Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Frank Herbert'ın "Dune"u sonunda hak ettiği uyarlamaya kavuşacak gibi...



Toplam oy: 55

Frank Herbert’ın Dune serisi öylesine büyük bir etki alanına sahip ki, bunu yalnızca bilimkurgu edebiyatıyla sınırlamak imkansız. Hem kurduğu dünya hem de olağanüstü detaycılığıyla eşine az rastlanır bir seviyeye ulaşan Dune'un milyonlarca hayranı yıllardır iyi bir beyazperde uyarlamasının hayalini kuruyor.

1948’de David Lynch’in direksiyonda olduğu uyarlama tam bir fiyaskoyla (bunda neredeyse tüm seyirciler hemfikir!) sonuçlanmıştı. Yapımcılar, Eraserhead ile “tuhaflığını” kanıtlayan Lynch’e, bir başka tuhaf dünyayı görsel dile aktarma görevini kendilerince uygun bulmuşlardı herhalde! Ancak Lynch ne denli özgün bir yönetmen olsa da, Frank Herbert’ın dünyasıyla kan uyuşmazlığı vardı.

 

 

Sinemanın saykodelik şairlerinden Alejandro Jodorowsky’nin efsanevi projesi ise storyboard’lar ve muhteşem çizimler düzeyinde kaldı her seferinde. Hep bir rüya projenin çekiciliğini taşıdı.

Dune hayranlarının pek çoğu haberdardır, Arrival ve Blade Runner 2049 gibi filmleriyle ustalığını konuşturan Kanadalı yönetmen Dennis Villeneuve bir süredir iddialı bir Dune uyarlaması için çalışmalarını sürdürüyor.

Ekim ayında çekimlerine başlanacağı duyurulan projenin detayları da belli olmaya başladı. Romanın ana karakterlerinden Paul Atreides rolü için, Beni Adınla Çağır’la yıldızı parlayan Timothée Chalamet ile yapılan görüşmeler son aşamaya gelmek üzere.

 

Dennis Villeneuve (ortada), Timothée Chalamet (sağda)

 

Genç yaşında Oscar adaylığına layık görülen ve sayısız ödül kazanan Chalamet’yi Interstellar ve Lady Bird gibi filmlerden de hatırlıyoruz.

Projenin başındaki isim Villeneuve, Dune’u uyarlamanın onun için bir rüya projesi olduğunu söylüyor ve kitaba sadık kalmak konusunda Lynch’ten birkaç adım daha ötede olacağını vurguluyor. Dune gibi yoğun bir metni perdeye iki bölüm halinde aktaracaklarının haberini veriyor. Umarız Villeneuve'ün rüyasını, Jodorowsky’nin rüyasının aksine, perdede tüm ihtişamıyla görme fırsatına ulaşırız.

 

 


 

 

Kaynak: Indiewire

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür A.Ş. ve Cervantes Enstitüsü işbirliği ile 22-23 Şubat 2019 tarihlerinde Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda, Modern Avrupa'nın ilk romanı olarak kabul edilen Don Kişot’un yazarı Cervantes ile ilgili bir dizi etkinlik gerçekleştirilecek. Bu etkinlikle İstanbul “Don Kişot Rotası”nda yer alan şehirler arasına resmen girmiş olacak.

Bosna’nın millî şairi ve Aliya İzzetbegoviç’in yakın arkadaşlarından Cemalettin Latiç için Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi tarafından, İBB Kültür Daire Başkanlığı’nın desteğiyle bir saygı programı düzenleniyor.

1965 ile 1975 yılları arasında İstanbul Ansiklopedisi’ne madde hazırlayan arkeolog, müzeci ve yazar Erdem Yücel, Koçu’nun çalışma yöntemleri ve yayının oluşumuna dair tanıklıklarını anlatacak: “Reşad Ekrem Koçu’yu 1952 yılında Vefa Lisesi’nde tanımıştım.

Bu yıl 4.’üncüsü düzenlenecek olan “Uluslararası Türkiye Arapça Kitap ve Kültür Günleri” 22 Şubat’ta Üsküdar Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde kitapseverlere kapılarını açıyor.

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.