Murakami uyarlaması Burning Altın Palmiye'nin favorisi | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Murakami uyarlaması Burning Altın Palmiye'nin favorisi



Toplam oy: 39

Haruki Murakami'nin "Barn Burning" adlı öyküsünden sinemaya uyarlanan Burning, Cannes Film Festivali'ndeki dünya galasının ardından eleştirmenler arasında büyük heyecan yarattı.

 

Güney Kore'nin en önemli yönetmenlerinden Lee Chang-dong'un imzasını taşıyan film, Screen dergisinin bir Cannes geleneği olan yıldız tablosunda gelmiş geçmiş en yüksek ortalamaya ulaştı (4 üzerinden 3,8) ve şimdiden merak uyandırdı.

 

Burning, sınıflar arası gerilimlerden beslenen bir kara film. Secret Sunshine (2007) ve Poetry (2011) gibi filmleriyle uluslararası arenada sayısız ödül alan Lee Chang-dong'un bu kez başyapıtına imza attığı konusunda pek çok eleştirmen hemfikir.

 

Burning'in Cannes'daki gösterimi için hazırlanan üçlü afiş çalışması

 

Burning'in Cannes'ın en büyük ödülü olan Altın Palmiye'ye uzanıp uzanamayacağını 19 Mayıs Cumartesi akşamı gerçekleşecek ödül töreninde göreceğiz. Altın Palmiye'ye karar verecek jüride bu yıl Cate Blanchett (jüri başkanı), Denis Villeneuve, Andrey Zvyagintsev, Chang Chen, Ava DuVernay, Robert Guédiguian, Khadja Nin, Léa Seydoux ve Kristen Stewart yer alıyor.

 

19 Mayıs akşamı, bir başka önemli edebiyat uyarlaması da ilk kez seyirci karşısına çıkacak. Terry Gilliam'ın yıllar boyu türlü uğursuzluklar nedeniyle hayata geçiremediği Don Kişot projesi, sonunda mutlu sona ulaşacak gibi gözüküyor.

 

Adam Driver, Jonathan Pryce ve Stellan Skarsgård'ın başrolünde yer aldığı The Man Who Killed Don Quixote, Gilliam'ın 20 yıllık tutkusu ve türlü badireler atlattıktan sonra, Cannes'ın kapanış filmi olma onuruna ulaşmak Gilliam'ın içini bir nebze soğutacaktır umarız!

 

The Man Who Killed Don Quixote'den bir kare

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Ursula K. Le Guin yaşamı boyunca sinema ve televizyon uyarlamalarına mesafeli olmuştu, ancak fantazya ve bilimkurgunun erdemli sesini kaybetmemizin ardından, onun metinlerinden ilham alan projelerin sayısı da günbegün artıyor. Buna da pek azımız itiraz edebilir belli ki! Onun hakkında her gün bir şey okusak/izlesek sıkılmayız.

Orwell’in totaliter bir rejim alegorisi kurduğu Hayvan Çiftliği’nden şu cümle pek çoğumuzun aklındadır: "Bütün hayvanlar eşittir, ama bazı hayvanlar daha eşit!" Kolayca insanlara uyarlanabilecek bir önerme.

2001 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen V.S. Naipaul, pek çok açıdan tam da çağımızın yazarıydı. Hint asıllı edebiyatçı, Trinidad ve Tabogo adalarında doğdu, Oxford'da öğrenim gördü ve yaşamının büyük bir kısmını İngiltere'de geçirdi. Sınırları, kimlikleri bulandıran hayatı her daim hareket halindeydi.

 

Murakami’nin müziğe olan sevdası malum. Bir dönem, üniversite eğitimini yarıda bırakıp Tokyo’da caz bar işleten Murakami için müzik hem maraton koşuculuğunun hem de yazıyla ilişkisinin vazgeçilmez bir parçası.

Pek çoğumuzun Kurt Vonnegut’la tanışması Mezbaha No. 5 ile olmuştur. Kendisi de II.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.