Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi


Dosya Arşivi

En çok okunanlar  

Dosya


Okuma Listeniz: Yazın mutsuz olmak yasak mı?

Hava sıcak. Caz Festivali bitiyor. Kitap kargo paketlerinde korkunç bir azalma var. Kültür sanat gazetecilerinin ve yayınlarının en çileli aylarıdır temmuz ağustos. Mars gezegeninin kaya yapısının Dünya ile benzerlik gösterdiği Yeşilova bölgesindeki Salda Gölü’ndeki beyaz kumsala uzanıp; tüm yıl okuyamadığım, dudak ısırarak “az sabır, gülüm” dediğim kitaplarla uyuyakalmanın hayalini kuruyorum.


Televizyon // Muhteşem bir müfredat; değil!

Karikatürlere tepki gösteren meslek odalarının normal sayıldığı bir eleştiri ikliminde, Osmanlı'nın en çok konuşulan dönemini konu etmenin büyük tartışmalara yol açacağı tahmin ediliyordu. Muhteşem Yüzyıl çeşitli badirelerle, muhafazakar kesimin eleştiri ve protestoları eşliğinde ikinci sezonu da popülerliğinden ciddi bir kayıp olmaksızın devirdi.

 

 

 


Karne: Yazar Olabilir miyim?, Paradoks, Saklı Şiirler

Üç kitabı baskısı, kapağı ve iç sayfaları yönünden değerlendirdiğimiz Karne'nin baskı kritikleri Libris Lipum, tasarım kritikleri Bila Perva tarafından yapılmıştır.

 

 

 

Saklı Şiirler, Ayşe Kulin, Everest Yayınları

 

 

Baskı



Gölgede Kalanlar // Montaigne de tatile çıkmış

Her sene özellikle bu zamanlar adlarını daha çok duyduğumuz yazarların kitapları da yayımlandığına göre, yaz gelmiş demektir… Hatta geç bile kaldık. “Bu yaz ne okuyalım” listeleri konusunda da sıkıntı çekmediğimiz göz önünde bulundurulursa, bavula bu listelerin tepesinden bir iki kitap atıp tatile çıkabiliriz!


Edebiyatımızın çapkınları

"Nisan mayıs ayları gevşer gönül yayları" sözü bana daima çapkınlığı çağrıştırmıştır. Bahar elbet çok uzaklarda kaldı ama baharlar gelip geçse, aşklar yaşanıp bitse de çapkınlık hep baki kalır.

 


Uzun çocuk: İlhan Berk

Efsanesini, rivayetlerini, aşklarını, resimlerini, şiirini, anılarını, hepsini yalnızca bir ada sığdırıp ya da bir adda toplayıp, hepsi olmak, hepsinde olmak ve hepsinin olmak zordur.


Keşfet: Şehir ve Kültür, İstanbul

Bu ay Keşfet'te Serdar Kuzuloğlu'nu konuk ettik. Kuzuloğlu bize kendi eliyle oldukça güncel bir kitap önerdi: Şehir ve Kültür, İstanbul.

 

 


Kelebek Etkisi // Sevgilinin adı Anne

Kırık bir kemik büyük bir azap kaynağından başka ne olabilir ki? Ama söz konusu edebiyatsa, o kırık kemikten bile sarsıcı bir eserin doğduğuna tanık olabilirsiniz.


Kararsız Okur: Kan damlıyor sayfalardan

Vampir edebiyatı, ya da edebiyatta vampir teması o kadar bereketli ki neredeyse alt grubu olduğu Gotik edebiyattan bile büyük bir külliyatla karşı karşıyayız. Vampir, kötücülükle pişmanlık, günahkarlıkla nefsi terbiye etme, akıl çelmekle avlamak arasında gidip gelen cıva ruhlu son derece çekici ve soylu bir karakter. Kurban ile canavar ruhunda hep kavga ediyor.


Sokaktan: Ankara'da bir vampir hayaleti dolaşıyor: Edward Cullen

Ankara'nın adı kitapçılarla özdeşleşmiş Olgunlar Sokağı'nda bir bozkır ikindisi. Gölgelik kitapçı önleri, bunaltıcı temmuz sıcağında Ankaralılar için kitap bakmanın yanı sıra usulca bir nefeslenme yeri gibi. Vampir edebiyatına ve sinema uyarlamalarına dair görüşler ekseriyetle gençliğinin ilk demlerindeki taze belleklerden.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.