Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Düşünce özgürlüğü bülteni (23 Mart 2012)



Toplam oy: 422

Newroz yasağı şiddetle uygulandı

 

 

 

‘Erken’ kutlanamayacağı gerekçesiyle 21 Mart’tan önceki Newroz etkinlikleri yasaklanmış; BDP ise Newroz’u yasaklamalara rağmen kutlayacağını açıklamıştı. İstanbul’da polis, miting alanı Kazlıçeşme’ye erişimi engellemek için olağanüstü hal önlemleri aldı. Tren seferleri iptal edildi, otobüs, tramvay ve metrobüs seferleri sınırlandırıldı. Miting alanına ulaşmak isteyen bazı eylemciler polisle çatıştı. Olaylar esnasında Arnavutköy BDP yöneticisi Hacı Zengin yaşamını yitirdi. İstanbul Valisi Avni Mutlu, Zengin’in vücudunda darp olmadığını iddia etti; ölüm nedeninin Adli Tıp raporunda belirleneceğini ifade etti. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul şubesi ise Vali’ye “Zengin'in fotoğrafları çıktı, kafasında yaravar”  sözleriyle tepki gösterdi.

 

 

 



Diyarbakır’da da miting alanına erişimin engellenmesine rağmen eylemciler 5 km’lik bir tarlayı yürüyerek miting alanına ulaştı. Alanda toplananların gittikçe artması üzerine polisler alandan çekildi.

 

 

 

 

 

Haber kanallarında ve gazetelerde sadece şiddet ve çatışma görüntüleri yer alırken yasağa rağmen toplanan yüz binlerce kişi yer almadı. (Diyarbakır görüntülerini izlemek için tıklayınız). Şehirde 21 Mart’ta yapılması planlanan resmi ‘Nevruz’* kutlamaları ise iptal edildi.

 

 

 

 


Ağrı’da ‘gününde,’ yani 21 Mart’ta yapılacak etkinliğe de izin verilmedi. BDP il binası önüne yürümek isteyen grup engellendi. Polis, yaşanan gerginlik sırasında TOMA’nın (Toplumsal Müdahale Aracı) önüne geçen BDP'li Ağrı Milletvekili Halil Aksoy'u darp etti. Diğer milletvekillerinden Ertuğrul Kürkçü Mersin’de darp edildi; Ahmet Türk Batman’da polis tarafından yumruklandı. Şırnak’ın Cizre ilçesinde ise silah kullanıldı, Ahmet Toprakoğlu ismindeki polis memuru kurşunla hayatını kaybetti. 


İstanbul dahil pek çok valilik Newroz kutlamasını ‘erken kutlanamayacağı’ gerekçesiyle yasaklarken Eyüp Belediyesi ve Türk Dünyası Belediyeler Birliği 19 Mart’ta Eyüp Sultan Meydanı ve Eyüp Stadı'nda '3. Nevruz Şenliği' düzenledi.

* Kürtçedeki ‘Newroz’ Türkçede ‘Nevruz’ kelimesiyle karşılanıyor. Resmi makamlar ve Türk basın organları tarafından da ‘Nevruz’ ismiyle anılıyor. 

 

 

 

 


 

 

 

 

Göstericilere ateş!

 

 

Evrensel gazetesi Newroz'da göstericinin üzerine ateş eden polisin, Pınar İriz’in çektiği fotoğrafını yayınladı. Fotoğraf, Kazlıçeşme Meydanı yakınlarında, Yedikule sahil yolunda çekilmiş.

 

 

 

 

 


Nefret söylemi ve suçlarının önü açık

 

 

Nefret suçlarına dair yasal düzenleme talepleri görmezden gelinirken nefret söylemi ve nefret suçlarının önüne geçilemiyor. Güneş gazetesi Newroz mitinginde BDP’li Hacı Zengin’in öldüğü günün ertesinde, “Polis:1 BDP:0” manşetiyle çıktı. 20 Mart gecesi BDP İskenderun ilçe binasına saldıran bir şahıs ise ‘sarhoş’ olduğu gerekçesiyle serbest bırakıldı. Bu, ilçe binasına yönelik 15. saldırıydı.

 

 

 

 

 

 


Nazlı Ilıcak da CNN Türk’te yayımlanan “Dört Bir Taraf” adlı programda Sivas katliamından, öldürülmesi hedeflenen Aziz Nesin’i sorumlu tuttu. Ilıcak, katliamın gerçekleştiği koşulların görmezden gelindiğini söyleyerek Aziz Nesin'in dine hakaret ederek kitleyi tahrik ettiğini savundu; ‘dine hakaret’in ceza kanununa göre de suç olduğunu vurguladı. Ilıcak, “ama tabii bunun karşılığı da bu olmalıdır şeklinde anlaşılmak istemem...” dedi.

 

 

 


 

 

 

İHD tehdit edildi

 

 

İnsan Hakları Derneği (İHD) internet sitesinin 21 Mart 2012 günü akşam saatlerinde hacklendiğini duyurdu. Saldırıyı polisin Ahmet Türk’e yumruklu saldırısını kınayan “Newroz Piroz Be!” başlıklı yazıya bağlayan dernek, “Bir gece ansızın gelebiliriz” sözleriyle tehdit edildiklerini belirtti. Dernek, kurulduğu 1986 yılından bu yana 24 üye ve yöneticisinin silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettiğini hatırlattı ve etkin bir soruşturma başlatılmasını istedi.

 

 

 


 

 

 

Samast’la fotoğraf çekti, yükseldi

 

Hrant Dink’in katili Ogün Samast, 20 Ocak 2007’de Samsun’da yakalanıp Terörle Mücadele Şubesi’ne getirilmiş, şubenin çay ocağında elinde Türk bayrağı ile fotoğrafı çekilmişti. Fotoğrafta yanında eski Samsun Asayiş Şube Müdürü Yakup Kurtaran (solda) ile bir de asker duruyordu. Radikal gazetesinden İsmail Saymaz, fotoğraftaki polis memurunun herhangi bir ceza almadığını, aksine sürekli yükseldiğini ortaya çıkardı. Fotoğraf çekildiği esnada dördüncü sınıf komiser olanYakup Kurtaran, önce ikinci sınıf komiserliğe ardından da Malatya Emniyet Müdür Yardımcılığı’na getirildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Fotoğraf çektiren kamu görevlileri beraat edip terfi alırken bu görüntüleri basına veren, kimliği belirsiz kişi veya kişiler hakkında, ‘fotoğraf ve kamera görüntülerinin görsel ve yazılı basında yer alması suretiyle soruşturmanın gizliliğini ihlal’ iddiasıyla halen 2007/9251 numaralı bir soruşturma dosyasının bulunduğu da ortaya çıktı.


Devlet Denetleme Kurulu raporunda fotoğrafın varlığı “marjinal anlayış” olarak değerlendirilmiş, bu anlayışları ortaya çıkartan paradigmalarla hesaplaşılması gerektiği tespiti yapılmıştı.

 

 

 


 

 

 

Zarakolu’na 15, Ersanlı’ya 22,5 yıl hapis istemi

 

 

İstanbul’da yürütülen KCK soruşturmasının iddianamesi tamamlanarak İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. 147’si tutuklu 193 sanığın yer aldığı iddianamede akademisyen Büşra Ersanlı hakkında ‘terör örgütü yöneticiliği’nden 22,5 sene, yayıncı Ragıp Zarakolu hakkında da ‘örgüte yardım ve yataklık’tan 15 sene hapis isteniyor.

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

Kaypakkaya sloganına 56 yıl hapis

 

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi Demokratik Haklar Federasyonu üyesi 5 kişiyi 1973’te hayatını kaybeden TKP/ML TİKKO örgütü kurucusu İbrahim Kaypakkaya ile ilgili slogan attıkları gerekçesiyle ‘terör örgütü üyeliği’ ve ‘örgüt propagandası’ suçlarından mahkum etti. Çeşitli eylemlerde attıkları sloganlar sebebiyle sanıklardan Evrim Konak 14 yıl, Murat Kur 12 yıl, Deniz Kırbağ 11 yıl 2 ay, Hıdır Yıldız10 yıl 4 ay ve Tuğçe Özgül 8 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanık avukatları cezaları temyiz edeceklerini belirtti.

 

 

 

 


 

 

 

Yumurtaya 5, slogana 2 yıl hapis istemi

 

 

 

Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış geçen yıl 8 Aralık'ta Ege Üniversitesi'ni ziyaret etmişti. İletişim Fakültesi birinci sınıf öğrencisi ve Öğrenci Kollektifleri üyesi Esin Çalışkan ile Ayberk Demirhan, Bakan Bağış'a, "AKP defol, üniversiteler bizimdir" diye bağırmış; ardından da Esin Çalışkan elindeki yumurtayı Bakan Bağış'a fırlatmıştı. Olayı soruşturan savcı iddianamede, Egemen Bağış'ın doktor raporunda da yer aldığı gibi "sağ gözünün altından, hayati tehlike geçirmeksizin, basit bir tıbbı müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralandığı"nı belirtti. Öğrencilerden Esin Çalışkan'a ‘kasten yaralama’ suçundan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle, "AKP defol, üniversiteler bizimdir" sloganını atan Ayberk Demirhan'a ise 2 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı.

 

 

 


 

 

 

Çevreci eyleme 2 yıl hapis talebi

 

 

Rize’nin Fındıklı ilçesine bağlı Yeni Mahalle’nin sakinleri geçen sene 25 Ağustos’ta, özel bir kuruluşa ait çay fabrikasının baca dumanı ve gürültüsünün insan sağlığını tehdit ettiği gerekçesiyle protesto eylemi düzenlemişti. Gösteriye katılan 13 kişiye 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

 

 

 

Fındıklı Cumhuriyet Savcısı Mehmet Çelik’in hazırladığı iddianamede, aralarında HAS Parti İstanbul İl Başkanı Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu, Yeni Mahalle Muhtarı Hasan Sunar ve ÖDP Fındıklı İlçe Başkanı Yunus Köse’nin de yer aldığı sanıklar, "Gösteri ve toplantı yürüyüşleri kanununa muhalefet" ve "marka aleyhine davranmak"la suçluyor. Davanın ilk duruşması 30 Mayıs 2012 tarihinde görülecek. Konu hakkında basın toplantısı düzenleyen Bekaroğlu şunları söyledi:


"Şiddet kullanılmadan, kimseyi rahatsız etmeden bir eylem yapılmış… Bu savcı hukuk fakültesi 1’inci sınıf derslerini dahi okumamış. İzinli gösteri diye bir şey yok ki, izinsiz gösteri diye bir şey olsun. Herkes önceden bildirmeden, izin almadan toplantı, gösteri ve basın açıklaması yapar. Güvenlik alınmasını isterse bildirimde bulunur."

 

 

 


 

 

 

Çıkar çıkmaz soruşturma açıldı

 

 

 

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Oda TV davasının son duruşmasında tahliye olan gazeteci Ahmet Şık hakkında soruşturma başlatıldı. Şık, cezaevi çıkışındaki konuşmasında “hâkim ve savcıları terör örgütlerine hedef göstermek ve tehdit etmek” ile suçlanıyor. Şık, söz konusu konuşmasında şunları söylemişti:

 

 

 



“Eksik kalmış adalet, hukuk ve demokrasi getirmeyecek… İfade özgürlüğü meselesi sadece gazetecilerin sorunu değil… Bunun mücadelesine devam edeceğiz. Bu komployu kuran, yürüten polisler, savcılar ve hâkimler bu cezaevine girecek. Onlar buraya girdiğinde adalet gelecek. O cemaat bağlantılı, o çete bağlantılı adamlar buraya girecek"

 

 

 


 

 

 

Hacker ‘terör örgütü’ soruşturması

 

 

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün internet sitesini çökertip aldığı gizli bilgileri internette yayımlayan Redhack’e (Kızıl Hackerlar) operasyon düzenlendi; gözaltına alınan 17 kişiden 7’si silahlı terör örgütü suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklanan şüpheliler savunmalarında Redhack grubunun ‘silahlı terör örgütü’ olduğunu bilmediklerini ve kendilerine ait ev aramalarında suç delili olarak Playstation CD’lerine el konulduğunu belirtti.

 

 

 


İnternetteki konuşmalarda yapılan bazı espriler de soruşturma konusuydu. PreCipiCe nickini kullanan Karagenç’e ‘Andımız’ ve ‘Sıra ülke kurmakta’ şeklindeki konuşmalar hatırlatılarak “Bu örgüte ait andınızın olduğu, sıranın ülke kurmaya geldiği şeklinde bölücülüğe yönelik görüşmelerinizin olduğu tespit edilmiştir. Hangi terör örgütüne mensupsunuz? K.C.Y örgüt isminin kısalması mıdır?” diye soruldu. Karagenç ise herhangi bir örgüt üyesi olmadığını, ‘And’ın espri amaçlı olduğunu, Manyak nickini kullanan şahsın Facebook’ta kullandığı ismin Kızıl Can Yıldız olduğunu ve K.C.Y.’nin de bu adın kısaltması olduğunu söyledi.

 



Radikal’e konuşan Redhack grubu, gözaltına alınanların üyeleri olmadığını, sadece Facebook’tan paylaşım yaptıklarını ifade etti. Grup üyeleri, belge sızdırmak suçsa bunu parayla veya cemaat yardımıyla yapan kurumların da soruşturulması gerektiğini söyledi.

 

 

 


 

 

 

Poşulu Cihan 25 ay sonra özgür!

 

 

‘Terör örgütüne üye olmak’ suçundan yargılanan Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Fakültesi öğrencisi Cihan Kırmızıgül 25 ay tutukluluğun ardından, 8. duruşmada tahliye edildi.

 

 

Cihan Kırmızıgül'e destek vermek isteyen yüzlerce kişi, sabah erken saatlerden itibaren Çağlayan Adliyesi önünde bir araya geldi. Eyleme kardeşi Serhat Kırmızıgül ve BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de katıldı. Grup adına basın açıklaması yapan Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Yasemin İnceoğlu, Kırmızıgül’ün aleyhinde hiçbir delil olmadığını ifade etti.    

 

 


Cihan Kırmızıgül, yüzleri poşuyla gizlenmiş bir grubun bir markete molotof kokteyli attığı eylemin ardından, poşusu olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştı. Üçüncü duruşmada gizli tanığın “Benim ifademde gösterdiğim kişi bana gösterilen kişi değildir” demesine rağmen tutukluluğunun devamına karar verilmişti.

 

 

 


 

 

 

Bu haftanın ifade özgürlüğü duruşmaları

 



Sanık: Temel Demirer
Mahkeme ve duruşma tarihi: Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 28 Mart 2012, Saat: 10:40
Açıklama: 20 Ocak 2007'de Hrant Dink'in öldürülmesini protesto etmek için Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde toplanan yaklaşık 800 kişiye konuşan ve “Bu ülkede Ermeni soykırımı olmuştur” diyen yazar Temel Demirer hakkında, Ankara Emniyet Güvenlik Şube Müdürlüğü'nün suç duyurusunun ardından dava açıldı. Demirer, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği ve Türkiye Cumhuriyeti'ni alenen aşağıladığı iddiasıyla yargılanıyor.

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

"Sir" unvanına sahip Arthur C. Clarke'ı yalnızca 2001: Bir Uzay Destanı gibi klasikleşmiş yapıtlarıyla değil, Britanya edebiyatında bilimkurgu türüne verdiği destekle de hatırlıyoruz. Clarke'ın 1987 yılında başlattığı ve onun adını taşıyan Arthur C.

Haruki Murakami’nin merakla beklenen yeni romanı, Japonya’da geçtiğimiz yıl Şubat ayında yayımlanmıştı. Penguin Books, kitapla ilgili merak edilen beş noktayı açığa kavuşturmuş:

 

Frank Herbert’ın Dune serisi öylesine büyük bir etki alanına sahip ki, bunu yalnızca bilimkurgu edebiyatıyla sınırlamak imkansız. Hem kurduğu dünya hem de olağanüstü detaycılığıyla eşine az rastlanır bir seviyeye ulaşan Dune'un milyonlarca hayranı yıllardır iyi bir beyazperde uyarlamasının hayalini kuruyor.

Bugün kültür sanat ajanslarına düşen habere edebiyat ve sinema tutkunlarının kayıtsız kalması imkansız!

 

Üst orta sınıf ailelerin ilk bakışta huzurlu ve konforlu görünen evlerine girip, orada tekinsiz öyküler keşfeden ve bunu yaparken de klişe kadın karakterlerden olabildiğince kaçınan Liane Moriarty, neredeyse her kitabıyla çok satanlar listelerinde başı çeken Avustralyalı bir yazar.
 

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.