, koleksiyonları ve derleme kütüphanesi ile Türkiye’nin en önemli kütüphanelerinden biri olan Beyazıt Devlet Kütüphanesi artık 24 saat hizmet veriyor. Geçtiğimiz nisan ayında çalışma saatlerini artırarak 08:00-22:30 arasında hizmet vermeye başlayan kütüphane bundan böyle 24 saat açık olacak.

 

Harper Lee'nin Amerika Birleşik Devletleri'nin güney eyaletlerinde yaşanan ırkçılığı konu edindiği Bülbülü Öldürmek adlı romanı, Missisippi'de bir lisenin müfredatından çıkarıldı.

Okuyucusunu kitapların yakıldığı bir dünyaya götüren Fahrenheit 451 aynı zamanda modern bir klasik olarak kabul ediliyor; ve tasarımcıların da hayli ilgisini çekiyor. Fahrenheit 451 için geçtiğimiz günlerde yapılan bir tasarım var ki bir hayli ilginç.

 

İngilizce yazılmış romanlara verilen prestijli Man Booker Ödülü'nün bu yılki kazananı George Saunders oldu. George Saunders ödüle, Türkçeye de Arafta ismiyle çevrilen romanı Lincoln in the Bardo ile layık görüldü.

Ferenc Molnár’ın ünlü romanı Pal Sokağı Çocukları bu kez tiyatro sahnesinde karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Tatbikat Sahnesi tarafından sahneye taşınan oyunun yönetmenliğini ise ünlü oyuncu Erdal Beşikçioğlu üstleniyor.

 

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.