Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Ünlü yazarlar, ünlü kitaplar



Toplam oy: 747

"Eğer iyi bir yazar olmak istiyorsanız," diyor Stephen King, Yazma Sanatı isimli kitabının başında, "Her şeyden önce şu ikisini mutlaka yapmanız gerekiyor: Çok okumak ve çok yazmak." King'in her ikisini de fazlasıyla yaptığını söylemek mümkün, diğer pek çok başarılı yazar gibi. Ama acaba neler okudular? Yazarların kitap okurken çekilmiş fotoğraflarına baktığımızda pek çoğunun kendi kitaplarını okuduklarını (ya da en azından onları okurken fotoğraf verdiklerini) fark ettik. Bakalım hangi yazarlar, hangi kitapları okumuşlar zamanında:

 

 

 

 

William S. Burroughs,  1950 yılında, New York'ta. Okuduğu kitabın adı Vents.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

William Faulkner, Oscar Williams'ın Hafif Mısranın Gümüş Hazinesi (The Silver Treasury of Light Verse) isimli şiir kitabını okuyor.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

Patti Smith Wallace Stevens'ın şiirlerinden derlenmiş bir kitabı okuyor.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Stephen King, bir beyzbol maçı esnasında Lee Child'ın Tripwire kitabını okuyor.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

Ezra Pound, 1963 yılında Venedik'te Parşömenler ve Hristiyanlığın Kökenleri (The Scrolls and Christian Origins) kitabını okuyor.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

Anton Çehov, Moskova Sanat Tiyatrosu'ndaki dostlarına Martı'yı okuyor.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

Zora Neale Hurston  Amerikan İşleri (American Stuff) isimli kitabı okurken.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

Italo Calvino, kendi kitabı olan Palomar'ı okuyor.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

Nick Hornby, kitabı Futbol Ateşi'ni okuyor.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

Vladimir Nabokov, kitabı Pnin'i okuyor.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

J.D. Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar'ı okuyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

DDD

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Pera Müzesi Blog, Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği (FABİSAD) iş birliğiyle, “Gece Yarısı Korku Hikayeleri” isimli yeni ve tüyler ürpertici bir hikaye dizisi sunuyor. FABİSAD üyesi yazarların Pera Müzesi’nin Mario Prassinos: Bir Sanatçının İzinde, İstanbul-Paris-İstanbul sergisindeki eserlerden ilhamla yazdıkları korku hikayeleri sergi boyunca yayımlanacak.

 

Dil, toplum içinde yaşayan bireyin düşünüş ve eylemlerini yansıtan bir ayna ise, ayrımcılık ilk dilde başlar. Dili en etkili şekilde kullanabilen yazarların iletişim gücünü göz önüne aldığımızda, söz ve edebiyatın insanları birleştirici bir misyonu olmalı mıdır? Bu türden bir yaklaşım edebiyatın yaratıcı alanını nasıl etkiler?

 

Ayşe Kulin İtalya'nın en prestijli roman ödüllerinden biri kabul edilen Premio Roma'da finale kalan 5 yazar arasından sıyrılarak ödüle değer görüldü.

 

Özellikle Da Vinci Şifresi romanıyla birlikte dünya çapında büyük bir ilgiyle takip edilmeye başlanan yazar Dan Brown, kitaplarına kaynak olan kütüphaneye 300 bin euro bağışta bulundu.

- 10 Haziran günü Avesta Yayınları'nın deposunda çıkan yangınla ilgili olarak bugün, Türkiye Yayıncılar Birliği'nden bir basın açıklaması yapıldı. Metinde şu ifadeler yer alıyor: "Avesta Yayınları’nın Diyarbakır’ın Sur ilçesi, İskenderpaşa Mahallesi’nde bulunan deposu 10 Haziran 2016 gecesi 22.00 sularında, kimliği belirsiz kişilerce ateşe verilmiştir.

Söyleşi

Kalben ile söyleşi: Otobiyografik bir ilk albüm

 

Mehmet ERKURT

 

ŞahaneBirKitap

Kadere başkaldırmak şüphesiz bir kahramanlıktır. Hatta kahramanlık dediğimiz şey, her şeyden önce kadere başkaldırmakla başlar belki de. Hikayelere bakacak olursak, sonu da iyi biter genellikle; kader değişir, kahraman olgunlaşır, bir anlamda mutlu son yakındır. Kahraman hem dünyayı hem de kendisini değiştirmiş olacaktır büyük ihtimalle.

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.