Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Charles Dickens'ın gözünden Hans Christian Andersen



Toplam oy: 158

Misafirperverlik kültürümüzün önemli bir öğesi. Tüm dünyada misafirperverliğimizle bilinir oluşumuz boşuna değil... Ünlü yazar Charles Dickens da misafirperver biri olarak bilinirmiş; fakat ünlü masalcı Hans Christian Andersen'i 1857 yılında evinde misafir etmesi, ikili arasındaki dostluğun da sonu olmuş!

 

Geçtiğimiz günlerde Charles Dickens'ın açık artırmaya çıkarılan ve 4600 sterline satılan mektupları, ikili arasındaki dostluğun ve ayrılığın ayrıntılarını da ortaya çıkardı. Dickens, İngiltere'nin eski başbakanı Lord John Russell’a yazdığı mektuplarda, Kent'teki evinde misafir ettiği Hans Christian Andersen'den bir hayli şikayet ediyor. Andersen’in İşitme Engelliler Okulu’ndakiler gibi bir İngilizceyle konuştuğunu, Fransızca ve Dancasının da anlaşılmaz olduğunu söylüyor.

 

 

Peki Charles Dickens'ın Hans Christian Andersen'den bu denli şikayetçi olmasının sebebi neydi? Mektuplara bakılırsa, Andersen, iki hafta sürmesi planlanan ziyaretini beş haftaya kadar uzatmış ve sabahları kesinlikle rahatsız edilmemek gibi çeşitli taleplerde bulunmuş. Dickens'ın evinin bulunduğu bölgeyi oldukça soğuk bulan Andersen sabahları kimsenin gelip onu traş etmemesini de hayli yadırgamış. Andersen'in emrivaki davranışları ve ilginç istekleri Dickens'ı bir hayli bunaltmışa benziyor. Charles Dickens'ın Andersen'i ağırladığı sırada bir yandan da evliliğindeki sorunlarla boğuştuğu ve bu ruh halinin Andersen'le ilgili yorumlarına yansıdığına ilişkin görüşler de mevcut.

 

 

 

Bu ziyaretin ardından iki yazar arasındaki yazışmaların kesildiği ve ikili arasındaki arkadaşlığın sona erdiği biliniyor. Andersen'in bu ziyaretinin Dickens'ın edebiyatını da etkilediği ve Dickens'ın ünlü eseri David Copperfield'deki Uriah Heep karakterinin de Hans Christian Andersen'den esinlendiği iddialar arasında.

 

 

AE

 

 


 

 

 

Kaynak: The Guardian


 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Frank Herbert’ın Dune serisi öylesine büyük bir etki alanına sahip ki, bunu yalnızca bilimkurgu edebiyatıyla sınırlamak imkansız. Hem kurduğu dünya hem de olağanüstü detaycılığıyla eşine az rastlanır bir seviyeye ulaşan Dune'un milyonlarca hayranı yıllardır iyi bir beyazperde uyarlamasının hayalini kuruyor.

Bugün kültür sanat ajanslarına düşen habere edebiyat ve sinema tutkunlarının kayıtsız kalması imkansız!

 

Üst orta sınıf ailelerin ilk bakışta huzurlu ve konforlu görünen evlerine girip, orada tekinsiz öyküler keşfeden ve bunu yaparken de klişe kadın karakterlerden olabildiğince kaçınan Liane Moriarty, neredeyse her kitabıyla çok satanlar listelerinde başı çeken Avustralyalı bir yazar.
 

Yuval Noah Harari'nin 70 bin yıl öncesinden başlayarak Homo Sapiens türünün nasıl diğer türler arasından sıyrılıp yeryüzüne hakim olduğunu anlatan kitabı Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens, hiç kuşkusuz kürsel bir fenomen haline geldi.

Yunanistan'da bulunan Olympia Antik Kenti'nde gerçekleştirilen ve yaklaşık üç yıl süren kazılarda, hem arkeologları hem de edebiyat tarihçilerini ilgilendiren bir kil tablet keşfedildi. BBC'nin haberine göre, tabletin üzerine kazılı olan 13 satır, Homeros'un destanı Odysseia'ya ait.

 

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.