Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Charles Dickens'ın gözünden Hans Christian Andersen



Toplam oy: 27

Misafirperverlik kültürümüzün önemli bir öğesi. Tüm dünyada misafirperverliğimizle bilinir oluşumuz boşuna değil... Ünlü yazar Charles Dickens da misafirperver biri olarak bilinirmiş; fakat ünlü masalcı Hans Christian Andersen'i 1857 yılında evinde misafir etmesi, ikili arasındaki dostluğun da sonu olmuş!

 

Geçtiğimiz günlerde Charles Dickens'ın açık artırmaya çıkarılan ve 4600 sterline satılan mektupları, ikili arasındaki dostluğun ve ayrılığın ayrıntılarını da ortaya çıkardı. Dickens, İngiltere'nin eski başbakanı Lord John Russell’a yazdığı mektuplarda, Kent'teki evinde misafir ettiği Hans Christian Andersen'den bir hayli şikayet ediyor. Andersen’in İşitme Engelliler Okulu’ndakiler gibi bir İngilizceyle konuştuğunu, Fransızca ve Dancasının da anlaşılmaz olduğunu söylüyor.

 

 

Peki Charles Dickens'ın Hans Christian Andersen'den bu denli şikayetçi olmasının sebebi neydi? Mektuplara bakılırsa, Andersen, iki hafta sürmesi planlanan ziyaretini beş haftaya kadar uzatmış ve sabahları kesinlikle rahatsız edilmemek gibi çeşitli taleplerde bulunmuş. Dickens'ın evinin bulunduğu bölgeyi oldukça soğuk bulan Andersen sabahları kimsenin gelip onu traş etmemesini de hayli yadırgamış. Andersen'in emrivaki davranışları ve ilginç istekleri Dickens'ı bir hayli bunaltmışa benziyor. Charles Dickens'ın Andersen'i ağırladığı sırada bir yandan da evliliğindeki sorunlarla boğuştuğu ve bu ruh halinin Andersen'le ilgili yorumlarına yansıdığına ilişkin görüşler de mevcut.

 

 

 

Bu ziyaretin ardından iki yazar arasındaki yazışmaların kesildiği ve ikili arasındaki arkadaşlığın sona erdiği biliniyor. Andersen'in bu ziyaretinin Dickens'ın edebiyatını da etkilediği ve Dickens'ın ünlü eseri David Copperfield'deki Uriah Heep karakterinin de Hans Christian Andersen'den esinlendiği iddialar arasında.

 

 

AE

 

 


 

 

 

Kaynak: The Guardian


 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

1985 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen Fransız yazar Claude Simon'un romanı tam 19 yayıncı tarafından reddedildi!

 

Günden güne gelişen yapay zeka teknolojisi insanoğlunu şaşırtmaya devam ediyor. Harry Potter hayranlarının sıkça karşılaştığı ve aşina olduğu hayran kurgularına bir yenisi eklendi, fakat bir farkla: Bu hikayenin yazarı bir yapay zeka!

 

Ankara'daki Goethe-Institut, yarın, ilgi çekici bir söyleşiye ev sahipliği yapıyor. Türkçeye de Mavi Liste, Münih Komplosu ve Koruyan El isimli romanları çevrilen başarılı siyasi polisiye yazarı Wolfgang Schorlau, Sevin Okyay ile "Türkiye ve Almanya Boyutuyla Siyasi Polisiye Edebiyatı" üzerine bir söyleşi gerçekleştirecek.

 

Mixer, SabitFikir okurlarının illüstrasyonlarıyla yakından tanıdığı Gökçe İrten’in kentsel dönüşüm ve bunun bireyler üzerinde yarattığı hissiyata odaklanan kişisel sergisi “Muhit”i, 15 Aralık itibariyle izleyiciyle buluşturuyor.

Kolombiya'nın dünyaya armağan ettiği ünlü yazar Gabriel García Márquez'in 1948 ile 2009 yılları arasındaki edebi faaliyetlerine ilişkin 40 kutudan oluşan arşivi iki yıl evvel Teksas Üniversitesi'ne satılmıştı.

Söyleşi

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.