Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi
 Üye eleştirileri bölümü idefix üyelerinin kitaplara yaptıkları eleştirilerden derlenmektedir. Eğer siz de eleştirinizin bu bölümde yayınlanmasını istiyorsanız dilediğiniz kitabı idefix’te eleştirebilirsiniz. Eleştirileriniz idefix editörlerinin kontrolünden sonra değerlendirmeye alınacaktır.

Üye Eleştirileri Arşivi

En çok okunanlar  

Üye Eleştirileri


Boşa Geçen Yıllar

Nazım Hikmet'in 1940 yılından 1950 yılına kadar kaldığı Bursa hapishanesinden Kemal Tahir'e yazdığı mektupları okuyunca onun ne kadar değerli bir sanatçı olduğu çok iyi anlaşılıyor. Mektuplarının her satırı buram buram insan sevgisi, yurt sevgisi kokuyor. Hemen hiçbir mektubunda karamsarlık, ümitsizlik yok. Her konuda iyimser.


Kaçan Fırsat

Hakan Günday kendi okuyucusunu yaratmış bir yazar. Her romanı merakla bekleniyor. Ziyan´daki anlatımı göz önüne alındığında kaleminin daha da sağlamlaştığı söylenebilir. Zira ilk romanlarında çok savruk bir Türkçe ve çok fazla düşük cümle vardı. Kinyas ve Kayra çok sevilmesine rağmen, kabul etmek gerekir ki, edebi anlamda pek ekonomik bir roman sayılmazdı.


Gogol ve "Bilinçli Kötülük"

Romana başlamadan önce "ölü canlar"ın köleler olduğunu biliyordum ve romanın da kölelik düzeninin eleştirisi olduğunu düşünüyordum. Ne büyük yanılgı! Bu kanı bende nerde oluştu bilmiyorum. Daha sonra araştırdığımda çoğu yerde romanın bu şekilde tanıtıldığını gördüm.


Gerçekten kendine özgü mü?

Latife Tekin'i 15- 20 yıldır takip ederim. Hem edebi anlamda hem de Gümüşlük'teki faaliyetlerinden ötürü.


Çağımızın Ontolojik Çıkmazı

Alain De Botton ülkemizde çok sevilen yabancı yazarlardan. Onu duyulan bu sevgideki en temel belirleyici özellik, süreklilik duygusu. Botton daha önceki örneklerde gördüğümüz gibi rastlantıların ve koşulların yardımıyla sadece tek bir kitabıyla değil, neredeyse tüm külliyatıyla sevildi Türkçe'de. Öyle ki, Çalışmanın Mutluluğu isimli son kitabı kendi ülkesinden önce Türkiye'de basıldı.


Düşünce Geleneklerine Karşılaştırmalı Bir Bakış

Düşünce tarihi denildiğinde tarih kelimesi ağır basıp, yeni bir şey sunabilecek olmadığını düşündürdüğünden midir nedir, özellikle kitap formatında fazla ilgi gören bir konu olduğunu söylemek kolay değil.


Roma'da Şüpheci ve Alaycı Bir Dedektif

Didius Falco, bahsettiğim üzere (zamanının dedektifi anlamına gelen) bilgi toplayıcı olarak çalışıyor. Roma'nın merkezinde ucuz ve araştırma talep etmeye gelen karanlık tiplerin de rahat girebildiği bir çatı katında yaşıyor. Roma döneminde çatı katları en ucuz yerler-miş-. Falco, ilk kitabıyla bile klasik bir dedektif mertebesine ulaşıyor.


Bir krizin ardından: Epikriz

Tuncay Durmuş'un ilk öykü kitabıymış bu. Devamının gelmesini umuyoruz elbette. Bir psikiyatrik krizin ardından kalanların anlatıldığı, güzel bir kitap. Özellikle psikiyatriye, psikiyatri öykülerine ilgi duyanların seveceği türden. Öyküler gerçekle sanrıların iç içe geçmesiyle oluşturulmuş. Çoğu yerde bu ikisi arasındaki sınırı belirlemek de son derece güç.


Cevdet Bey ve Oğulları

Orhan Pamuk'tan kuşakların senfonisi!


Bir Ruh Macerası

Ayşe Hanım ile aynı kuşaktan olmasak da, benim de mensubu bulunduğum kuşağın gençliğinde kıvrandığı anlamsızlık deryalarından Sartrelar, Kierkegaardlar ve bol bizden olmayana duyulan hayranlıkla geçmiş hatta heba olmuş hayatımı anlatıyor adeta kitap! Ve bir de "niçin İbni Arabi'yi bu kadar geç yaşımda keşfetmek zorunda bırakıldığımın" isyan çığlıklarını sanki duymuş gibi bana geri fısıldıyor..

Söyleşi

100. sayımızla birlikte hazırlamaya başlayacağımız Yayınevi Hikâyeleri’nde sözü alternatif işler üreten, okurları edebiyatın özgün örnekleriyle tanıştıran sevdiğimiz yayınevlerine bırakıyoruz.

ŞahaneBirKitap

Sanat eleştirmeni, sanat tarihçisi, ressam, şair, toplumbilimci, düşünür John Ruskin, On Dokuzuncu Yüzyılın Fırtına Bulutu eserinde sanayi devriminin sonuçlarını çevresel yönden ele alıyor.

Editörden

Ütopya fikrinin ortaya çıktığı Ortaçağ Batı’sı, insanlığa karanlık bir gelecek vaat etmesine rağmen, kendi topraklarında doğmuş “rahatsız ruhlar” eliyle her zaman temize çekildi. Birilerinin ütopyası, başka birilerinin distopyası oluyordu çünkü. Batı’nın en parlak ütopyası İngiltere’dir ve ne hikmetse ütopya dediğimiz tür de İngilizler eliyle pazarlanmıştır tüm dünyaya.